Hayatta, hayatla akmaya devam edebilmek: Akışta kalmanın mucizesi

Geçenlerde yaşadığım bir seans duygusal anlamda oldukça yoğun geçti. Fazlasıyla yoruldum aslında. Beraber çalıştığım Ceylan önümüzdeki birkaç gün kendimi zorlamamamı, yoğun bir şeyden geçtiğimi ve kendime nazik davranmamı tembihledi. Ertesi gün çok tatsız uyandım. Yorgun, keyifsiz ve hiçbir şey yapmak istemez haldeydim. Fakat size geçen hafta bahsettiğim gerçek şefkatin ne demek olduğunu göz önünde bulundurarak, o halde yine her gün yaptığım sabah dansımı ettim, meditasyonumu yaptım. Aksatmadım.

Halen çok duygusal ve kırılgan hissediyordum. Sonrasında yattığım yerde öylece kalakaldım. Çok yakın bir arkadaşımla buluşma sözüm vardı akşamüzeri. Normalde o halde asla gitmezdim. Ama yine de sözümü tutmak, kendimi disipline etmek üzere giyindim ve çıktım evden. Bu benim için önemli bir an aslında. Senelerdir aksini yapan biri olarak o halde yerimden kalkmak; aferin bana! Aferinlerimi hiç eksik etmeyeceğim. Siz de kendinize karşı hiç eksik etmeyin. İnsanın kendisini yermesi çok kolay oluyor da, aksini yapmak asıl ihtiyacımız ve bize iyi gelen. O yüzden lütfen özellikle kendimize karşı o aferinler bol keseden havalarda uçuşsun. Giyinip süslenmek modumu yine değiştiremedi. Üzerimde anlamadığım bir hüzün vardı. Arabada uzun zamandır kendi başıma dinlemediğim duygusal şarkıları açtım. Bağırarak söyledim, kimi şarkıda ağladım. Niçin böyle olduğuma anlam veremesem de hatırlamayı başardım neyse bir gün önceki seansımı. Üzerimde hala onun etkilerini taşıyor olabilirdim. Kendime şöyle söylemeye başladım:

Evet Gamze şu an çok hassas ve kırılgansın. Olabilir, bu da insan deneyiminin bir parçası. Korkmana, saklanmana, kaçmana gerek yok. Şu an hissettiklerin de en az neşeyi hissetmek kadar hayatın bir parçası. İzin ver aksın duyguların senden, bedeninden. Duygular sadece gelir ve gider. Sen onları kendin zannetmediğin sürece kapını tıklatırlar ve akarlar senden. Bırak aksın ne varsa. Bugün böylesin ama senin gerçeğin bu değil. Sen gökyüzüsün; ne yağmurlu hava ne güneşli günsün sadece. Kapsa hüznünü, neşeni, güneşini, yağmurunu. Aç kendini hissettiklerine ve kal öylece. Sakince. Sessizce. Sadece farkında olmaya devam et. Başka hiçbir şey yapmana gerek yok.

Arabada bunu kendime birkaç defa tekrarladım. Ve ne varsa içimde, ne ve neden olduğumu bilmesem de bedenimden akıp gitmesine izin verdim korkmadan ve kaçmadan. Ben bunu ilk defa gerçek anlamda yapabildim. Bilgisi vardı, evet, ama ilk defa hayata bu kadar bilinçli geçirebildim. Ve ne oldu biliyor musunuz? “Oh!” dedim. Kendimi gerçek anlamda ÖZGÜR hissettim. Ben ilk defa o acıya yapışmadım. O hüzünle kendimi bağdaştırmadım. Kendimi o mutsuzluk sanmadım. Kendimi yatağıma kapatmadım.

Hayatta, hayatla akmaya devam ettim. Sonrasında gerçekten de bir süre sonra geldiği gibi gitti. Gitsin diye hiç acele de etmedim. O hüznün akmak için beni, bedenimi kullanmasına izin verdim. Bir baktım, gece kahkahalar atıyorum arkadaşımla sohbette. Bir baktım sabah hayata çok hevesli, neşeli açtım gözümü. Tüm bunlar kendime izin verdiğim için oldu. Kaçmadığım, korkmadığım, o an ne varsa yapışmadığım ama kapsayabildiğim için oldu.

Öğreniyorum.
Şükürler olsun, öğreniyorum.
Ve insan olma deneyimi sanıyorum ki böyle; son nefesimize kadar her an keşfetme, hatırlama ve öğrenme üzerine.
Görerek, bilerek, izin vererek yaşadığımız her ana şükürler olsun.
Hayatı olduğu gibi kabulümüz daim olsun.
Sevgiyle…

İlginizi çekebilir: Gerçek değişimin başladığı yer: İhtiyaçlarına şefkatle kulak vererek ‘kendin’ olmak

Gamze Baytan
Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar ... Devam