Dinlenmek neden rahatsız hissettirir: Üretkenlik alışkanlığının gölgesi

Dinlenme, hayatın doğal bir parçası olarak yenileyici ve rahatlatıcı hissettirmelidir. Ama pek çok kişi için dinlenmek, beklenmedik bir şekilde huzursuzluk ve rahatsızlık duygularını beraberinde getirir. Siz de bir gün evde oturup hiçbir iş olmadan kendinizi huzursuz, gergin veya suçluluk hissiyle dolu buluyorsanız, yalnız değilsiniz. Bu durum çoğu zaman zihninizin ve bedeninizin, sessizliği ve durağanlığı alışılmadık bir durum olarak algılamasından kaynaklanır.

Aslında bu tepkiler, üretkenlik ve değer anlayışınızla doğrudan bağlantılıdır. Birçok yetişkin, kendilik değerini yaptıkları iş ve başardıkları şeylerle ilişkilendirdiği için, aktivite azaldığında sinir sistemi bunu bir tehdit olarak algılar. Şimdi gelin bu süreci adım adım inceleyelim.

Üretkenlik kimliğiniz olduğunda dinlenmek rahatsız edici hissettirebilir

Kendinizi değerli hissettiğiniz alanlar kimliğinizin temel taşlarını oluşturur. Eğer siz de iş hayatınızda sürekli bir başarı, verimlilik ve kontrol duygusuyla hareket ediyorsanız, bu alanlar sizin özsaygınızın merkezini oluşturur. Boş zamanlarınızda ise kendinizi “değersiz” veya “boşta” hissetmeniz çok normal.

Bir hafta boyunca yoğun bir tempoda çalıştıktan sonra dinlenmek istediğinizde, zihniniz hemen devreye girer ve size “hala yapman gereken şeyler var” diye hatırlatabilir. Oysa ortada acil bir iş yoktur. Buna rağmen içinizde tarif etmesi zor bir huzursuzluk oluşur. Bunun nedeni, zihninizin değer duygusunu üretken olmakla ilişkilendirmiş olmasıdır. Siz bir şey yapmadığınızda, zihniniz bunu “boşluk” olarak değil, “yetersizlik” gibi algılar. Bu yüzden de sizi tekrar harekete geçmeye ikna etmeye çalışır.

Bedeniniz neden hep hareket ister?

Sürekli meşgul olmanız, bedeninizi ve sinir sisteminizi yüksek uyarılmışlık durumuna alıştırır. Kronik yoğunluk içinde yaşayan bedenler, hareket ve çabayı güven ve kontrol ile ilişkilendirir. Birden durmak ise sinir sistemi için yabancı bir durumdur.

Bu yüzden bazen dinlenmek, rahatlatıcı değil, tedirgin edici bir deneyim haline gelir. Bedeniniz hareket halindeyken kontrol ve güveni tanır; durduğunuzda ise bir boşluk ve hafif bir huzursuzluk hissi oluşur. Özellikle de işlerinizi sürekli erteleyerek veya sürekli “yapacak bir şeyler bulma” alışkanlığıyla yaşıyorsanız, dinlenme anları hem gergin hem de bilinçaltında riskli bir alan gibi hissettirebilir.

Zihinsel gürültü dinlenmeye engel olur

Yoğun iş temposu sizi meşgul ederken zihniniz de kendini susturur. Ancak durduğunuzda, düşünceler bir anda daha yüksek sesle karşınıza çıkar. Geçmişte çözülmemiş işlerle, pişmanlıklarla veya endişelerle ilgili düşünceler bir anda ön plana çıkar.

Örneğin, televizyon karşısında keyifli bir akşam geçirirken, yapmayı ertelediğin bir şey aklınıza gelirse onu yapmaya başlayabilirsiniz. Bu, zihninizin boş alanı doldurma biçimidir. Dinlenme zararlı değildir; sadece zihniniz, aktivite sırasında bastırdığı içerikleri ortaya çıkarır.

Dinlenmeyi başarısızlıkla eşleştirme eğilimi

Kültürel olarak pek çok toplumda üretkenlik bir erdem olarak görülür. “Çok çalışmak övülür, dinlenmek ise sadece zorunluysa kabul edilir” algısı, bilinçaltınıza yerleşmiş olabilir. Bu yüzden siz de dinlenirken, bilinçaltınızda kendinizi yetersiz veya geri kalmış hissedebilirsiniz.

Eğer kimliğinizi sürekli ilerleme ve başarı üzerinden tanımlıyorsanız, bir mola vermek bile gerileme gibi hissedilebilir. İşlerinizi tamamladıktan sonra kendinize zaman ayırmak yerine bir sonraki görevi düşünmek, çoğumuzun farkında olmadan yaptığımız bir alışkanlıktır.

Tükenmişlik dinlenmeyi zorlaştırır

İronik bir şekilde, tükenmişlik dinlenmeyi daha da rahatsız edici hale getirir. Çünkü duygusal yorgunluk, keyif alma ve yenilenme kapasitesini azaltır. Çok yorgun olmanıza rağmen, sinir sisteminiz rahatlamayı zor bulabilir.

Bu bir kısır döngü yaratır: Daha fazla dinlenmeye ihtiyacınız vardır ama yorgunken dinlenmek sizi tam olarak yenileyemez. Zamanla bedeniniz, dinlenmeyi huzursuzlukla eşleştirmeye başlar.

Dinlenmek üretkenlik hikayenizi sorgulatır

Dinlenmek, kendinize şu soruyu sormanızı gerektirir: Üretmediğim zaman ben kiminim? Özerklik, yeterlilik ve sosyal bağlar üzerinden iyi oluşu tanımlayan psikoloji, yeterliliğin yalnızca üretimle ölçülmesini tehlikeli bulur. Dinlenmek, bu ölçütü geçici olarak ortadan kaldırır ve rahatsızlık yaratır.

Bu yüzden çoğu zaman dinlenirken bile “bir şeyler yapmalı mıyım” düşüncesi gelir. Zihniniz, yetkinlik hissini korumak için dinlenmeyi bile üretkenliğe dönüştürmeye çalışır. Oysa gerçek dinlenme optimize edilemez ve bu direnç, üretkenlik merkezli kimliğiniz için bir tehdit gibi hissedilir.

Dinlenmeye alışmak 

Psikoloji, dinlenmeyi zorla sevmeyi önermez. Bunun yerine güven ve alışkanlık geliştirmeyi vurgular. Tıpkı stresle baş etme mekanizmanız gibi, sinir sisteminiz de sakinliği yeniden öğrenebilir. Dinlenirken bedeninizdeki duyumları fark etmek, zamanla durağanlığa alışmanıza yardımcı olur. Amaç rahatsızlığı yok etmek değil, onunla kaçmadan kalabilmektir.

Dinlenmeyi bir ödül veya lüks olarak görmek yerine, temel bir ihtiyaç olarak görmek anlamını değiştirir. Beyin, dinlenmeyi hak edilen bir ödül olarak gördüğünde, rahatlamayı zorlaştırır; ama işlevsellik için gerekli bir ihtiyaç olarak gördüğünüzde, daha doğal ve kabul edilebilir hissedersiniz.

Sonuç olarak, dinlenmenin rahatsız edici olması, değerimizi sürekli işe yarar olmakla ilişkilendirmekten kaynaklanır. Kendinizi üretkenlik dışında tanıyabildiğinizde, dinlenme artık tehdit değil bir sığınak haline gelir.

Dinlenmeye alışmak, doğru yapmakla değil; sinir sistemi ve benlik algınızın bu duruma uyum sağlamasına izin vermekle ilgilidir. Zamanla durağanlık, korkutucu bir boşluk değil, huzurlu bir mola haline gelebilir. Ama bunun ilk adımı, dinlenmenin neden zor geldiğini anlamaktan geçer.

Kaynak: forbes

İlginizi çekebilir: Aşırı düşünme alışkanlığını avantaja çevirmenin 3 yolu

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!