Dünyayı güzelleştirmek için: Değişime kendinden başla ve farklılıkları kabul et

Farklılıkları kabul etmemek, kişileri olduğu gibi kabul etmemek çok minik yaşlarda başlıyormuş demek, yeni öğrendim. Geçen gün çok yakın bir arkadaşımla oradan buradan sohbete daldık. Çocukları var. Büyüğü henüz 4 yaşında. Hayatın en başlarında olan bir minnoş. Kendisi biraz şahsına münhasır. Aşırı zeki; o yaştaki bir çocuk için bayağı enteresan tepkiler veriyor. Ben bu duruma bayılırken; annesi doğal olarak zorlanıyor aslında. Çünkü diğer çocuklar gibi değil. Farklı. Kalıba girmek yerine sorgulayıp kendi isteklerini net belirtiyor. Ben buna 20’li yaşların sonlarında ancak başladım; o yüzden hayranlıkla izliyorum bu karakteri.

Evet, her şey seninle, benimle; kişiyle başlıyor!

Annesinin hayran olduğum tutumu ise şu; çocuğu kendi haline bırakıyor. Muhtemelen diğer çocuklar gibi olması için kalıba sokmaya çalışsa kendisi için daha rahat olacak hayat ama çocuğun karakterdeki gelişimi, kendini özgürce bulması için serbest bırakıyor. Minimum düzeyde, ciddi ihtiyaç duyulduğu zaman duruma el koyuyor yoksa çocuğa kendi hayatını keşfetmesi için harika bir alan sunuluyor.

Anaokuluyla başlamak üzere, insanın okullarda kalıplara sokulmaya çalışılması diye bir gerçek var. Genel olarak kabul edilmiş doğrular ve yanlışlar var ve bunlara uymak zorunda insanoğlu daha hayata geldiği ilk yıllarda… Tam özgürce hayatı, kendisini keşfetme zamanlarını başkalarının doğrularını ezberleyerek geçirmek; aslında ne büyük sıkışıklık, ne sıkıcı bir durum dünyaya yeni gelmiş bir ruh için.

Şu an bu noktada eğitim sistemine girmeyeceğim çünkü girersem çıkamam. Eğitim sistemi konusunda yüksek tepkilerim var. Mesela çocuğum olursa çamurun, hayvanların, ağaçların sonsuz olduğu yerde; asıl öğretmeninin doğa olduğu, çocuklara “aşırı derecede ve zorlayıcı” ders dayatmak yerine yeteneklerini keşfetmelerine destek olan, ödevlerinin toprağa tohum ekip onu gözlemlemek olan okula göndermek gibi birçok arkadaşıma uç gelen hayallerim var. Türkiye’de yok ama dünyada örnekleri var. Bu seçim de hayatta oraya gelene kadar yaptığım seçimlerin sonucu olacak belki. Bu kadar cesaretli olabilecek miyim buradaki hayatımdan vazgeçecek kadar, yoksa bu tutkum her şeyin önüne mi geçecek? Buna şu an cevap vermem imkansız. Zaman gösterecek.

Neden biz çocuklarımızı dahi oldukları gibi kabul edemiyoruz?

Konumuza geri dönecek olursak; arkadaşımın oğlu olan minnoşun “özgür” davranışlarından okulda tepki almasını geçtim; arkadaşlarının annelerinden de gizliden gizliye tepki alıyormuş. “İşim var” diyip buluşmayanlar, denk yaşlarda çocukları olmasına rağmen çocuklar olmadan buluşmayı tercih edenler (çocuğuna kötü örnek olmasın hazır o çocuğunu “kontrol” edebiliyorken), bin bir saçma bahaneyle evinde misafirliğe gelmemesi için didinenler… Bunları duyduğumda ilk önce çok sinirlendim. Pek de inanmak istemedim. Çocuğun kimseye zararı yoktu ki. Evet, bir kalıba sokulmaya zorlanmıyordu o kadar. Ve daha güzel bir şey olamazdı bana göre. “Şimdiden mi başladı yani “farklı” olduğu için insana yapılan ayrımcılık? Daha bu yaşta?”, ağzımdan ilk çıkan ve sonra yerini sessizliğe ve derin düşüncelere bırakan cümle bu oldu.

Neden biz çocuklarımızı dahi oldukları gibi kabul edemiyoruz? Neden çocuklarımızın mutluluğundansa başkalarının haklarında ne düşündüğü bu kadar önem teşkil ediyor? Neden çocuklarımızın kendilerini, hayatı keşfetmeleri yoluna daha ilk yıllarından itibaren kendi ellerimizle ağır kayalar koyuyoruz?

Sen daha çocuğun küçücükken senin rahat bir hayatın olsun, her şey kontrolün altında olsun diye çocuğunu gözlemlemek, yeteneklerini hayata dökmesine destek olmak, alan tanımak yerine onu kapatmıyor musun? Dayatılanları ezberlesin diye onu zorlamıyor musun? Bir şeyleri yapamadığında ona destek olmak yerine kendisini eksik hissettirmiyor musun? Öz güveniyle oynamıyor musun?

Değişim ilk önce kişinin kendisinden başlıyor denirken aslında tam olarak bahsedilen şey bu…

Arkadaşlar farkında mıyız, çocuk yetiştirmek çok ama çok önemli bir şey ve dünyanın en zor işi! Bilinçli bir birey yetiştirmekten öte bir şey olduğunu düşünmüyorum dünya üzerinde. Ayrıca, sen şimdi ülkeye kızıyorsun ya hani? Ayrımcılığa, farklılıklara olan saygısızlığa öfkelenip duruyorsun ya. Sence senin hiç mi payın yok? Sen de şu an bilinç altına bu şekilde yükleme yaptığın çocuk yetiştiriyorsun. Yarın ne olacak sence?

Etrafta olan bitene havadan atıp tutmak, kızmak, söylenmek, akıl vermek en kolayı. Sen kendi payına düşeni yapıyor musun, onu sorgula. “Benim yapmamla ne olacak ki koca ülkede bir benim yapmamla mı her şey olacak?” deme. Evet, her şey seninle, benimle; kişiyle başlıyor! Küçük dünyalarımızı aydınlatmakla başlıyor ki sonrasında giderek genişlesin, büyüsün aydınlık. İlk çevremize sonra da zaman içerisinde daha büyük çevrelere, ülkelere, insanlığa yansısın.

Değişim ilk önce kişinin kendisinden başlıyor denirken aslında tam olarak bahsedilen şey bu. Kendinden başla, sonra o bilinçle birey yetiştir, çevrene, insanlığa faydan olsun. Bir izin olsun insanlığın aydınlanmasında. İnan o zaman sen de kendini daha rahat, daha tatmin hissedeceksin insan olarak. İşte hep dışarılarda başkalarından beklediğin huzuru, mutluluğu kendin yaratmış olacaksın.

İşin özü, ilk önce kendimizi olduğumuz gibi kabul etme sürecinden başlayalım ki çocuklarımızı da oldukları gibi kabul edip destekleyelim. Onlar, yarın demek. Onlar, gelecek demek. Sen çocuklarının nasıl bir dünyada yaşayacakları için bu kadar endişe edip tüm kıymetli enerjini buraya akıtacağına, yaşayacakları dünya için onların gelişimini; kendine güvenlerini, özgün bir birey olmalarını önemseyerek adımlar at. Hepimiz kendimize düşen sorumluluğu üzerimize alırsak, hayal ettiğimiz dünyaya ulaşmak o kadar da güç olmayacak. Ben Gamze olarak tam olarak böyle düşünüyorum. Peki ya sana bu noktadan nasıl gözüküyor? Her şeyin hayatta en özenli şekilde yerini bulması dileğiyle. Sevgiyle…

 

İlginizi çekebilir: Bakış açını değiştirip tüm canlılara empatiyle yaklaşabilir misin?

Gamze Baytan
Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar ... Devam