Hiçbir şey yapmamak için buluşuyoruz: Gen Z’nin yeni trendi rest club nedir?
Arkadaşlarla buluşmak deyince akla genellikle uzun süre önceden yapılmış ve genel hatları belirli olan bir plan geliyor. Kahve içmek, konsere gitmek ya da mahallede açılan yeni mekanı keşfetmek bunlar arasından ilk aklımıza gelenleri. Ancak bazen modern hayat, en keyifli olmamız gereken sosyalleşme anlarını bile katı bir iş planına dönüştürebiliyor. Belki de Michelin restoran rezervasyonlarının, kitap kulüplerinin, workshop’ların ya da koşu kulüplerinin bir yerden sonra sıkıcı gelmesi de tam olarak bundan kaynaklanıyor. Her alanda farklı düşündüğünü kanıtlayan Z kuşağı ise modern sosyalleşme alışkanlıklarına “rest club” trendiyle yeni bir bakış getiriyor.
New York’ta ortaya çıktıktan sonra bu isimle anılan ve tüm dünyaya yayılan bu trend, sosyal buluşmalardan neredeyse hiçbir şey beklemiyor. “Club Rest Stop” adı altında düzenlenen buluşmalarda insanlar spontane şekilde bir araya geliyor ve ya yere uzanıyor, ya sessizce oturuyor ya da sadece bir süreliğine de olsa bir şeylere yetişme stresinden uzaklaşıyor. Özellikle Gen Z arasında ilgi gören dinlenme kulübü fikri tam da bu ortak noktadan besleniyor: Dinlenmek için yalnız kalmak yerine bunu başkalarıyla birlikte yapmak.
İlk duyduğunuzda biraz tuhaf gelse de günün her boşluğunu değerlendirmeye alıştığımız bir dönemde, hiçbir şey üretmek zorunda olmadığınız bir buluşmanın cazibesi de giderek daha anlaşılır hale geliyor.
Rest club nedir?

Rest club, insanların belirli aralıklarla bir araya gelerek dinlenmeye bilinçli biçimde zaman ayırdığı sosyal buluşmaları anlatıyor. Bu buluşmalar spor yapmak, kitap okumak ya da yeni insanlarla tanışmak gibi somut bir amacın aksine genellikle gerçek anlamda hiçbir şey yapmama rahatına odaklanıyor. Örneğin; trendin öncüsü kabul edilen New York Club Rest Stop, aylık olarak çoğunlukla parklarda yapılıyor ve etkinliklerin bazılarında ses banyosu gibi modern insanı günlük yaşamın stresinden uzaklaştıran uygulamalar bulunuyor. Bazen de buluşmanın esas ilhamını birlikte ama sessiz geçirilen anlar oluşturuyor.
New York’un ardından tüm dünyada akıma dönüşen rest club buluşmalarının temelinde fiziksel dinlenmenin yanı sıra birbirinden farklı yedi dinlenme türü bulunuyor.
- Fiziksel dinlenme; bedenin gerçekten mola vermesine alan açıyor. Parkta yapılan kısa bir kestirme ya da bedeni zorlamayan hafif esneme hareketleri bu ihtiyacın bir parçası olabiliyor.
- Zihinsel dinlenme; sürekli düşünen ve yapılacaklar arasında dolaşan zihnin temposunu düşürmeye odaklanıyor. Kısa molalar vermek ve bir süre zihni serbest bırakmak bu alanı destekleyebiliyor.
- Duyusal dinlenme; ekranlar, bildirimler, parlak ışıklar, kalabalık ve gürültü gibi gün boyunca maruz kaldığımız uyaranları azaltmayı içeriyor. Bazen telefonu sessize almak ya da sadece birkaç dakika gözleri kapatmak bile fark yaratabiliyor.
- Yaratıcı dinlenme; sürekli üretmek yerine ilhamı besleyen deneyimlere alan açmayı ifade ediyor. Doğada zaman geçirmek ya da herhangi bir sonuç üretme baskısı olmadan güzel bir şeyi izlemek yaratıcı zekayı geliştirebiliyor.
- Duygusal dinlenme; hisleri bastırmadan ve sürekli “iyiyim” görüntüsü vermeye çalışmadan kendin olabilme özgürlüğüne odaklanıyor. Güvendiğiniz biriyle açık konuşmak ya da bir süre kimseyi memnun etmeye çalışmamak da bunun parçası olabiliyor.
- Sosyal dinlenme, sizi tüketen sosyal etkileşimlerle iyi hissettiren ilişkiler arasındaki farkı fark etmeyi gerektiriyor. Bazen daha az sosyalleşmek, bazen de yanında rahatça kendiniz olabildiğiniz insanlarla vakit geçirmek daha dinlendirici olabiliyor.
- Spiritüel dinlenme ise gündelik koşturmanın ötesinde anlam, aidiyet ve bağ hissine alan açıyor. Meditasyon, dua, topluluk hissi, gönüllülük ya da kişisel değerlerle yeniden bağlantı kurmak bu ihtiyacı destekleyebiliyor.
Rest club fikrinin en ilginç tarafını ise bütün bunları tek başına yapmak yerine sosyal bir ortamda ama kendi başına deneyimleme ayrıcalığı tanımlıyor.
Neden birlikte dinlenmek bu kadar cazip geliyor?

Dinlenmenin önündeki en büyük engellerden biri bazen zamandan ziyade hiçbir şey yapmadığımızda hissettiğimiz rahatsızlık oluyor. Verimlilik odağında ilerleyen modern yaşamda boş bir öğleden sonrası bile hızla değerlendirilmesi gereken zaman haline gelebiliyor. Birkaç saat uyumak yerine evi toparlamak, film izlemek yerine online eğitim almak veya sonraki günün işlerini bitirmek daha kabul edilebilir hissettirebiliyor.
Üretkenliğin kişisel değerle kolayca birbirine karıştığı bu düşünce biçimi, dinlenirken bile suçluluk duymamıza neden olabiliyor. Bir şey yapmadığımızda zaman kaybettiğimiz hissi, dinlenmeyi günlük hayatın doğal bir parçası olmaktan çıkarıp ancak yeterince yorulduktan sonra hak edilen bir ödüle dönüştürebiliyor.
Rest club’ın önerdiği şey ise bu fikrin tam karşısında duruyor. Bir grup insan yalnızca dinlenmek için buluştuğunda, hiçbir şey yapmamak ortamın temel amacı haline geliyor. Birinin bilgisayarını açıp çalıştığını veya yapılacaklar listesini tamamladığını görmediğinizde sizin de sürekli aktif olmanız gerektiği hissi azalabiliyor. Üstelik insanların duygusal durumları birbirinden tamamen bağımsız işlemediğinden işin sosyal tarafı da önem kazanıyor. Nitekim sakin ve güvenli hissettiren kişilerle aynı ortamda bulunmak kendi duygu düzenlememizi de etkileyebiliyor.
Kendi rest club’ınızı nasıl yaratabilirsiniz?

Rest club’ları ilginç yapan şey, dinlenmenin saklanması veya gerekçelendirilmesi gereken bir davranış olmadığını hatırlatması. Elbette bunun için New York’ta düzenlenen büyük bir topluluğa ihtiyacınız yok. Rest club fikri birkaç arkadaşla hatta düzenli olarak görüştüğünüz tek bir kişiyle bile günlük hayata uyarlanabilir:
- Bir parkta battaniyenizi serip kitap okumadan veya telefona bakmadan biraz uzanabilirsiniz.
- Aynı odada sessizce kitap okuyabilir, müzik dinleyebilir veya pencerenin önünde oturabilirsiniz.
- Telefonları bir kenara bırakıp kısa bir ekran molası verebilirsiniz.
- Konuşma zorunluluğu olmadan yürüyüş yapabilir veya doğada zaman geçirebilirsiniz.
- Çok yoğun bir haftanın ardından “bir şeyler yapalım” demek yerine birlikte hiçbir şey yapmamayı planlayabilirsiniz.
Rest club trendinin en dikkat çekici yanı, dinlenmeyi hayatımızdaki diğer aktiviteler kadar görünür hale getirmesi. Takvimimize toplantıları, spor saatlerini, yemekleri ve sosyal planları ekleyebiliyorsak dinlenmeyi de kendiliğinden ortaya çıkmasını beklediğimiz boş zamana bırakmak zorunda değiliz.
Üstelik bazen ihtiyacımız yeni bir hobi, daha verimli bir rutin veya bir başka kişisel gelişim hedefi olmayabiliyor. Bazen birkaç saat boyunca hiçbir yere yetişmeyeceğimizi bilen başka insanların yanında oturmak da yeterli gelebiliyor.
Kaynak: realsimple, psychologytoday
İlginizi çekebilir: Hiçbir şey yapmama sanatı: Yenilenmek için durmaya ne dersiniz?