Bizi korkutan şeyleri nasıl yaparız?

Korku evrensel bir duygu ama hepimizin bir şeyleri yapmaktan kaçınmak için kendine özgü nedenleri var. Okulun ilk gününü düşünün, anne babalarımıza nasıl direndiğimizi, yalnız başınıza seyahat etmeyi, bungee jumping yapmayı… Konfor alanından çıkmak kime zor gelmez ki?

Korku, evrimin hem hediyesi hem de lanetidir. Korkunun hayatımızın akışına müdahale etmesine izin veriyoruz çünkü korkuya güvenmeyi öğrendik. Bizi hayatta tutacak, doğru kararlar vermemizi sağlayacak bir güç olduğuna inandık. Ama modern dünyada, sokakta yürürken bir aslanla karşılaşmıyoruz. Bundan dolayı modern dünyada korku, kendimizi gerçekleştirmemize engel olan yıkıcı bir güç olarak karşımıza çıkabiliyor.

Korkuların, hayatınıza yön vermesini istemiyorsanız bu yazı tam da size göre.

Korktuğunuz şeyin adını koyun!

Duygular, vücudumuzun duyumsadığı şeyleri anlamlandırmak için beynimizin yaşadıklarımızı temel alarak yaptığı en iyi tahminlerdir. Korkuyu tehlikeli, canımızı yakacak olaylara karşı bir savunma mekanizması olarak tanımladığımızda, çoğunlukla korkularımızın bu tanımla uzaktan yakından alakası olmadığını görürüz.

Korkuyla yüzleşmek için önce onunla tanışmalı ve ne olduğunu öğrenmelisiniz.

En kötü ne olabilir?

Aklınıza direkt başarısızlık gelebilir. Peki başarısız olursak ne olur? “Beş parasız kalırım”, “Acı çekerim”, “Utanırım”, “Suçlu hissederim” diyebilirsiniz. Başımıza gelebilecek en kötü şeyleri sıraladığımızda, daha iyi hissederiz. Çünkü kontrol bizdedir, korktuğumuz şeyler o kadar “korkunç” gelmez gözümüze. Dahası, korkularımızın üzerine gidip, yolumuzdaki engelleri kaldırmak için sorumluluk bile alabiliriz.

Hayatımızı radikal biçimde değiştirecek bazı şeyler vardır ki ilk adımı atmak ödümüzü koparabilir: Sevmediğimiz işten istifa etmek, hoşlandığımız birine açılmak gibi… Bu gibi durumlarda, harekete geçmeden önce etrafınızı kolaçan edin, sonra zıplayın çünkü hiç zıplayamamak bazen en korkutucu şey olarak kalabilir hayatınızda.

Jim Collins Great by Choice kitabında, “Girişimcilerin en kötü senaryoyu kafalarında kurguladıklarını, kendilerini buna hazırlayarak çalkantılı zamanları atlatabildiklerini” söylüyor. Buna verimlilik paranoyası deniyor. Paranoyanızı verimliliğe dönüştürmek, düşüncelerinizi faaliyete geçirebilmek demek. Böylece, duygularınızdan çok olaya, sizin için asıl önemli olana odaklanabilirsiniz.

Bakış açınızı değiştirin: En iyi ne olabilir?

Beynimiz, biz neye inanmasını istersek ona inanıyor. Eğer kafanızda olumsuz düşünceler varsa, beyniniz zaten aksini kanıtlamak için uğraşmayacak çünkü eski deneyimlerimize dayalı tahminlerinizi değiştirmek zordur. Topluluk önünde konuşma deneyimleriniz kötüyse, beyniniz bunu size en korkulu rüyanız olarak düşündürmeye devam edecektir. O yüzden, beyninizi önceki deneyimlerden sonuç çıkarma döngüsünden kurtarmanız gerekir. 

Aslında ihtiyacımız olan şey düşünce şeklimizi değiştirmektir. Hoşlandığınız kişiden istemekten korktuğunuz o telefon numarası, uzun süreli bir ilişkinin ilk adımı olabilir. Başarısız olacağını düşündüğünüz için uzun zamandır yazmayı ertelediğiniz şiirler, sizi en çok satanlar arasına sokabilir. Paraşütle atlayış, hayatınızda yaşadığınızı en çok hissettiğiniz an olarak hafızanıza kazınabilir. Sizi memnun etmeyen işinizi bırakmak hayatınızda verdiğiniz en iyi karar olup, kendi işinizi yapabileceğiniz bir özgürlük ve gelişme alanı sunabilir.

Ancak şu an farklı bir davranışta bulunabilirseniz, beyninizin gelecekte yapacağı tahminleri değiştirmeniz mümkün olur. Neyi amaçladığınıza ve başarmak istediğinize odaklanmak bir başlangıç olabilir. Kendinize şunu sormayı sakın unutmayın: Eğer bu riski alıp bu işe girersem ne kazanacağım?

Kendinizi korkuya maruz bırakın

Korkunun üzerine gitmek başlı başına korkutucu bir şey. Ancak, Mark Twain’in de dediği gibi, “Cesaret, korkusuzluk değil, korkuya rağmen yol alabilmektir.” Kişisel gelişim, korktuğumuz şeyi tanımakla; kabuğuna çekilmek yerine, korkunun üzerine gitmek ile gerçekleşir. 

Nörobilim uzmanı Philippe Goldin, maruz bırakma terapisinin önemini şu şekilde açıklıyor: Korktuğumuz ve kaçındığımız şeylerle bir bahane bularak yüzleşemiyoruz, bastırdığımız küçük canavarlardır onlar; kemikleşmiş korkularımız bir kişilik özelliğine dönüşebilir. Korktuğumuz şeyleri yapmayı yinelediğimizde, korkunun üstümüzdeki fizyolojik etkisinin azaldığını, en azından daha başa çıkılabilir bir hale geldiğini görürüz.

Korkuyla başa çıkma yollarını öğrenin

Cesur olmak, içinde fırtınalar koparken etrafına gülücükler dağıtmak değil, duygularınızla başa çıkabilme yollarını da bulmak demektir.  Bazen sizi mutlu eden şeyleri de yaparak korktuğunuz şeylerin üstesinden gelebilirsiniz. Sarıldığınızda korkunuzu azaltacak biri, sizi güçlendiren hobileriniz, sizi sakinleştiren müzik, deniz kenarında yürüyüş, egzersiz, en sevdiğiniz yemek…

Duygularımız anda inşa edilir; korkunun üzerinizdeki etkisini çözdüğünüz zaman, hayatınızda dişe dokunur farklar yaratmanın mümkün olduğunu görürsünüz. 

Siz de korkularınızla tanışmaya ve onları aşmaya var mısınız?

 

İlginizi çekebilir: Nörobilim’e göre herhangi bir korkunuzu yenmeniz için yardımcı olabilecek taktik

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!