X
    Kategoriler: EXPLORE UP

Food Fashionista Kapadokya’da

Food Fashionist Artık Kapadokyada

Bu güzel yer, kimileri için Peri Bacaları, kimileri için balon, kimileri için Avanos, kimileri içinse sadece o büyülü şehir Kapadokya.

Benim içinse gün doğumu ve gün batımının büyüleyici kombinasyonu, gerçek dışı güzelliğe sahip, ama tabiki en önemlisi  tarifsiz yemek anlayışı ile tanımlanabilecek bir yer….

Kapadokya seyehatini planladığımızda, tabi ki nereler gezilecek görülecek biliyorduk… Ama nerede ne yenecek o konuda endişelerimiz vardı…Çünkü, böyle bir şehirde, herkes gibi turistik mekanlara gitmeye hiç niyetimiz yoktu…

Gerekli araştırmalarımızı yapıp, hislerimizin bize verdiği gücü de arkamıza alarak serüvenimize başladık .

Günlük gezimizi tamamladıktan sonra ilk durağımız otelimiz oldu.Geldiğimiz anda başka bir boyuta geçmiştik bile: Argos in Cappadocia. Bölgenin en iyi mağara oteli demişlerdi ama bu kadar tatlı, masal gibi bir yer beklemiyorduk açıkçası. http://argosincappadocia.com/TR/ ‘e göz atmanızı öneririm.

Argos in Cappadocia Otel

Gün batımının hemen öncesiydi, teras alanından birini seçtik. Peynir tabağımızı ve blushlarımızı söyledikten sonra, gün batımını izlemeye koyulduk.Peynirlerin lezzetinden bahsetmeme gerek yok çünkü esas nokta tabağın ortasında konan kayısı püresi idi. Şarap-peynir- kayısı püresi kombinasyonu, damak zevkimde yeni bir kapı daha aralamış oldu.

Peynir Tabağı

Buranın keyfini çıkardıktan sonra akşam için hazırlanmaya koyulduk. Oldukça heyecanlıydık, çünkü gideceğimiz yer ve menü oldukça ilginç gözüküyordu.

Adresimiz Elai Restoran. Şanslıydık çünkü mekan otelimize 5 dakika yürüme mesafesindeydi.

İçeri girdiğiniz anda, şehrin büyüsü gibi, ortamın atmosferi de sizi sarıp sarmalıyor. Aydınlatmadan masa düzenine, oldukça romantik olmasının yanında, servis yapanların güler yüzleri ve içten karşılamalarıyla beraber modumuz iyice yükseliyor. Oturuyoruz, meraklı gözlerle her detayı gözden geçiriyoruz; kusur yok, mükemmel! (mekanın terası da var ama maalesef rüzgarlı olduğundan kapalıydı)

Elai Restoran

Ve en önemli an geliyor: MENÜ! Çok kalabalık olmayan ama farklı lezzet kombinasyonlarından oluşan bir menü var. Dolayısıyla seçme konusunda mekanın işletmecisi Özge Hanım’dan yardım alıyoruz. Yine kalabalık bir ekip olmanın avantajını kullanıp, farklı alternatifler sipariş ediyoruz.

Başlangıç olarak; klasik bir seçimle, meze tabağı ile başlıyoruz: taze fasulye, mercimek köftesi, haydari… Her birinin kıvamı, pişmesi, tuzu, şekeri, yağı olması gerektiği gibi ve anne eli kadar lezzetliydi. (Genelde ya çok yağlı, ya çok pişmiş, ya da şekersiz olur ya) Salata olarak; elmalı roka/ıspanak salatamız geliyor… Beğeniyoruz, özellikle ben tatlı-tuzlu karışımını çok sevdiğim için daha da çok seviyorum, ama içine koydukları soya sosunu da gereksiz bulmadan geçemiyorum.Nar ekşisi ve az miktar balzamik sirke ile kesinlikle daha iyi bir sonuç çıkartırdı.

   

Ara sıcaklara geçtiğimizde; öncelikle “kibe”yi seçtik. Bu yemek, içli köfteye benzeyen ama ondan farklı olarak, Lübnan baharatları ve  tarçın kullanılarak hazırlanıyormuş. Sonrasında; tatlı-acılı ve safranlı bir sosla jumbo karideslerimiz geldi. Ve son olarak da pastırmalı bohça böreğimiz ve yanında yoğurtlu özel sosu ile servis edildi. Özetle neye uğradığımızı şaşırdık ve kendimizi lezzetlerin akışına bıraktık.

Lübnan Kibesi

Ve sıra ana yemeğe geldi. Başta da söylediğim gibi kalabalık olduğumuz için her şeyden ama “tadımlık” porsiyonlarda yedik ve dolayısıyla ana yemek için de yerimiz kaldı.

Seçtiklerimiz arasından sizinle özellikle paylaşmak istediğim 3 lezzet var:

Birincisi; patlıcan ezmesi üzerinde milföy hamuru ile çerçevelenmiş, üzeri yoğurtlu domatesli bir sos ile tamamlanmış  “Şaşlık Kebabı”. Sunum şeklinden, etin yumuşaklığına,  pişme kıvamından tutun da, patlıcan ezmesinin içine koydukları az miktarda tahinin ona kattığı lezzet ve uyuma kadar tek kelimeyle muhteşemdi!

Şaşlık Kebabı

İkincisi; restoranın spesiyallerinden olan “Levrek Marine”. Bu, bildiğiniz levrek marinelerden çok farklı. Rakı ile 1 gün boyunca terbiye edilip, sarımsaklı sirkeli bir sos ve kırmızı katya biberi ile servis ediliyor.Rakı sevenler için oldukça uygun, sevmeyenler içinse oldukça iddialı bir seçim. Ben 2. gruba dahilim.

Ve üçüncüsü; “Meyveli Tavuk” idi. Tavuk sevenlere veya tavuğun özellikle de göğsünün lezzetsiz olduğunu düşünenlere çok iyi bir alternatif. Altında patates püresi, üzerinde tatlı ekşi sos ve içi de yörede özel yetiştirilen kuru meyvelerle doldurulmuş. Kullanılan her malzemenin birbiri ile yarattığı uyuma bayılacaksınız.

Şaşıracaksınız ama tatlıya maalesef yerimiz kalmadı ve dükkanı burada kapattık. Mekan benden her şeyi ile 10 puanı aldı!  Gönül rahatlığı ile menüdeki her şeyden sipariş verebilirsiniz, kefilim.

Not; Menü 6 ayda bir değişiyor. Şarap olarak Kapadokya’da özel üretilenlerden bir tanesini seçebilirsiniz.

Merve Hatipoğlu: Ekonomi okuyup bundan hiç de keyif almadığımı anladığım anda,rotayı sevdiğimi düşüneceğim ‘markalar’ dünyasına çevirip Ingiletere’de yüksek lisansımı tamamlayıp, bu dünyaya adım attım. Şans o ki, yemek yemeye bayılan, yeni lezzetler keşfetmekten hoşlanan ben; ilk işimde ve devamında hep gıda ürünlerinin gelişim ve pazarlama stratejisini yapma şansına sahip olup, hobimi işime çevirmiş oldum.

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale