Hayatımızdan memnunsak, neden yeni şeyler öğrenme çabasındayız?

Sevdiği işi bulup, emekli olana dek onu sürdürmeyi planlayan şanslı azınlıktansanız, daha mutlu olup olmayacağınızı bilmediğiniz bir sonraki adım için çabalamak, uğraşmak zor geliyor olabilir. İnsanoğlu her ne kadar meraklı bir varlık olsa da, tembelliğe de meyillidir. Her şey yolunda giderken ve ortama uyum sağlamışken, yeni şeyler öğrenmek bazen anlamsız, hatta nafile gelebilir. Peki bu durumda inat etmek neden?

Homo Sapiens’ten önceki türlerden bu yana insanlık, doğada hayatta kalabilmek için gerektiği şekilde evrildi. Kendisini koruma ve türünün devamlılığını sağlama içgüdüsüyle ilkel insan korunmayı, beslenmek için avlanmayı, ekip biçmeyi, dönemin ve coğrafyanın da etkisiyle kendisine en uygun yaşam tarzını edinmeyi öğrendi. Hem fiziksel, hem de ruhsal olarak gelişen insan, zaman içinde buluşlarını hayatta kalmanın bir adım ötesine, daha iyi yaşamaya ve dünyayı anlamaya adadı. İşte bizi cilalı taştan uzay çağına getiren bu azim ve çabaydı.

Teknolojik ve sosyal gelişmelerin hızına yetişmekte zorlandığımız günümüzde, yerimizde saydığımızda dünyanın gerisinde kalıyoruz. Üstelik bu geride kalmışlığımız her geçen gün üssel olarak artıyor. Son yüz yılda insanlık, önceki bin yılda ilerlediğinden daha büyük bir aşama kat etti. Dolayısıyla kendimizi zihinsel ve duygusal olarak geliştirmediğimiz her an, tıpkı doğada hayatta kalamayacağımız gibi, dünyada da ayakta kalamıyoruz. Ama bu kez, farklı bir şekilde.

Hızla otomatikleşen dünyada yerinde sayan insan olmak

Ünlü PriceWaterhouseCoopers firması tarafından yapılan ve birkaç ay önce yayınlanan bir araştırma, İngiltere genelinde beş iş kolundan birinin otomasyona kurban gideceğini öne sürdü. Diğer bir deyişle, yakın gelecekte şu an meslek sahibi olan beş kişiden biri işsiz kalacak, çünkü görevini bilgisayarlar üstlenmiş olacak.

Bir araştırmaya göre, yakın gelecekte her beş iş kolundan birini bilgisayarlar üstlenecek.

Bu çok uç bir örnek gibi geldiyse, daha güncel ve olası bir durum düşünelim. Uzun süredir çalıştığınız, bu süreç boyunca hep aynı işi yaptığınız şirketten ayrılmak zorunda kalabilirsiniz. Geldiğiniz noktada edindiğiniz tecrübeyle başka bir firmaya geçmenin zihinsel ve duygusal olarak zor gelebilir. Gelin görün ki gideceğiniz başka bir yol da yoktur, çünkü eski toprakların deyimiyle başka bir altın bileziğiniz yoktur.

Yukarıdaki örnek gerçek bir kişiyi ve durumu yansıtıyor. Bize, yarınımızı her zaman öngöremediğimiz hayatta kötü sürprizlerle karşılaşmamızın son derece olası olduğunu anlatıyor.

Kendinden ve hayatından memnun ve tatminkar olmak güzel, fakat yeni şeyler öğrenmek için engel değil. Çünkü öğrendiklerinizin ne zaman işinize yarayacağını bilemez, birkaç tane altın bileziğin dünyaya ve olabileceklere karşı ne denli dik durmanızı sağlayacağını tahmin bile edemezsiniz.

 

İlginizi çekebilir: Çok potansiyelli (multipotentialite) kişilerin 3 süper gücü

 

Kaynaklar:
Life Hack
The Guardian
Brittanica / History of Technology