Duygusal şiddet: Fiziksel şiddet kadar yıkıcı ve göz ardı edilmemesi gereken şiddet türü

Şiddet dediğimiz zaman aklımıza hemen fiziksel şiddet geliyor. Birinin diğerine fiziksel olarak zarar verdiği, somut olarak sonuçlarını, bedende bıraktığı izleri görebildiğimiz fiziksel şiddet. Bu nedenle “Sana şiddet uyguluyor mu?” sorusuna birçok insan, eğer fiziksel bir müdahaleyle karşılaşmadıysa, direkt olarak hayır cevabını veriyor. Ancak şiddetin sadece fiziksel olarak gerçekleşebileceğini düşünmek, kendimize ve çevremizdeki kişilere yapabileceğimiz en büyük hatalardan birisi.

Duygusal şiddet gerçeği

En az fiziksel şiddet kadar yıkıcı etkileri olan, kişi üzerinde onarması güç izler bırakan duygusal şiddetle ilgili farkındalık ne yazık ki gereken düzeyde değil. Duygusal şiddet, özellikle fiziksel şiddet gibi kolayca görülebilen, somut bir durum olmadığı için fark etmek zordur ve zaman alabilir. Ancak fark etmek ne kadar zor olsa da duygusal şiddetin varlığını kabul etmemiz ve ne olduğunu, nasıl ortaya çıktığını bilmemiz oldukça önemli. Bunları bilirsek neyle karşı karşıya olduğumuzu, kendimizi ne zaman ve nasıl korumamız gerektiğini öğrenmiş oluruz. Buna göre önlemler alırız.

Duygusal şiddet uygulayan kişinin amacı; ilişkide güç kazanmak ve ilişkinin kontrolünü elinde tutmaktır. Bunun için üzerinizde hakimiyet kurmak ve sizi neredeyse her konuda kontrol etmek ister. Sizin için neyin iyi, neyin kötü olduğunu en iyi kendisinin bildiğine inanır. Hatta ne düşünüp ne hissetmeniz gerektiği hakkında bile fikirleri vardır. Ancak her zaman kendi istek ve ihtiyaçları ön plandadır. Bu doğrultuda hareket eder. Bu güç dengesinde bir tehditle karşılaştığında sizi cezalandırır ve bunu fiziksel güç yerine, duygusal güç kullanarak yapar. İlişkide yaşanılan sorunlar için her zaman sizi suçlar, bazen sizi başkalarıyla karşılaştırarak sizi küçük düşürür.

Kıskançlık ve küçümseme duygusal şiddettir

İlişkide ve eşi üzerinde güç elde etmek isteyen kişi, bunu bazı davranış kalıpları ve sözlerle yapar. Duygusal şiddetin en sık kullanılan yöntemlerinden birisi, karşı tarafı aşırı biçimde ve sıkça eleştirmektir. Uygun, uygunsuz her yerde, başka kişilerin yanında ya da yalnızken, yapıcı olmaktan uzak, sadece karşı tarafı yermek için yapılan eleştiriler, duygusal şiddetin bariz göstergelerinden birisidir. Bununla birlikte korku ve zayıflıklarınızı kullanmak, alay etmek, suçlamak, hakaret etmek, utandırmak, küçümsemek, çaresiz hissettirmek, saygı göstermemek, maddi ve manevi ihtiyaçlarınızı ihmal etmek, baskı yapmak da duygusal şiddettir.

Birçok kişi tarafından sevginin bir göstergesi olarak görülen ve kabul edilen kıskançlık da belirli bir sınırı aştıktan sonra duygusal şiddete girer. Sizi kıskandığı için birçok alanınızı kısıtlamak, belirli insanlar dışında başkalarıyla görüşmenizi engelleyerek sizi yalnızlaştırmak duygusal şiddet açısından göz ardı edilmemesi gereken önemli bir durumdur. Bu noktadaki kıskançlık sevgi göstergesinden çok uzakta, kişinin hayatını kısıtlayan önemli bir ihlaldir. İstediğini elde edemediğinde ya da başka bir nedenden dolayı sizi cezalandırmak için hiç iletişime geçmemesi, sizi ve ihtiyaçlarını görmezden gelmesi de duygusal şiddetin bir parçasıdır.

Duygusal şiddet ciddi psikolojik sonuçlar doğurur

Duygusal şiddet, kişi üzerinde gözle görülür sonuçlar bırakmasa da kişinin psikolojisi ve kendisini algılayış biçiminde ciddi sarsılmalar yaşamasına yol açar. Devamlı duygusal şiddete maruz kalmak, bir süre sonra o kişinin kendisini değersiz ve yetersiz hissetmesine neden olur. İlişki içerisinde başlayan, daha sonra hayatının geri kalanına da yansımaya başlayan çaresizlik, yalnızlık, korku, kaygı, suçluluk, güvensizlik, kendini sevme ve kabul etmede zorlanma, huzursuzluk gibi duyguların yoğun bir şekilde yaşanmasına neden olur. Bu duygu ve durumların yoğun şekilde devamlı yaşanması uzun vadede daha sarsıcı ve köklü sorunlara, sonuç olarak depresyon, kaygı bozukluğu, stres bozukluğu, madde bağımlılığı gibi ciddi psikolojik rahatsızlıkların ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlar.

Duygusal şiddete maruz kaldığımızı nasıl anlarız?

Duygusal şiddetten korunmak ve sonuçlarıyla başa çıkabilmek için öncelikle duygusal şiddetin farkında olmanız gerekiyor. Duygusal şiddete maruz kaldığınızı gösteren bazı işaretler:

  • Eşiniz sizi neredeyse her konuda sürekli eleştiriyor ve bir şeyi beceremeyeceğinizi ima ediyorsa,
  • Onunla paylaştığınız zayıf noktalarınızı, korkularınızı yeri geldiğinde size karşı kullanıyorsa,
  • En ufak hatanızda bile sizi küçümseyip sizinle dalga geçiyorsa,
  • Sosyal çevrenizle görüşmenize izin vermiyor, hatta aile üyelerinizle bile görüşmenize engel oluyor ve sizi yalnızlaştırıyorsa,
  • Sizi arkadaşlarınızın, diğer insanların yanında utandırıyorsa,
  • Sizinle ilgili kırıcı şakalar yapıyorsa ve siz buna kırıldığınızda sizi alıngan olmakla suçluyorsa,
  • Sizi sürekli kontrol etme çabası içindeyse,
  • Hayallerinizi, gelecek planlarınızı, isteklerinizi önemsiz görüyor ve küçümsüyorsa,
  • Neredeyse her tartışma sizin suçluluğunuzla sonlanıyorsa,
  • Sizinle alakası olmayan konularda bile bir zorluk, sorun yaşadığında sorumlusu siz oluyorsanız,
  • Yaşadığınız hüzün, korku, kaygı gibi duyguları yok sayıyor ve sizi fazla duygusal, hassas olmakla suçluyorsa,
  • Onun dahil olmadığı bir alanınız olmasına izin vermiyorsa,
  • Sebepsiz kıskançlıklarla üzerinizde baskı kuruyorsa,
  • Özellikle istediği olmadığı zamanlarda iletişimi keserek istediğini alana kadar sizi görmezden geliyorsa,
  •  Sizi özellikleriniz, fiziksel görünüşünüz, yaptıklarınızla başkalarıyla kıyaslıyorsa,
  • Birçok konuda yetersiz olduğunuzu söylüyor ve hissettiriyorsa,
  • İlişkide kendinizi çaresiz hissediyorsanız,
  • Kendinizi kabul etme ve sevmede zorluklar yaşıyorsanız,
  • Sadece kendinize ait bir hayaliniz, idealiniz, düşünceniz olmadığını düşünüyorsanız,
  • Kendinizi yalnız hissediyorsanız,
  • Duygu ve düşüncelerinizi ortaya koymaktan ve karşılaşacağınız tepkiden kaygılanıyorsanız,
  • Kendinize olan güveniniz sarsıldıysa,
  • Sürekli devam eden yoğun bir gerginlik hali içindeyseniz duygusal şiddete maruz kalıyorsunuz demektir.

Beliz Ereren
İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra Klinik Psikoloji Yüksek Lisansını tamamlayarak uzmanlığımı aldım. Hayatın önemli dönüm noktalarından biri olduğuna inandığım ergenlik dönemi ... Devam