Hedonik adaptasyon: Mutluluğa alışmak mı, mutluluğu kaçırmak mı? 

Bir şey olsun diye çok isteriz. Yeni bir iş, yeni bir ilişki, yeni bir ev, yeni bir hedef… 

Olduğunda ise önce büyük bir sevinç gelir. İçimiz genişler, kalbimiz hafifler. Sonra fark etmeden o duygu azalır. Ve biz yeniden bir “sonraki”yi istemeye başlarız. İşte tam burada devreye hedonik adaptasyon girer. 

Peki nedir bu hedonik adaptasyon? 

Psikolojide hedonik adaptasyon, insanların hem olumlu hem de olumsuz yaşam olaylarına  zamanla alışması anlamına gelir. Yani çok mutlu olduğumuz bir şeye de, çok zorlandığımız bir duruma da… bir süre sonra  “normal” demeye başlarız. 1970’lerde yapılan klasik bir araştırmada, piyangodan büyük para kazanan kişilerle, ciddi bir  kaza sonucu felç kalan kişiler karşılaştırılır. 

İlk başta mutluluk ve mutsuzluk seviyeleri uç noktadadır. Ama aylar sonra… her iki grubun da genel mutluluk düzeyleri, kazadan ya da  piyangodan önceki hallerine şaşırtıcı derecede yakın çıkar. Zihin uyum sağlar. Çünkü zihnin işi hayatta kalmaktır, sürekli mutlu olmak değil. 

Sorun nerede başlıyor? 

Sorun şu noktada başlıyor: Biz, mutluluğu koşullara bağladığımızda

“Şu olursa mutlu olurum.” 

“Buna ulaşınca rahatlarım.” 

“Biraz daha ilerleyince keyfim yerine gelir.” 

Ama ulaştığımızda fark ederiz ki… O duygu kalıcı değildir. Ve bu fark edilmediğinde, insan kendini sürekli yetersiz hissedebilir. “Bende bir sorun mu var?” diye düşünebilir. 

Oysa sorun sende değil. Bu, insan zihninin doğası. 

Mindful bir bakış: Mutluluğu kovalamak yerine fark etmek

Mindfulness bize şunu hatırlatır: Mutluluk bir hedef değil, bir haldir. Ve haller gelir, gider. Mutluluğu sürekli tutmaya çalıştığımızda, aslında onu kaçırırız. Ama onu fark etmeyi öğrendiğimizde… 

En küçük anlarda bile orada olduğunu görürüz. Bir kahvenin ilk yudumu. Sabah güneşinin odaya düşüşü. Birinin gözlerine gerçekten bakarak dinlemek. Bunlar büyük hedefler değil. 

Ama gerçek. 

Bilim ne diyor? 

Araştırmalar, bilinçli farkındalık pratiği yapan kişilerin, hedonik adaptasyona daha az  kapıldığını gösteriyor. Çünkü mindfulness, zihnin “alıştım” dediği yerde durup yeniden görmeyi öğretir. 

Bir çalışmada, düzenli şükür pratiği yapan bireylerin yaşam doyumunun anlamlı derecede  arttığı görülüyor. Ama burada kritik nokta şu: 

Şükür, “her şeye razı olmak” değil. Olanı fark ederek, otomatik pilotu kapatmak. 

Hayatın içinden bir örnek 

Belki sen de yaşadın… Uzun zamandır istediğin bir şey oldu. İlk günler harikaydı. Sonra bir gün uyandın ve “bu muydu?” diye düşündün. İşte o an bir başarısızlık anı değil. Bir uyanış anı olabilir. Çünkü o soru şunu sorar: 

“Ben mutluluğu nerede arıyorum?” 

Hedonik adaptasyonu yavaşlatan 3 farkındalık pratiği

1. Küçük anları büyütme pratiği 

Günde sadece bir anı seç. O anı acele etmeden yaşa. 

Ve zihninde not al: “Şu an buradayım.”

2. Karşılaştırma detoksu 

Mutluluğu en çok sabote eden şeylerden biri kıyas. 

Bir günlüğüne bile olsa, “başkalarının nerede olduğu”na bakmayı bırak. Kendinle temas et.

3. “Daha fazlası” yerine “şu an” sorusu 

Bir şey isterken kendine şunu sor: “Bunu gerçekten istiyor muyum, yoksa hissetmek istediğim bir duygu mu var?” 

Bazen aradığımız şey başarı değil; güvende hissetmek, görülmek, yeterli hissetmektir. 

Son bir hatırlatma 

Mutluluk kalıcı bir zirve değildir. Ama farkındalık, her an ulaşılabilir bir derinliktir. Hedonik adaptasyon bizi insan yapar. Ama onun farkında olmak, bizi bilinçli yapar. Belki de mesele daha mutlu olmak değil… Zaten var olan mutluluğu görmeyi hatırlamaktır.

İlginizi çekebilir: Şükretmenin gücü: Bilimsel araştırmalar şükretmenin beyin ve mutluluk üzerindeki etkisini nasıl açıklıyor?

Müge Güney
Merhaba Ben Müge Güney, Yin Yoga ve Meditasyon Eğitmeni aynı zamanda Master ThetaHealer ve Nefes Koçuyum. Turizm ve Hizmet Sektöründe uluslararası bir markada halihazırda ... Devam