X

Doğal bir içecek: Evde kefir yapımı

Doğal ortamda antrenman yapmak, doğal malzeme kullanmak, dışarıda koşmak ve çadırda kalmak küçüklüğümden beri en zevk aldığım aktiviteler. Küçük yaşlardan beri doğal gıdalar yemeye alışkınım. İsviçre’de yaşarken bahçeden topladığımız organik meyve ve sebzelerle, dayımın çiftliğindeki ineklerin sütleriyle ve köydeki peynircinin taze peynirleriyle büyüdüm.

Türkiye’ye geldiğimde de doğal ve yeni bir çok farklı lezzet keşfettim: nar suyu, incir, semizotu, reyhan, börülce ve kefir. İsviçre’de o kadar süt, süt ürünleri, peynir, hatta sütlü limonata bile varken (Rivella) kefire benzer hiç bir ürün yok. Bu hafif ekşimsi tadı olan içecek üç sene önce dikkatimi çekti. İlk zamanlarda hazır ve marketlerde satılan kefir tüketiyordum.

Kefir özellikle sporcular için çok faydalı, protein ve esansiyel aminoasit oranı oldukça yüksek olan bir içecek. Antrenman yapmadan önce bir bardak kefir ve bir yeşil elma tüketiyorum. Kahvaltıda süte alternatif olarak kullanabileceğiniz kefiri, iki yemek kaşığı yulaf ile tatlandırdığınızda oldukça besleyici bir öğün elde edebilirsiniz. İsterseniz greyfurt, nar veya portakal da ekleyebilirsiniz.

Altı aydır her gün evde kendi kefirimi yapıyorum. Kafkas arkadaşlarımdan orijinal kefir mayası aldım ve kendim kefir yapmaya başladım. Her gün bir bardak mutlaka içiyorum. Bağışıklık sistemimin kuvvetlendiğini hissediyorum. Ayrıca kendimi daha enerjik hissetmemi ve cildimin daha parlak olmasını sağlıyor.

Kefir B vitaminleri, K vitamini, kalsiyum, magnezyum, biotin ve folik asit yönünden oldukça zengin bir gıda. Bildiğiniz gibi yeterli B vitamini alınması böbrek, ciğer, sinir sistemi ve cilt düzenlenmesi açısından oldukça önemli.

Kendi kefirinizi evinizde yapabilmeniz için, bu haftaki yazımda sizlerle kefir yapımını paylaşmak istedim. Kefir yapımı çok kolay hem de çok keyifli.

1) Kefir mayasını marketlerde bulabilirsiniz. Doğal olduğundan emin olmak istiyorsanız benimle iletişime geçip çoğalttığım mayalardan edinebilirsiniz.

2) Kefir mayasını cam bir kavanoza koyun ve üstüne süt ekleyin. Kavanozu kapattın. Önemli olan kapağın cam veya plastik olması.

3) Kavanozu ışıksız ve oda sıcaklığında, sabit bir yere koyun.

4) En az 24 saat beklettiğinizden emin olun.

5) Plastik süzgeç ile maya tanelerini süzün.

6) Süzgeçte sadece maya kaldığında mayayı tekrar kavanoza koyun ve üstüne süt ekleyin. Yukarıdaki prosedürü tekrar edin.

7) Yaptığınız kefiri buzdolabına koyun ve en fazla 3 gün içerisinde tüketin.

Birkaç tavsiye daha:

  • Süt olarak camdaki günlük sütü tercih edin ve bulursanız tamamen doğal süt kullanın.
  • Üç günde bir kavanozu sıcak su ile yıkayın. Haftada bir mayayı içme suyu ile yıkayın.
  • Bir günden fazla evde değilseniz ve kefir yapamazsanız, maya üstüne süt ekledikten sonra kavanozu buzdolabına koyun. Maya bu şekilde 9-10 gün bekleyebilir.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Coraline Chapatte: İsviçreliyim ama neredeyse 10 senedir Türkiye'de oturup çalışıyorum. Neuchatel'de 4 sene ekonomi okudum. İsviçre'de doğan her çocuk bütün sporları küçük yaşta öğrenir. Bu yüzden spor hayatım çok yönlüydü ve çok erken yaşta sporcu beslenmesi, dinlemesi ve yaşam felsefesi gibi konular, her çocuk gibi bana da öğretildi. Mezun olduktan sonra dalmaya başladım ve çok hoşuma gitti. İsviçre'de üst düzey bir yöneticiyken her şeyi bırakıp dalmaya gittiğim Kaş'tan çok etkilenip Kaş'a yerleştim ve deniz rehberliği ve sualtı fotoğrafçılığı yaptım. 2011'de İstanbul'a taşındım. 2013 ve 2015 arasında birçok uzun mesafe (50 km ve 80 km) koşu yarışlarına katıldım. Her koşudan yeni şeyler öğrendim. Uzun koşularda kaçış noktası ve erteleme şansı yoktur. Başlarsınız ve bitirirsiniz. Bu, benim için yaşam felsefesi oldu. Ekim 2015 de “Likya Yolu Ultra Maratonu”na katılıp 6 günde 250 km koştum. Bu yolda tek başınadır herkes. Bu yolculuk sadece fiziksel değildir. Vücut ile başlar ama zihinle biter. Mayıs 2016 ilk triatlon yarışına katıldım ve 3. oldum. Dört ay sonra Eylül ayında Kuşadaşı'nda Türkiye Triatlon Şampiyonası'nda 30+ yaş kategorisinde üçüncülüğü kazandım ve Ekim ayında Antalya'da Gloria Ironman 70.3 yarışında 5. oldum. O kadar kısa bir sürede böyle sonuçlara ulaşmak disiplin, azim, sağlıklı ve dengeli bir beslenme ve iyi bir planlama ister. O dönemde istediğim sağlıklı tatlıyı bulamadığım için kendi keklerimi yaratmaya ve pişirmeye başladım; glütensiz ve rafine şekersiz "Cora'nın Kekleri” macerası bu şekilde başladı. Beş dil (Fransızca, Türkçe, İngilizce, Almanca, İtalyanca) konuşuyorum. Çeşitli konularda motivasyon seminerleri veriyor, şirketler için ve bireysel spor koçluğu yapıyor, koscora.com blogunda (Avrupa'nın en iyi 3 koşu blogu arasına seçildi) ve Türkiye'de ve İsviçre'de spor ve sağlıklı yaşam konularında yazılar yazıyor, sosyal medya danışmanlığı yapıyor ve ayrıca çeşitli dillerde tercümanlık yapıyorum. Eylül 2016'den itibaren Marmara Üniversitesi'nde Spor Psikolojisi ve Spor Yöneticiliği yüksek lisans yapıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale