X

Bir spor aşığının itirafları: “Sporla çocukluk günlerine dönüş”

 

“İçimdeki canavar uyandı ve ben ondan hiç korkmadım!”

İnşaatın 3. katına çıkarak, ipe tutunup  aşağıdaki kum yığınının üzerine atlayan ve ipin elinde yarattığı kesikleri öğretmenine açıklamak için hayal gücünün sınırlarında fink atan bir çocuktum. Açıklama yapmalıydım, çünkü 1-2 ay evvel ayak bileğimde bir şişlik olmuş ve bir aylık hastane macerasının sonunda romatizma teşhisi koyan doktor beden eğitimi derslerine girmemi yasaklamıştı. Peki nasıl olmuştu elimdeki o kesikler, ip atlamamam gerekiyordu ya! Canım öğretmenim neyse ki sadece ip atladığımı düşünmüş, ben de, atlamadığımı sadece ipi çevirdiğimi ama bir anda ipi elimden çektikleri için avucumun yarıldığını söylemiştim. Böyle bir kız çocuğuydum işte ben; Ali Osman idi lakabım.

Spor ile Çocukluk Günlerine Dönüş!

Hareketliydim anlayacağınız, sonra büyüdüm, sonra taşındık, sonra yine taşındık ve yine… Arkadaşlar değişti, ortamlardan alınan keyifler değişti. Eskisi gibi değildim artık. Belki hep hareketli, sokakta oynayan, eve girmek bilmeyen bir gençtim ama o çocukluk günlerindeki aksiyon filmlerini andıran sahnelerde başrol oynamaya da niyetli değildim pek. Eksikti yani bir şeyler… Büyümüş de durulmuş muydum, toplumun olmamı beklediği gibi mi olmuştum?

Yürümeyi hep sevdim, bir şekilde hareketli olmaya da devam ettim; aerobik moda oldu yaptım, yogaya bulaştım ama inşaattaki kuma atlamanın yarattığı o heyecanı yaşatamadı hiç biri bana.

Derken bir gün beni çocukluk günlerime döndürecek kişiyle karşılaştım. Yıllardır kendime türlü bahaneler yaratarak kapısından döndüğüm spor salonuna adım attığım anda karşıma çıkan fitness eğitmeni hayatımı değiştirdi dersem, yalan söylemiş olmam.

Spor ile Çocukluk Günlerine Dönüş!

Vücudumu yeni baştan tanıdım, hatta kimi kusurlarımla barıştım 30 küsur yaşımdan sonra… Kendimi dinlemeyi öğrendim ve kendime daha da yakınlaşmak için pek çok kapı açıldı önümde, tek tek girdim her birinden. Her kapıdan geçtiğimde daha da heyecana kapılarak ilerlemeye devam ettim.

Aklımın ucundan bile geçmiyorken koşmaya, hayal edemeyeceğim ağırlıkları kaldırmaya, türlü çeşitli zorlu harekete göğüs germeye başladım ve “asla ayakta durmayın” ikazının bulunduğu “bosu”nun arka tarafında tek bacağım havadayken yaptığım hareketlere kendim de inanamadım. Pilates topu ile olan samimiyetim ise epey ilerledi bu süreç içerisinde.

İyi ki o gün o kararı vermiş ve Nişantaşı’ndaki o spor salonundan içeri girmiş ve çocukluğumun ardından uykuya dalan hareket canavarının uyanmasına izin vermişim. İyi ki seni tanımışım Tansu. Beni yeniden çocukluğuma döndüren sana ne kadar teşekkür etsem azdır.

Velonotte İstanbul 2013 *

Yaşım ilerliyor ama ben hala çocuk gibiyim. Merak ediyorum, denemek istiyorum, durmak bilmiyorum. İşte çok yakında deneyeceğim bir şey: Gecenin bir yarısı İstanbul’u keşfedeceğim ve bunu bisikletimle yapacağım.

Detaylara buradan ulaşabilirsiniz. Bu uluslararası organizasyonun Facebook sayfasını merak ediyorsanız, o da burada. Siz de gelin, gecenin sessizliğinde İstanbul’a kulak verelim.

Spor ile Çocukluk Günlerine Dönüş!

Kısadan hisse: Bir gün zamanı geliyor her şeyin. Siz yeter ki içinizdeki o tatlı canavarın uyanmasına razı olun ve peşini bırakmayın. Sonra gelsin keyifli günler.

*Fotoğraf Velonotte İstanbul 2013 etkinlik sayfasından alınmıştır. 

Yazarın tüm yazıları için tıklayın.

Kıvanç Ergun: Kıvanç Ergun bugün bisikletin tepesinde, yarın ormanda çamurun içinde… Harekete, iyilik peşinde koşmaya doyamıyor, başkalarına çılgınca gelen şeyleri yapmaktan inanılmaz keyif alıyor. İflah olmaz bir spor tutkunu olan Kıvanç, ‘yükseklerde’ yaşamanın, hayattan keyif almanın yolunu sporda bulmuş ve her gün yeni alanlara kayıp, kendini bilinmezlerde kaybetmekten hiç ama hiç çekinmiyor. Yaşını başını almış ama adrenalin söz konusu olunca kendini alamıyor, aktiviteye dalıyor. 2013 İstanbul Maratonu’nda ilk maratonunu (42 km), 2014'te Frig Vadileri'nde ilk Ultra Maraton’unu (60 km) koştu. Ulaşım aracı olarak bisikleti kullanıyor ve bisiklet kullananların sayısını kültürel gelişmeyle eşdeğer tutuyor. Yazdığı yazılarda sınırları nasıl zorladığından, deneyimlerinden bahsederken, bir yandan da hareket etmemek için yaratılan bahaneleri çürütmekten büyük keyif alıyor. Yardımseverlik koşusunun Türkiye'de tanınmasını sağlayan Adım Adım Yardımseverlik Platformu'nda Marka ve İletişim Koçluğu görevini yürütürken, aynı zamanda TOG'un AA içindeki STK Sorumlusu ve gönüllü koşucusu olarak da devam ediyor yaşamına... Fotoğraf konusunda fena değildir, takip etmek isterseniz: instagram/kiverg
İlgili Makale