Her şey zıddıyla var olurken özgürlük nedir?

Tüm duygularını yaşamaya izin verebilen bir insan gerçek anlamda özgürdür.

Hepimizin karamsarlığa, duygusallığa, hüzne kapıldığı günler oluyor mutlaka bu hayatta.

Unutuyor insan o zamanlarda bir güneş olduğunu. Sabahları güneş gibi doğduğunu ve her şeye yeniden başlama şansı olduğunu.

Bazen unutuyor insan milyonlarca olasılığı olduğunu.

Bazen unutuyor insan şükretmeyi. Kaybettiklerine odaklanıp sahip olduklarını unutabiliyor.

Bazen unutuyor insan tek bir yerden destek beklerken ne çok yerden destek aldığını.

Bazen unutuyor insan hatalarına odaklanırken yaptığı iyilikleri.

Bazen unutuyor insan başaramadıklarına odaklanırken başardıklarını görmeyi.

Bazen unutuyor insan başkalarını mutlu etmeye çalışırken kendini sevmeyi.

Bazen unutuyor insan sevilmek ve kabul görmek için çırpınırken ne kadar özel olduğunu.

Her şey zıddıyla var olurken özgürlük nedir?

Bizi huzursuz eden, mutsuz eden tek şey, egosal bilicimizin yarattığı tüm kavramların, ayrımların, tanımların yaşamımızı yönetmesine izin vermemizdir. Eğer yaşanılandan memnun değilsek ve Allah’ın sonsuz ışığını, güzelliğini buraya yansıtmak istiyorsak, burayı bir cennete dönüştürmeyi arzuluyorsak, saklandığımız yerden çıkmalı ve içimizde hapsettiğiniz karanlık yanlarımızla yüzleşmeliyiz. Bastırdığımız her şeyi gün yüzüne çıkarmalıyız. Duygularımızı özgürce yaşamaya izin vermeliyiz. Fakat biz iyi diye nitelendirdiğimiz yönlerimizi özgürce yaşayabiliyorken, hoşlanmadığımız tüm duyguları bastırıyoruz. Peki bu işe yarıyor mu? Öfkelenmeyeceğim derken daha çok öfke oluyorsun, pozitif kalacağım derken daha negatif oluyorsun, yargılamayacağım derken daha çok yargı oluyorsun. Benliğini yitirdiğinin farkında mısın? Biraz rahatla. İnsanı insan yapan duygularıdır unutma. Hayat bir dengeyse ve her şey zıddıyla var olabiliyorsa kendimizi özgürce yaşamak neden bu kadar zor? Bir yanını bastırarak yaşıyorken kendini nasıl tam ve güvende hissedebilirsin?

Özgürlük ne demek?

Yapmak istediğin şeyi yapmak mı? Ben hep öyle olduğunu sanmıştım. Özgür olduğumu zannetmiştim ama ne kadar yanılmışım…

Peki sen ne kadar özgürsün?

Her şey zıddıyla var olurken özgürlük nedir?

Yaptığın şeyi özgürce mi yapıyorsun, yoksa onu sürekli sorguluyor musun? Kendinle uyum içinde misin, yoksa habire değiştirmeye mi çalışıyorsun kendini? Yaptığın şey için kendini suçluyor ya da yargılıyor musun? Yoksa sürekli biri şimdi ne diyecek acaba diye mi düşünüyorsun? Nereye gitsen düşüncelerin seni yalnız bırakmıyor, değil mi? Yoksa onlarla sürekli savaşıyor musun?  İşe yaramıyor değil mi savaşmak? Değiştirmeye çalışmak? Hayatından çıkarmak? Tabii ki hayır.

Şimdi güzel bir şiirle bitirmek istiyorum yazımı:

Bazen zihnim derin bir sessizlik içinde durgun bir nehir, bazen savaş alanı…

Bazen yüreğimde inceden bir sızı, bazen kuşların cıvıltısı, kelebeklerin uçuşması…

Bazen yüzümde sevinç çığlıkları, başarının kokusu, bazen hüznün evi,

Bazen dudaklarımda neşenin dansı, bazen cenaze töreni,

Bazen nefesim okyanustaki bir dalga, yakamoz, yunusların özgün hareketi, bazen endişe evi.

Bazen gözlerim yağmurlu, bazen parlak bir güneşin ışığı…

Özgürlük nedir biliyor musun?

Özgürlük işte bu: Her şey olmak, tüm yargı ve tanımların ötesinde duygularını özgürce yaşamaktır.

 

İlginizi çekebilir: Kendin olmayı seç: Ruhsal gelişimin adımları

Tuba Kaytaş
Türkiye’nin ilk nefes koçlarından olan Tuba Kaytaş, Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. İlk nefes eğitimini 2005 yılında Judith Kravitz’ten aldı. Nefesin hayatına ... Devam