Eskiden keyif aldığınız şeyler neden artık aynı hissettirmiyor?
Gün içinde yaptığınız şeylerin hiçbirinin içinizde eskisi gibi bir karşılığı olmadığını fark ettiğiniz bir dönem olabilir. Sevdiğiniz bir arkadaşınızla buluşmak, uzun zamandır beklediğiniz bir filmi açmak ya da hafta sonu için yaptığınız bir plan bile size yalnızca “yapılması gerekenler” listesindeki başka bir madde gibi gelebilir.
Üstelik ortada bunu açıklayacak belirgin bir neden olmayabilir. Bu da insanı kendi duygularından şüphe ettirebilir: “Neden böyle hissediyorum?”, “Aslında her şey yolunda, neden mutlu değilim?”
Bu soruların tek bir cevabı yok. Keyif alma duygusundaki belirgin azalma; ruhsal sağlık sorunlarından yaşam koşullarına, uyku düzeninden sosyal ilişkilerde yaşanan sorunlara kadar pek çok farklı etkenle ilişkili olabilir.
Önce şu ayrımı yapmak gerekiyor
Bir süre hiçbir şeyden keyif almamak ile uzun zamandır devam eden bir keyifsizlik aynı şey değil.
Yoğun bir çalışma döneminin, uykusuzluğun, stresli bir sürecin veya yaşanan bir hayal kırıklığının ardından birkaç gün boyunca hiçbir şey yapmak istememek anlaşılabilir bir durum. Ancak daha önce keyif veren şeylere karşı ilginin uzun süre azalması ve bunun günlük yaşamı etkilemeye başlaması daha yakından bakılması gereken bir tablo olabilir.
Özellikle şu değişiklikler bir arada görülüyorsa durup düşünmek faydalı olabilir:
- Daha önce keyif veren aktivitelere karşı belirgin bir ilgisizlik
- Sürekli yorgunluk ve isteksizlik
- Uyku düzeninde belirgin değişiklikler
- İnsanlarla görüşmekten veya iletişim kurmaktan uzaklaşma
- Kendini değersiz, umutsuz ya da boşlukta hissetme
- Günlük işleri yapmakta zorlanma
Bu belirtiler depresyon, anksiyete veya travma sonrası stres bozukluğu gibi ruhsal sağlık sorunlarıyla ilişkili olabilir. Tek başına bir belirti üzerinden tanı koymak mümkün değildir; değerlendirmeyi bir ruh sağlığı uzmanının yapması gerekir.

Zihniniz aynı düşüncenin etrafında dönüp duruyor olabilir
Mutsuz olduğumuzda zihnin yaptığı şeylerden biri, yaşanan problemi tekrar tekrar düşünmek. “Neden böyle oldu?”, “Neyi yanlış yaptım?”, “Ne zaman düzelecek?” gibi soruların arasında saatler geçirmek, ilk bakışta sorunu çözmeye çalışmak gibi görünebilir. Oysa çözüm üretmeyen bu düşünce döngüsü, düşük ruh halini daha da besleyebilir.
Böyle anlarda kendinize başka bir soru yöneltmek işe yarayabilir: “Şu anda değiştirebileceğim bir şey var mı?”
Cevap evetse, düşünmeye devam etmek yerine atılabilecek en küçük somut adımı belirlemek daha işlevsel olabilir. Cevap hayırsa, aynı düşünceyi yeniden kurmanın size ne kattığını fark etmek zihinsel döngüyü kesmenin ilk adımı olabilir.
Mutluluğu sürekli daha ileride aramayın
Bazı insanlar için mutluluk bir sonuç gibi konumlanır: İş değişecek, ilişki düzelecek, para kazanılacak, o hedefe ulaşılacak ve sonunda iyi hissedilecek. Bu yaklaşım, bugünkü yaşamı sürekli ertelenen bir bekleme odasına çevirebilir. Oysa iyi hissetmek her zaman büyük bir değişimin ardından gelmez. Arkadaşlarla geçirilen bir saat, sevilen bir kitabın birkaç sayfası, müzik dinlemek, dışarı çıkmak ya da uzun zamandır ertelenen bir uğraşa dönmek de yaşamın içinde yer açılabilecek deneyimlerdir.
Buradaki amaç kendinizi zorla mutlu etmeye çalışmak değil. Keyif alma kapasitesini yeniden hatırlayabileceğiniz alanlar oluşturmak.
Bedeninize de bakın
Ruh halini yalnızca zihinsel bir mesele olarak ele almak kolaydır. Oysa bedenin nasıl yaşadığı da duygular üzerinde etkili olabilir.
Özellikle uzun süreli:
- Uykusuzluk
- Yoğun iş stresi
- Hareketsizlik
- Dengesiz beslenme
- Aşırı alkol tüketimi
kendinizi daha bitkin ve isteksiz hissetmenize katkıda bulunabilir.
Düzenli uyku, yeterli beslenme ve hareket etmek tek başına ruhsal bir sorunu ortadan kaldırmaz. Yine de zihinsel olarak toparlanmayı destekleyen temel zemini güçlendirebilir.
İnsanlardan uzaklaşmak iyi gelmiyor olabilir
İçinizden kimseyi görmek gelmediğinde herkesten uzaklaşmak kısa süreliğine rahatlatıcı olabilir. Fakat yalnızlık uzadığında tablo tersine dönebilir. Güvendiğiniz ve sevdiğiniz kişilerle haftada bir kez kahve içmek, kısa bir yürüyüş yapmak ya da yalnızca telefonda konuşmak bile sosyal bağın tamamen kopmasını engelleyebilir. Çevrenizde kendinizi yakın hissettiğiniz insanlar yoksa, ilgi alanlarınıza uygun bir kursa, topluluğa veya sosyal etkinliğe katılmak yeni bağlantılar kurmanın bir yolu olabilir.

Keyif aldığınız şeyleri yeniden hayatınıza alın
Burada küçük bir paradoks var: Bir şeyden keyif almadığınız için onu yapmak istemeyebilirsiniz. Fakat hiçbir şey yapmadıkça keyif verebilecek deneyimlerin sayısı da giderek azalır. Bu nedenle eskiden sevdiğiniz şeyleri düşünün. Kitap okumak, film izlemek, çizim yapmak, bahçeyle ilgilenmek, spor yapmak veya arkadaşlarla dışarı çıkmak… İlk denemede eski hissi vermemesi, bunun işe yaramadığı anlamına gelmez. Amaç bir anda neşelenmek değil; zihne yeniden farklı deneyimler sunmak.
Eskiden sevdiğiniz şey artık mümkün değilse, onun yerine benzer bir deneyim koyabilirsiniz. Arkadaşlarla buluşamıyorsanız telefonla konuşmak, dışarı çıkamıyorsanız evde birlikte film izlemek gibi.
Meditasyon ve yoga yardımcı olabilir
Meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri bazı insanlar için stresin azalmasına ve duyguları düzenlemeye yardımcı olabilir. Araştırmalar, düzenli meditasyonun duygusal düzenlemeyle ilişkili beyin bölgelerinde değişikliklerle bağlantılı olabileceğini gösteriyor. Ancak bunları bir tedavi yöntemi olarak görmek yerine, ruhsal iyi oluşu destekleyebilecek uygulamalar olarak değerlendirmek daha doğru olur.
Tüm bunlara rağmen hiçbir şey değişmiyorsa
Keyif alamama ve motivasyon kaybı uzun süredir devam ediyorsa, günlük işlerinizi etkiliyorsa veya giderek ağırlaşıyorsa bunu yalnızca “kötü bir dönem” olarak değerlendirmemek gerekir.
Depresyon gibi durumlarda insanın sevdiği şeylere karşı ilgisini kaybetmesi, yani anhedoni, önemli belirtilerden biri olabilir. Böyle bir durumda kişinin kendi çabasıyla her şeyi düzeltmesi beklenmez; psikolog, psikiyatrist veya başka bir ruh sağlığı uzmanından destek almak gerekebilir.
Kendinize şu soruyu sorun:
“Mutlu olmaya neden çalışıyorum?”
Belki cevap, uzun zamandır ulaşmaya çalıştığınız bir hedefin arkasında değildir. Belki önce sizi bu kadar yoran, uzaklaştıran veya hissizleştiren şeyi anlamanız gerekiyordur. Çünkü keyif kaybolduğunda yapılacak ilk şey, kendinizi mutlu olmaya zorlamak değil; neyin değiştiğine dikkat etmektir.
Kaynak: verywellmind
İlginizi çekebilir: “Savoring” nedir? Mutlu anların daha uzun sürmesini sağlayan psikolojik beceri