Eleştiriyi kişisel algılamadan dinlemek mümkün mü?

Birinin yaptığınız bir işle ilgili olumsuz bir yorumda bulunması, verdiğiniz bir kararın sorgulanması ya da davranışlarınıza yönelik bir geri bildirim almanız… Bazen tek bir cümle, uzun süre zihninizde dönüp durabilir. Söylenenleri tekrar tekrar düşünür, kendinizi açıklama ihtiyacı hisseder veya karşınızdaki kişinin sizin hakkınızdaki düşüncelerini sorgulamaya başlayabilirsiniz. Oysa bir davranışın eleştirilmesi, kişiliğinizin bütünüyle reddedildiğiniz anlamına gelmez.

Eleştiriye verilen tepki; kişinin kendisini nasıl değerlendirdiği, geçmiş deneyimleri ve geri bildirimi nasıl yorumladığı gibi farklı etkenlerle ilişkili olabilir. Özellikle hata yapmayı kişisel bir başarısızlık olarak görmek ya da başkalarının onayını kendi değerinin bir göstergesi olarak kabul etmek, eleştiri karşısında savunmaya geçmeyi kolaylaştırabilir. Bununla birlikte her eleştiriyi haklı bulmak veya söylenenleri sorgulamadan kabul etmek de gerekmez. Önemli olan, duyduklarınızı hemen kendinize yönelik bir yargı olarak değerlendirmek yerine üzerinde düşünebileceğiniz bir geri bildirim olarak ele alabilmektir.

Peki, eleştiriyi kişisel algılamadan dinlemek mümkün mü? Eleştiri karşısında neden savunmaya geçeriz ve bu anlarda nasıl daha dengeli bir yaklaşım geliştirebiliriz? 

Eleştiriyi kişisel algılamak neden bu kadar kolay?

Eleştiri, yalnızca yaptığımız bir davranış veya ortaya koyduğumuz bir sonuç hakkında bilgi vermez; aynı zamanda başkalarının bizi nasıl gördüğüne ilişkin düşüncelerimizi de harekete geçirebilir. Örneğin, hazırladığınız bir çalışmanın yeterince iyi bulunmadığını duyduğunuzda bunu yalnızca çalışmanın geliştirilmesi gerektiği şeklinde yorumlayabilirsiniz. Ancak aynı geri bildirim, zihninizde yeterince başarılı olmadığınız veya beklentileri karşılayamadığınız düşüncesine de dönüşebilir.

Burada belirleyici olan, eleştirinin kendisi kadar ona yüklediğimiz anlamdır. Kişinin yaptığı bir hatayı kendi değeriyle ilişkilendirmesi, olumsuz geri bildirimin daha yoğun hissedilmesine neden olabilir. Özellikle mükemmeliyetçi eğilimler, yüksek beklentiler ve hata yapmaya karşı düşük tolerans, eleştiri karşısında yaşanan rahatsızlığı artırabilir.

Bir başka etken de reddedilme veya onaylanmama ihtimaline karşı duyarlılıktır. Karşımızdaki kişinin memnuniyetsizliğini ilişkimizin zarar göreceğine, onun gözündeki değerimizin azalacağına ya da artık yeterince sevilmeyeceğimize dair bir işaret olarak yorumlayabiliriz. Böyle durumlarda konuşmanın içeriğine odaklanmak yerine kendimizi savunmaya, yanlış anlaşıldığımızı açıklamaya veya karşı tarafın düşüncesini değiştirmeye çalışabiliriz.

Oysa eleştiri karşısında rahatsızlık hissetmek, mutlaka yanlış bir tepki verdiğimiz anlamına gelmez. Önemli olan, bu duygunun söylediklerini değerlendirme biçimimizi ne ölçüde etkilediğini fark edebilmektir.

Her eleştiri aynı şekilde değerlendirilmemeli

Eleştiriye daha dengeli yaklaşmanın ilk adımlarından biri, karşımızdaki kişinin söylediklerini tek bir kategoriye yerleştirmemektir. Çünkü yapıcı geri bildirim, kişisel yargı ve incitici bir ifade aynı şey değildir.

  • Yapıcı eleştiri: Belirli bir davranışa, karara veya sonuca odaklanır. Neyin geliştirilebileceğini gösterir ve mümkün olduğunda somut bir öneri sunar.
  • Kişisel yargı: Yapılan bir davranıştan hareketle kişinin karakteri veya kapasitesi hakkında genelleyici sonuçlara varır. Örneğin, bir hatadan yola çıkarak birini sürekli dikkatsiz ya da yetersiz olarak nitelendirmek.
  • Yıkıcı veya aşağılayıcı eleştiri: Küçümseme, hakaret, utandırma ya da kişinin öz değerini hedef alan ifadeler içerebilir. Her zaman gelişime katkı sağlamayı amaçlamaz.

Bu ayrım önemlidir; çünkü eleştiriye açık olmak, her söyleneni doğru kabul etmek anlamına gelmez. Bir geri bildirimin içinde işinize yarayabilecek bir nokta bulunabilir. Bununla birlikte eleştirinin sunuluş biçimi incitici olabilir veya söylenenler gerçeği yansıtmayabilir.

Dolayısıyla amaç, eleştiriyi bütünüyle reddetmek ya da sorgulamadan kabul etmek değil; içeriğini, dayanağını ve size ne ölçüde katkı sağlayabileceğini değerlendirmektir.

Eleştiriyi kişisel algılamadan dinlemek için neler yapılabilir?

Eleştiri karşısında daha dengeli bir tutum geliştirmek, bir anda edinilen bir beceri değildir. Duygularınızı fark etmek, ilk yorumunuzu sorgulamak ve geri bildirimi değerlendirmek için kendinize zaman tanımak, bu sürecin önemli parçalarıdır.

1- İlk tepkinizle hemen harekete geçmeyin

Eleştiri duyduğunuz anda kendinizi açıklamak, karşı çıkmak veya söylenenleri reddetmek isteyebilirsiniz. Özellikle beklemediğiniz bir yorumla karşılaştığınızda bu tepki daha belirgin olabilir. Ancak ilk anda hissettiğiniz rahatsızlıkla verdiğiniz yanıt, sonradan nasıl yaklaşmak istediğinizi her zaman yansıtmayabilir.

Böyle bir durumda konuşmaya kısa bir ara vermek, birkaç derin nefes almak veya yanıt vermeden önce düşünmek işe yarayabilir. Gerekirse, “Söylediklerinizi biraz düşünüp yeniden değerlendirmek istiyorum” diyerek kendinize zaman tanıyabilirsiniz. Bu yaklaşım, eleştiriyi kabul ettiğiniz veya karşı tarafın haklı olduğunu düşündüğünüz anlamına gelmez. Yalnızca duygularınızın konuşmanın tamamını belirlemesini önlemek için kendinize alan açar. 

2- Söylenenlerle kendiniz hakkındaki düşüncelerinizi birbirinden ayırın

Eleştiri karşısında zihninizin kurduğu ilk cümleye dikkat edin. “Bu çalışmada bir hata yaptım” düşüncesi, kısa sürede “Ben hiçbir şeyi doğru yapamıyorum” gibi çok daha geniş bir yargıya dönüşebilir.

İlk ifade belirli bir duruma ilişkindir ve üzerinde çalışılabilir. İkincisi ise tek bir deneyimi kişiliğinizin tamamına geneller. Bu iki düşünce arasındaki farkı görmek, eleştirinin kendinize yönelik algınızı belirlemesini önleyebilir. Örneğin, bir arkadaşınız planladığınız bir etkinliğin organizasyonunda eksikler olduğunu söylediğinde bunu her konuda başarısız olduğunuzun kanıtı olarak değerlendirmek yerine hangi noktaların geliştirilebileceğine bakabilirsiniz. Bir konuda eksik kalmak, o konuda hiçbir beceriniz olmadığı anlamına gelmez.

Kendinizi değerlendirirken yalnızca hatalarınıza odaklanmak yerine koşulları, mevcut imkanları ve öğrendiklerinizi de hesaba katın. Öz kabul, kusursuz olduğunuzu düşünmek değil; eksiklerinizi fark ederken kendinize yönelik değerlendirmenizi tek bir hataya indirgememektir.

3- Savunmaya geçmeden önce ne söylendiğini anlamaya çalışın

Bazen eleştirinin tamamını dinlemeden yanıt hazırlamaya başlayabiliriz. Karşımızdaki kişi konuşurken kendimizi nasıl savunacağımızı düşünmek, asıl mesajı anlamamızı zorlaştırabilir.

Bunun yerine, geri bildirimin hangi davranışa veya sonuca ilişkin olduğunu anlamaya çalışın. Gerekirse açıklayıcı sorular sorun:

  • “Hangi durumda böyle düşündünüz?”
  • “Sizce hangi noktayı farklı ele alabilirdim?”
  • “Bunu biraz daha somut bir örnekle açıklayabilir misiniz?”

Bu sorular, eleştiriyi otomatik olarak kabul etmek için değil, neyin değerlendirildiğini daha net görebilmek için kullanılabilir. Genel ve belirsiz ifadeler, kişinin kendi hakkında olumsuz çıkarımlar yapmasını kolaylaştırabilir. Somut örnekler ise üzerinde düşünülebilecek bir konu sunar.

4- Eleştirinin ne kadarının gerçeği yansıttığını değerlendirin

Bir eleştiriyi duymakla onu doğru bulmak aynı şey değildir. Karşınızdaki kişinin bakış açısı size yeni bir şey gösterebilir; ancak bu, değerlendirmesinin bütünüyle doğru olduğu anlamına gelmez.

Bu nedenle kendinize şu soruları sorabilirsiniz: Söylenenlerin somut bir dayanağı var mı? Benzer bir geri bildirimi daha önce de aldım mı? Karşı taraf belirli bir olayı mı anlatıyor, yoksa tek bir durumdan hareketle benim hakkımda genel bir sonuca mı varıyor? Örneğin, bir arkadaşınızın bir konuşmada yeterince dinlemediğinizi söylemesi üzerinde düşünmeye değer olabilir. Ancak buradan hareketle kötü bir arkadaş olduğunuz sonucuna varmanız gerekmez. Belki o gün dikkatiniz dağılmıştır, belki de karşınızdaki kişinin deneyimi sizin fark etmediğiniz bir noktaya işaret ediyordur.

Eleştiriyi değerlendirmek, hem kendi bakış açınıza hem de başkasının deneyimine yer açmayı gerektirir. Böylece neyi değiştirmek istediğinize daha bilinçli karar verebilirsiniz.

5- Eleştiriyi kişisel bir saldırı yerine gelişim fırsatı olarak değerlendirmeyi deneyin

Her eleştiri geliştirici değildir. Ancak işe yarar bir geri bildirim aldığınızda bunu kendinizi yargılamak için değil, yeni bir şey öğrenmek için kullanabilirsiniz.

Bunun için “Neden böyle bir hata yaptım?” sorusunun yanında “Bir dahaki sefere neyi farklı yapabilirim?” sorusuna da yer verin. İlk soru zaman zaman kendinizi suçlamaya dönüşebilirken ikinci soru dikkatinizi değiştirebileceğiniz somut noktalara yöneltir. Örneğin, bir sunum sırasında konuyu yeterince açık anlatamadığınız söylendiğinde bunu iletişim becerilerinizin yetersiz olduğuna dair kesin bir kanıt olarak görmeniz gerekmez. Sunumun hangi bölümünün anlaşılmadığını belirleyebilir, anlatımınızı sadeleştirebilir veya bir sonraki sunum öncesinde prova yapabilirsiniz.

Geri bildirimin işlevi, kendinizle ilgili olumsuz bir hükme varmanızı sağlamak değil; mevcut durumla ulaşmak istediğiniz nokta arasındaki farkı görebilmenize yardımcı olmaktır.

6- Kendinizle konuşma biçiminize dikkat edin

Eleştirinin etkisi, konuşma bittikten sonra da devam edebilir. Söylenenleri tekrar tekrar hatırlamak, kendinizi suçlamak veya tek bir yorumdan hareketle gelecekte de başarısız olacağınızı düşünmek, yaşanan durumu zihninizde olduğundan daha büyük bir soruna dönüştürebilir.

Böyle anlarda kendinize nasıl yaklaştığınızı fark edin. Yakın bir arkadaşınız aynı eleştiriyi alsaydı ona ne söylerdiniz? Bir hatanın onu bütünüyle tanımlamadığını hatırlatırken kendinize neden daha sert davranıyorsunuz? Kendinize anlayış göstermek, yaptığınız hataları görmezden gelmek veya sorumluluktan kaçmak değildir. Aksine, bir durumu daha gerçekçi değerlendirebilmek için kendinize suçlayıcı olmayan bir dil kullanmayı içerir.

Örneğin, “Bunu beceremedim, zaten hiçbir şeyi doğru yapamıyorum” demek yerine “Bu konuda beklediğim sonucu alamadım; hangi noktaları geliştirebileceğime bakabilirim” diyebilirsiniz. Bu tür bir yaklaşım, hatayı inkâr etmeden kendinize ilişkin daha dengeli bir değerlendirme yapmanıza yardımcı olabilir.

7- Gerektiğinde sınırlarınızı koruyun

Eleştiriyi kişisel algılamamaya çalışmak, incitici sözlere sessiz kalmanız gerektiği anlamına gelmez. Birinin sizi küçümsemesi, aşağılaması veya sürekli olarak kişiliğinizi hedef alması, yapıcı geri bildirim vermekle aynı şey değildir.

Böyle durumlarda söylenenlerin içeriği kadar iletişimin biçimine de dikkat etmek gerekir. Karşınızdaki kişiden somut bir örnek vermesini isteyebilir, konuşmanın saygılı bir şekilde sürdürülmesini beklediğinizi belirtebilir veya kendinizi rahat hissetmediğiniz bir konuşmaya ara verebilirsiniz. Örneğin, “Bu konuyu konuşmaya açığım ancak kişiliğim üzerinden değerlendirilmek yerine hangi davranışımı kastettiğinizi anlamak istiyorum” demek, hem geri bildirime açık olduğunuzu hem de iletişimde sınırlarınız bulunduğunu ifade edebilir.

Her eleştiriyi kabul etmek zorunda olmadığınız gibi, her eleştiriye uzun uzun yanıt vermek zorunda da değilsiniz. Bazen söylenenleri değerlendirmek, size uygun olanı almak ve geri kalanını üzerinize almamak yeterlidir.

Eleştiri karşısında daha dengeli bir yaklaşım geliştirmek mümkün

Eleştiri almak, insan ilişkilerinin doğal bir parçasıdır. Her zaman hoşumuza gitmeyen yorumlarla karşılaşabilir, kendimizi yanlış anlaşılmış hissedebilir veya bir geri bildirimin haklı tarafını kabul etmekte zorlanabiliriz. Bu duyguları hiç yaşamamayı beklemek yerine, onları fark edip nasıl karşılık vereceğimizi öğrenmek daha gerçekçi bir yaklaşımdır.

Eleştiriyi kişisel algılamadan dinlemek, söylenenlerden etkilenmemek ya da başkalarının düşüncelerini önemsememek demek değildir. Asıl mesele, bir kişinin sizin hakkınızdaki değerlendirmesini kendinize dair değişmez bir gerçek olarak kabul etmemektir. Geri bildirimin içindeki işe yarar noktaları alabilir, katılmadığınız kısımları sorgulayabilir ve ihtiyaç duyduğunuzda sınırlarınızı koruyabilirsiniz.

Kendinizi geliştirmeye açık olmakla kendinize karşı anlayışlı davranmak birbirine zıt değildir. Hatalarınızı kabul edebilir, yeni şeyler öğrenebilir ve yine de kendi değerinizi tek bir yorumun belirlemesine izin vermeyebilirsiniz.

Kaynaklar: psychologytoday, health.clevelandclinic.org

İlginizi çekebilir: Sağlıklı sınır koymak nedir? Hayır diyebilmenin 5 yolu

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!