Beslenme trendleri: Ketojenik beslenme nedir?

Geçtiğimiz son 2 yazıda beslenme trendleri arasında yer alan aralıklı oruç ve sirkadiyen beslenmeyi konuşmuştuk. Beslenme trendlerini incelmeye devam ediyoruz. Bu yazıda ise ketojenik beslenmeye ışık tutacağız.

Son yıllarda popülerleşen beslenme biçimlerinden bir tanesi de ketojenik beslenmedir. Başta epilepsi olmak üzere bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan bu diyet yaklaşımı, şimdilerde zayıflama amacıyla da uygulanmaktadır. Ketojnik beslenme biçimi çok sayıda araştırmaya konu olmuştur ve halen üzerine yapılan araştırmalar devam etmektedir. Bazı hastalıkların semptomlarının azalmasında etkili olduğu kanıtlanmıştır. Buna ek olarak zayıflama diyeti olarak da tercih edilen bu beslenme tarzının vücut üzerinde bazı zararlarının olduğu bilinmektedir. Sürdürülebilirliği zordur ve uzun vadede bazı negatif klinik durumları tetikleyebilen bir beslenme biçimi olduğunun altını çizmek gerekir.

Peki temel olarak ketojenik beslenme modeli neyi içerir?

Ketojenik beslenme, düşük karbonhidrat, yeterli ve/veya yüksek protein, yüksek yağ içeren bir sistemi ifade eder. Yine farklı uygulama sistemleri de mevcut. Ama genel anlamda karbonhidrat alımını çok çok kısıtlamak anlamına geliyor.

Karbonhidratın günlük 50 gramın altında alımı sonucunda kanda keton cisimciklerinin artışı ile ketoza neden olan diyetlerdir. Ketoz, vücudun enerji üretmek için girdiği doğal metabolik bir süreçtir. Çok düşük karbonhidrat aldığınız için vücut enerji kaynağı olarak yağları kullanmaya başlar ve yağ depolarınızın azalmasına sebep olabilir. Ancak burası önemli, net bir şey denemiyor… Çünkü örneğin bir çalışmada, dengeli diyetle beslenen bireylerde 10 gün sonunda oluşan kilo kaybının dağılımına bakılmış. Dengeli diyetle beslenenlerde yağ kaybı %59,5 iken ketojenik diyetle beslenen bireylerin %60 civarında su kaybettiği görülmüş. Yani yağsız doku kaybı, yağ dokudan daha fazla olmuş.

Ketojenik diyetlerin vücut ağırlığının hızlı kaybına, yağsız vücut kitlesinden kaybın fazla olmasına, dolayısıyla mitojen (hücre bölünmesi) kaybına, metabolik hızda yavaşlamaya neden olabileceği ve uzun vadede yüksek yağ tüketimine bağlı olarak hiperlipidemi, hiperkolesterol, kardiyel aritmi gibi hastalıkları da tetikleyebileceği söylenmektedir.

Zayıflama amacıyla ketojenik beslenmede durum böyleyken ketojenik diyetin epilepsi ve otizmde kullanılan bir beslenme yöntemi olduğu bilinmektedir. Sınırlı protein, yüksek yağ ve düşük karbonhidrat ile beslenme durumunda kanda keton cisimcikleri artar ve beyin enerji kaynağı olarak keton cisimciklerini kullanır, böylece epileptik nöbetlerde azaltma görülmektedir.

İlginizi çekebilir: Sürekli diyette olmanın açlığı tetiklediğini biliyor musunuz?

 

Hande Acarel
2005 yılında Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden mezun oldum ve ardından Ankara Üniversitesi’nde Beslenme Bilimleri alanında yüksek lisansımı tamamladım. Florence Nightingale Şişli Hastanesi'nde ... Devam