Neden eski ilişkileri bırakamıyoruz? Bağımlı ilişkilerden kurtulup hayatımıza nasıl devam edebiliriz?

Yaşamımızın büyük bir kısmı bağımlılık zincirlerimizi kırmak ve yetişkinliğin özerkliğini kazanmaya çalışmakla geçiyor. Eğer yeterince olgunlaşamadan, sorumluluk almaya hazır olmadan bağımsızlık çabalarına girersek, kişisel yetersizliklerimiz karşımıza çıkıyor. Bağımsızlığımızı kazanıp birey olabilmemizin tek yolu ise, gerektiğinde bırakabilmeyi ve ayrılıkla baş edebilmeyi öğrenmekten geçiyor.

Ayrılıkları kabullenemeyip bunlara takılı kaldığımızda hayatımızda sorunlar ortaya çıkmaya başlıyor. Bu ilişkileri (halihazırda devam eden veya eski bir ilişki olabilir) bırakamadığımızda şunlar oluyor:

  • Ayrılığın üzerinden aylar, yıllar geçmiş olmasına rağmen eski sevgiliyi aklımızdan çıkaramıyoruz ve hayatımıza devam edemiyoruz.
  • “O”nsuz yaşayamayacağımızı düşünüyoruz, sırf bu nedenle ilişki bitmesin diye mizacımıza uygun olmayan fedakarlıklar yapıyoruz.
  • İlişki bittiğinde yaşayacağımız kaygı, boşluk ve anlamsızlık duygusundan sakınmak için, bizi mutsuz eden bir ilişkiyi sürdürüyoruz.

Peki neden böyle davranıyoruz?

Nesne İlişkileri Kuramı ve bağımlı ilişkiler

Nesne İlişkileri Kuramı, çocukluğumuzun ilk yıllarında hayatımızda önemli olan nesnelerle (annemiz, babamız veya bizimle ilgilenen diğer yetişkinler) ilişkilerimizi, bu ilişkiler esnasında yaşadığımız dram ve hayal kırıklıklarını inceleyen, geçmişteki sorunlu ya da başarısız nesne ilişkilerimizi telafi edebilmek için, onları temsil eden yeni nesnelere (sevgili, eş) yansıtarak devam ettirdiğimizi savunan bir kuram. Nesne İlişkileri Kuramı kısaca, erken nesneler (ebeveynler, bakıcılar) ile olan ilişkilerimizin sonraki ilişkilerimizde de belirleyici olduğunu söylüyor. Yani yetişkinlikteki ilişkilerimiz, bu erken ilişki biçimlerimizi yineleyen biçimde oluyor.

Benliğimiz ile nesne ilişkilerini birbirinden kesin çizgilerle ayıramayız. Benlik (self) psikolojisi, insanın kendine verdiği değeri ve benlik bütünlüğünü koruyabilmesinde dış ilişkilerinin önemini vurguluyor. Buna göre erken nesne ilişkileri dramatik ve örselenmiş bir kişi, kendini iyi hissedebilmek için diğer insanlardan gelecek olumlu tepkilere aşırı ihtiyaç duyuyor. Bu kişinin kendine verdiği değer, çevresindeki insanların tepkilerinden kolayca etkileniyor. Annesinden, babasından bulamadığı onayı, sürekli sevgilisinin onayını arayarak telafi etmeye çalışıyor. Sevgiliyi idealleştiriyor, onun azıcık onayını alabilmek pahasına kendi mizacına uymayan fedakarlıklar yapıyor. Bunların hepsi karşı tarafı kaybetme ihtimalinde yaşayacağı değersizlik, boşluk ve öldürücü korkudan kaçınmak için oluyor aslında. İlişkinin bitme ihtimalinde veya terk edildiğinde de “ayrılma anksiyetesi (kaygısı)” yaşıyor, terk edildiği için kendinde bir kusur olduğu duygusu ve değersizlik içine sürükleniyor.   

Aslında tüm bunlar, çocukluğun ilk dönemlerindeki yeterince desteklemeyen ebeveyn ilişkileri sonucu oluşan “benliğin dağılma eğilimine” karşı geliştirilmiş çabalar. Benlik psikolojisine göre temel kaygımız “dağılma anksiyetesi”. “Dağılma anksiyetesi” insanın, onay ve sevgi gördüğü nesnelerin tepkilerinden yoksun kalması sonucu “dağılacağı” ve “psikolojik ölümüyle” yüzleşeceği korkusunu tanımlıyor. Eski ilişkileri zihinden atamamak, tekrar birlikte olunacağına dair gerçek dışı beklentiler içinde olmak, ya da bizi açıkça mutsuz ve hasta eden bir ilişkide ısrarcı olmak, yaşanılan boşluk ve değersizlik duygusunu çaresizce telafi etme çabalarından başka bir şey değil.

Benliğimizin gelişimi ve zenginleşmesi için diğer insanlara ihtiyacımız var. Anne ve babamız, kendi kaygıları ve örselenmiş geçmişlerinden dolayı bizi yeterince güvende hissettirememiş olabilir. Ancak şunu gözden kaçırmamak gerekiyor: Bize tüm bu “kötülükleri” yapanlar, anne ve babamızın o zamanki “versiyonlarıydı”. Sizin bu yazıyı okumaya başlamadan önceki versiyonunuz ile şimdiki versiyonunuz bile aynı değilken, onların değişmemiş olması mümkün değil. Değişmek bizim isteğimize bağlı bir süreç olmadığından, aynı kısır döngüyü yaratan ilişkilerimizi tekrarlamamak için harekete geçmemiz gerekiyor. Yalnız başınıza yapamıyorsanız, profesyonel destek almanız yerinde olacaktır. Bu konuda ayrıntılı bilgi veya destek almak isterseniz bana www.ayselkeskin.net ten ulaşabilirsiniz. Sağlıkla ve sevgiyle kalın.

İlginizi çekebilir: Zamanda yolculukla iyileşmek: Geri çağırma terapisi

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Aysel Keskin
2006 yılında Marmara Üniversitesi’nden mezun olduğumdan beri, henüz on yaşındayken karar verdiğim ve severek yaptığım Psikolojik Danışmanlık mesleğini yapıyorum. Yedi senelik kurumsal hayat tecrübemin ... Devam