X

Erkeklerin kadınlardan daha kıskanç olmasının altında yatan ilginç bilimsel gerçek

Kıskançlık, boyutu ne olursa olsun insanlarla kurduğumuz ilişkinin doğasında var olan ve çoğu zaman kontrol edilemeyen bir duygu. Sevgi ve sadakat gibi ilişkiye dair kavramlar kıskançlıkla o kadar ilişkili ki, birlikte olduğumuz kişinin bizi kıskanmıyor oluşu ilişkide sadakatin, sevginin ve ilginin sorgulanmasına sebep olabiliyor. Bu sorgulamalar da zamanla ilişkide problemlerin çıkmasına ve ciddi boyutlara varabilen tartışmalara sebep olabiliyor.

Peki sevdiğimiz kişiyi kıskanmamızın, ya da yaşadığımız ilişkinin içinde kıskanma duygusunun bu kadar yoğun şekilde var olmasının sebebi ne? Kıskançlık duygusunun ilişkinin sağlıklı sürdürülebilmesinde rolü var mı? Kadınlardaki ve erkeklerdeki kıskançlığın sebepleri nasıl ve neden farklılıklar gösteriyor?

Sizler için ikili ilişkilerde ortaya çıkan kıskançlık duygusunun sebeplerini ve evrimsel olarak kıskanmanın ilişkideki rolünü araştırdık.

Kıskançlığın evrimsel gelişimi

Cinsellikte ve ilişkilerdeki davranışları mantık çerçevesinde inceleyebilmek ve rasyonelleştirebilmek için, bu davranışların kökenine inmek, yani evrim sürecini incelemek bilim dünyasının en çok başvurduğu yollardan biri. Kıskançlık duygusunu da bu çerçeveden incelediğimizde, insan evriminde ve türün devamlılığının sağlanmasında önemli bir rolünün olduğunu söyleyebiliriz.

Evrimsel açıdan kıskançlık duygusu, kişiler arasındaki bağın güçlü kalabilmesi ve yeni nesillerin hayatta kalabilmesi için gerekli olan bir korku ve öfke durumu.

Kadın ve erkeklerin kıskanma şekilleri incelendiğinde ise, iki cinsin üreme için sarf ettikleri çaba ve yatırım farklı olduğu için, bu duygunun yaşanma yoğunluğu da farklılıklar gösterebiliyor.

Erkeklerde kıskançlık

Evrimsel ve biyolojik olarak incelediğimizde, doğan çocuğun kendisinden olup olmadığından hiç bir zaman yüzde yüz emin olamayacağı için erkek bireylerin kıskançlığı her zaman kadınlardan çok daha yüksek seviyelerde oluyor.

Kadınlarda kıskançlık

Bunun tam tersine, taşıyıcı pozisyonda oldukları için çocuğun kendilerinden olduğundan kesin emin olmaları nedeniyle kadınlarda yeni neslin kendilerine ait olmayan genleri taşıdığına dair bir şüphe yok. Ancak bu durum, partnerlerini daha az kıskandıkları ya da hiç kıskanmadıkları anlamına gelmiyor. Kadınlar, kendilerinin ve yeni nesillerin devamı için gerekli olan kaynakları erkeğin sağlaması nedeniyle partnerlerini kaybetme korkusu taşıyorlar. Tabii ki modern toplumlarda kadının ailedeki ve toplumdaki rolünün değişmesiyle birlikte, bu durumda kültürel faktörlerin etkili olduğuna ya da kıskançlık konusunda cinsi farklılıkların olmadığına dair bir çok yeni araştırma bulunuyor.

İsveç’te bulunan Karolinska Institute araştırmacısı Hasse Walum’un gerçekleştirdiği çalışma da, söz konusu kıskançlık olduğunda erkekler ve kadınlar arasında ne gibi farklılıkların bulunduğunu, daha da önemlisi bu farklılıklarda genetik faktörlerin ne kadar etkili olduğunu inceliyor. Araştırmada genetik faktörlerin etkisini inceleyebilmek için 1.048 tek yumurta ikizi, 1.129 çift yumurta ikizi, 1.020 farklı cinsteki çift yumurta ikizi katılımcı yer alıyor.

Katılımcılara bir cinsel bir de duygusal olmak üzere iki aldatma senaryosu üstünden sorular soruluyor:

Cinsel aldatma: Sevdiğiniz kişinin bir iş gezisinde hiç tanımadığı biriyle tek gecelik bir cinsel ilişki yaşadığını düşünün. Ancak muhtemelen bir daha hiç görüşmeyecekler. Bu durum karşısında kendinizi nasıl hissederdiniz?

Duygusal aldatma: Sevdiğiniz kişinin bir iş gezisinde hiç tanımadığı birine aşık olduğunu ve duygusal bir şeyler hissettiğini düşünün. Ancak muhtemelen bu kişiyle bir daha hiç görüşmeyecekler. Bu durum karşısında kendinizi nasıl hissederdiniz?

Katılımcılara bu iki durum verilip 10 üzerinden yaşayacakları üzüntüyü puanlamaları istendi. (10: çok üzülürdüm, 1: hiç üzülmezdim)

Araştırma sonucunda Walum ve ekibi, kadınların iki durumda da erkeklere göre daha fazla üzüldüklerini ortaya çıkardı. İki cinste de cinsel olarak aldatma, duygusal olarak aldatmadan daha kötü bir durum olarak belirtildi ve katılımcılar cinsel olarak aldatıldıldıklarında daha fazla üzüleceklerini bildirdiler. Ancak verilen puanlar baz alındığında, erkeklerin cinsel olarak aldatılma karşısında çok daha yüksek oranda kıskançlık gösterdikleri rapor edildi.

Bu araştırmanın sonuçları, erkeklerin ve kadınların kıskançlık konusunda birbirlerinden farklı olduklarını ve bu farklılığın karşısındaki kişinin amacı doğrultusunda değişiklikler gösterdiğini açıklıyor.

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale