Esnek olmak: Hayattaki seçimlerin olmak istediğin sen doğrultusunda mı?

Bu ara konularımdan biri “hayatta esnek olmak” sanırım.

Eskiden çok sert çizgileri olan, keskin uçları olan bir tiptim. Yoga ve meditasyon sayesinde bunlar oldukça törpülendi aslında fakat az da olsa hala durduğunu fark ediyorum tabii.

Disiplinli bir tipimdir. Bilinmezlikten hoşlanmam ve bildiğim, ona göre hazırlandığım bir durumun değişmesinden de çok haz etmem. Mesela bir arkadaşımla 20:00’de buluşalım diyorsak ben tüm günün programını ona göre ayarlamış ve 19:45’te mekanda bulunurum. Son dakikada 21:00’de buluşalım cümlesi tüm düzenimi altüst edebilir. Bu gibi durumlar artık beni darmadağın etmiyor; bu noktada özellikle yoga çok işime yarıyor ama itiraf etmem gerekirse hala daha sinir ediyor.

Geçen gün benimle birlikte yeni çalışmaya başlayacak olan bir öğrencimle tarih ve detayları netleştirmeye çalışırken bir baktım derse başlamadan önce söylemeyi planladığım olan konuları yeri gelemediği için bir türlü söyleyemiyorum! Bir denedim, iki, üç… Olmadı! İstediğim kadar disiplinli olayım, her şeyi planladığım gibi devam ettiren biri olayım bazen gerçekten olmayınca olmuyor! Başta zorlansam da en sonunda pes ettim ve tamam ders yaptıktan sonra paylaşırım dedim kendi kendime ve bıraktım. Bırakınca da sakinledim ve rahatladım. Sonuçta dünyanın sonu değildi ve aslında o kadar da bir şey fark etmeyecekti.

Esnek olmak: Hayattaki seçimlerin olmak istediğin sen doğrultusunda mı?

Geçtiğimiz Pazar ise bir şeyler çalışmayı planlamıştım. Hiç bozmadan mutlaka oturup çalışmalıydım. Tabii ki canım evren çomak sokacak ya planlarıma. Canı sıkılıyor her şey benim istediğim gibi gidince; artık böyle düşünüyorum. Bir arkadaşım aradı, harika bir çiftliğe gideceklerini ve beni de davet ettiklerini iletti. Pazar günü, güzel havaların son demleri, yeşillik, hayvanlar, sohbet muhabbet. Kim hemen hayır diyebilir ki? Aksine hemen “tamam” dedim programın cazibesine kapılıp. Telefonu kapattım, biraz da zamanım vardı. “Ne yapıyorsun, nereye gidiyorsun acaba sen Gamze? Otur çalış” diye güzelce bir söylendim kendime. Oturduğum yerden kalkmadım inatla, ama nedense o süre içinde kalkıp da çalışmadım. Zaman yaklaştıkça kendimle savaşım yükseldi: “Kalk hadi giyin ve gününü yaşa. Kalkma sakın otur ve sorumluluk sahibi bir birey olarak yapman gerekenleri, planladıklarını yap.”  

Giyindim, tekrar üzerimi çıkarttım geri oturdum derken son 15 dakikam kalmıştı. Bir kaç saattir dünyayı kurtarıyormuşçasına zihnimde bu haldeydim. Sonra bir an durdum ve içimdeki bilge ses kendini bütün seslerden ayırıp duyurmayı başardı:

Gamze’ciğim haydi kalk, giyin ve gününün hakkını ver. Her şey senin planladığın gibi olamaz bu hayatta, olmayacak da. Her olmadığında da sert kayaya toslamış gibi ne yapacağını bilmez bir şekilde, üzerinde saatlerce düşünerek zamanını geçiremezsin. Daha net göreceksen eğer, soru cevap ile gidelim. Başlıyorum: Bugün bir daha yaşanacak bir gün mü?

Ben: “Hayır.”

Bilge ses: “Çiftlik; yeşillik, hayvanlar, doğa senin zaman geçirmeyi sevdiğin ve sana iyi gelen bir konsept mi?

Evet.”

Şimdi dürüst olalım. Çalışmam gerekiyor diye kendine ısrarcı olduğun konular aslında çok iyi bildiğin konular ve sadece 15 dakikalık tekrarla halledebileceğin bir durum mu?

Evet!

Peki sadece çalışma, disiplin psikolojine gireceksin diye bu hayata bir daha gelmeyecek bir gününü evde muhtemelen boş boş oturacağın bir gün yapmak yerine doğanın içinde geçirmeye dönüştürmek sana daha iyi gelmeyecek mi?

Evet. Hem de çok.

Ve çok istesen aslında orada da herkesten uzaklaşıp bir 15 dakikayı kendine ayırıp notlarına bakabilir misin sence?

Evet tabii ki. Hatta doğanın içinde, güneşin altında o bilgileri hatırlamak cennetin ta kendisi olacaktır.

E hadi o zaman ne duruyorsun! Hayat senin karşına fırsatlar sunuyor daima. Senden öncelikli ricam bunları görmen, ardından da sana iyi gelecekse kullanman. Hazırlanma vakti! Az zamanın kaldı!

Esnek olmak: Hayattaki seçimlerin olmak istediğin sen doğrultusunda mı?

Hemen kalktım ve jet hızıyla hazırlanmaya geçip tam zamanında yola çıkıp  müthiş bir gün geçirmiş oldum; hem yapmam gerekenleri orada yaparak hem de harika bir zaman geçirerek.

Yani esnek olmaktan bahsediyorum. Yok illa ben evde oturup çalışmaya konsantre olacağım diye inat etseydim önüme çıkan harika fırsatı ne görecek ne de kullanabilecektim. Hayat bu; karşımıza ne zaman, ne çıkaracağı hiç belli olmuyor. Önemli olan karşına çıkardıklarını tüm planlarını altüst etse de kabul edip sevgiyle karşılayıp içinde yumuşayabiliyor musun? Önemli olan durumların/olayların karşısında ne kadar esneklik gösteriyorsun?

Çünkü katı olmak yerine akışkan olmak bu hayatı hafif ve daha rahat bir yerden yaşamamızı sağlıyor.

Zihin inatçı olan. İlla bildiği yoldan gitmek istiyor. Gitmediğinde de kıyamet kopartmaya bayılıyor. Ruh ise daha dingin ve arzu ettiği şey gerçekten ihtiyacı ise karşılanacağını bilmesinin rahatlığıyla oraya giden her yola tamam. Çok daha esnek yani.  İhtiyacı olan duruma hangi yoldan giderse gitsin kabulde ve memnun halinden.

Peki sen daha çok zihinde yaşayanlardan mısın yoksa ruhunu dinleyenlerden mi?

İstediklerinde inatçı mısın yoksa ihtiyacın olanın zaten bu hayatta karşılandığını bilme halinde misin?

Esnek misin yoksa katı mı?

Sen karar ver ve hayattaki seçimlerini olmak istediğin sen doğrultusunda yap ki hayat istediğin gibi rahat ve kolay aksın.

Benden söylemesi.

Çok sevgiyle…

 

İlginizi çekebilir: Olduğu gibi sevmek: Kendinizi evrene bırakabiliyor musunuz?

Gamze Baytan
Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar ... Devam