Ebeveynlikte tetiklenme: Çocuklar neden sabrımızı bu kadar sınıyor?

Birçok ebeveyn için çocuk sahibi olmak, hayattaki en özel ve değerli deneyimdir. İnsana sevgi ve bağlılık gibi hislerin bambaşka bir boyutunu yaşatan bu özel deneyim, beraberinde sonsuz mutluluğu getirir. Ancak işin diğer tarafında bir anda gelen öfke ve bağırma gibi sonradan suçluluk uyandıran olumsuz duygular yatar. Siz de çocuğunuzun ağlaması, laf dinlememesi veya hiç susmaması karşısında zaman zaman sinir sisteminizde tetiklenme hissediyor olabilirsiniz. Aslında bu tür duygusal tepkiler, çocuğun davranışından çok ebeveynin geçmişinden gelen kalıplardan kaynaklanır. Dolayısıyla içinizde ihtiyaçları karşılanmamış veya duyguları bastırılmış bir çocuk varsa, çocuklarınıza verdiğiniz tepkinin kaynağı da burada saklı olabilir.

Ebeveynlikte tetiklenme nedir?

Son yıllarda ebeveyn psikolojisinde daha görünür hale gelen “tetiklenme” kavramı; geçmişte yoğun şekilde yaşanan deneyimlerin, belirli uyaranlar karşısında aktif olarak tekrar canlanma durumudur. Ebeveynler için bu durum sıklıkla çocuğun ağlama, inat etme, bir şey isteme gibi davranışları sonucu gelişir. Örneğin; odadaki ufak bir dağınıklık ya da uzun süren bir ağlama krizi, ebeveyn için bir anda patlama noktasına dönüşebilir. 

Aslında bu durumda verilen aşırı tepki, nadiren çocuğun davranışıyla ilgilidir. Çünkü tetiklenmenin söz konusu olması halinde, ebeveynin kendi çocukluğunda yaşadığı bir baskı veya kötü anı, bugünün içine sızarak kendini gösterir. İşin tehlikeli noktası, birçok ebeveynin bunun farkında olmaması ve yaşadığı krizi günlük olaylara bağlamasıdır. Oysa katı kuralların olduğu cezalandırıcı bir ortamda büyümek, sorunun temel nedenini oluşturur.

Ebeveynlikte tetiklenme nasıl önlenir?

Ebeveynlikteki duygusal tetiklenme, bir anlamda nesiller arası aktarılan psikolojik kalıplarının varlığını doğrular. Durumu dışarıdaki çocuğu eğitme işiyle bağdaştırmak, çocuğun da aynı kurallarla yetişip benzer kalıplar geliştirmesi ve bu kalıpları sonraki nesillere taşıması açısından risklidir. Çünkü dışsal uyarıcı etkisinde harekete geçen olumsuz tepki, birçok farklı şekilde ortaya çıkabilir. Döngüyü kırmak ise birkaç farkındalık kazanımı ile mümkün olabilir.

1. Duygusal tetikleyicileri tanımlayın

Çocuklar, yapıları gereği biraz ısrarcı, aceleci ve ilgiye muhtaç canlılardır. Hayattaki her şeyi sorgulayarak ve deneyerek öğrenen bu genç zihinlerin yüksek enerji seviyesine sahip olması da doğaldır. Hatta bunun tersi olması halinde farklı fiziksel sorunların varlığından söz edilebilir. Bu nedenle çocuğun, olması gerektiği halin getirisi olan davranışlarına sinirlendiğinizi fark ettiğiniz anda, bunun ondan değil de sizden kaynaklanıyor olabileceğini akla getirin. 

Elbette onun bir anda yerlere yatıp ağlama krizi geçirmesi fazlasıyla rahatsız edici ve zorlayıcı olabilir. Fakat onun davranışına bağırarak tepki vermek yerine, yapısı gereği bu yaptığını hatırlamak fayda sağlayabilir. Ardından kendinize odaklanarak, normal olması gereken bir davranıştan neden bu kadar rahatsız olduğunuzu sorgulayabilirsiniz. Bu sayede kim bilir, belki geçmişte yaşadığınız ve sizi uzun yıllardır içten içe kemiren bir anıyla tekrar yüzleşme cesareti kazanabilirsiniz. Bu da çocuğunuzun bazı davranışlarına daha fazla tahammül göstermenize yardımcı olabilir.

2. Tepki karşısında harekete geçmeden önce duraksayın

Genellikle sinir anında akla gelen ilk haliyle tepki vermek mantıklı değildir. Çocuğunuza anlık öfkeyle bağırdıktan sonra kendinizi sık sık suçlu ve pişman buluyorsanız, bu tür anlarda kendinizi frenlemeyi deneyebilirsiniz. Kriz anlarındaki en büyük rahatlamayı, otomatik olarak yapmaya alıştığımız nefese karşı kazanılacak farkındalık sağlar. Sadece birkaç dakika nefese odaklanmak ve art arda derin nefesler almak, aşırı uyaranlar tarafından tetiklenen sinirlerin gevşemesine yardımcı olur. Bu nedenle çocuğunuz sinirinizi bozan bir şey yaptığında, odayı kısa süreliğine terk edebilir ve kendi başınıza kalarak tüm odağı nefesinize yöneltebilirsiniz. Bunu düzenli alışkanlık haline getirdiğinizde, beyne doğrudan “dur” komutu verir ve geçmişten gelen travmaların bugünkü tepkilerinizi etkilemesini önleyebilirsiniz.

3. İçinizdeki çocuğu inceleyin

Birçok ebeveyn için kendini çocuk olarak düşünmek mümkün değildir. Söz konusu çocukluğun kötü anılarla dolu olması halinde, çok az kişi kendini tekrar aynı durumda hayal etmek ister. Ancak bugün çocuğunuza verdiğiniz tepkilerin altında sizin çocukluğunuz yatıyorsa, onunla yüzleşmenin farklı yollarını aramak ve iyileşemediğiniz deneyimleri tekrar açığa çıkarmak en iyi yöntem olabilir.

İç çocuk çalışmaları yaparken çeşitli günlük tutma pratikleri deneyebilirsiniz. Gün sonunda rutin haline getireceğiniz günlük alışkanlığı, kendi çocukluk deneyimlerinizi hem yazıya dökmenize hem de ihtiyaç duyduğunuzda paylaşmanıza yardımcı olur. Böylece sizi tetikleyen duygulardan özgürleşerek bu kriz dolu döngüyü kırabilirsiniz.

4. Kendinize şefkat gösterin

Tetiklenmek, kötü bir ebeveyn olduğunuzu göstermez. Aksine, yaşayan ve hisseden bir insan olmanın doğal sonucudur. Bu nedenle çocuğunuza sesinizi yükseltmiş olsanız bile sonradan kendinize aşırı yüklenmekten kaçının. Bunun yerine günümüz dünyasında çocuk yetiştirmenin ne kadar zor olduğunu ve her ebeveynin sizin gibi zorlandığını hatırlamaya çalışın. Özellikle modern dünyanın ve dijital gelişimin sürdüğü bir çağda ebeveyn olmak, hem kendi işinize odaklanmanızı hem de çocuğunuzu önceki nesillerin korumadığı kadar korumanızı gerektirir. 

Birçok yeni tehdidin geliştiği bir dönemde, tüm günü dışarıda geçirdikten sonra eve gelip çocuğunuzun ortalığı dağıtması karşısında sinirlenmeniz çok normal. Önemli olan bunu nasıl ve hangi sözlerle gösterdiğinizdir. Çünkü bir oyuncağın etrafa fırlatılması, zaten yorucu giden bir günü daha kötü yapmaz. Sadece bazen kendi karşılanmamış ihtiyaçlarınızla ya da geçmiş deneyimlerinizle ilgilidir. Bu duruma ne kadar erken yoğunlaşırsanız, duygularınızı da o kadar kolay kontrol altına alır ve çocuğunuzun benzer tepkiler geliştirmesini önlersiniz.

Kaynak: mindbodygreen, gottman

İlginizi çekebilir: Sakin çocuk yetiştirme rehberi

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!