Bedenimize “tarafsız” bir gözle bakmak mümkün (mü?): Beden Tarafsızlığı (Body Neutrality) Hareketi

Son yıllarda gündemden hiç düşmeyen, kendimizi sevmeyi ve ‘bedenimize rağmen’ bedenimizle mutlu yaşamayı öğütleyen ‘beden olumlama’ hareketi yavaş yavaş evrilerek yön değiştirmeye başladı. Bedenimizi olduğu gibi kabul edebilmek, varlığımızın vücut bulduğu evimizde huzurla yaşayabilmek, bedenimizle ilgili pozitif bir algı geliştirebilmek hepimizin hayali. Ancak sosyal medyada hala zayıf ve ‘mükemmel’ bedenler güzellik standartlarını belirlemeye devam ederken sahip olduğumuz bedenle ilgili olumlu bir bakış açısı geliştirebilmemiz ne kadar mümkün ve gerçekçi? Bedenimiz bizi sevmese de biz onu sevmek zorunda mıyız? Herkes bedeniyle barışmaya başladığı için, yıllardır bedenimizle barışamayan yıldızımız bir anda parlamak zorunda mı?

Beden imajı nedir?  

Beden imajı, ya da beden imgesi, bedeninizi nasıl gördüğünüz ve gördükleriniz hakkında nasıl hissettiğiniz, neler düşündüğünüz olarak özetlenebilir. Bedenimizi, çevremizdeki insanların gördüğünden çok daha farklı şekillerde görebiliriz. Bunun nedeni, beden imajının sadece fiziksel görünümümüzden değil geçmiş deneyimlerimiz, sosyal medyada geçirilen zaman, psikolojik durum ve stres seviyesi gibi bir dizi faktörden etkileniyor olması. Tıpkı kendi bedenimizle ilgili yargılarımızı kendi yaşantılarımız ve algımızla belirlediğimiz gibi, başkalarının bedenleriyle ilgili yargılarımızı da yine kendi deneyimlerimizle şekillendiriyoruz.

Kişinin kendi bedeniyle ilgili düşüncelerinin ve hislerinin kötümser olması, olumsuz beden imajı geliştirmesine neden olabilir. Kendi beden imajımızı oluşturan düşüncelerin çarpıtılmış olması, bedenimizi “kötü” olarak değerlendirmemize ve içinde yaşadığımız bedeni beğenmememize neden olabilir. Olumsuz beden imajının tam tersine, olumlu beden imajı geliştirmiş kişiler ise bedenlerini daha objektif olarak değerlendirebilir, olduğu gibi kabul edebilir ve kendisini yalnızca dış görünümleriyle değil pek çok farklı yönden değerlendirmeleri gerektiğini daha iyi bilirler.

Beden Olumlama Hareketi

60’lı yıllarda Amerika’da başlayan beden olumlaması hareketi şişman, siyahi, queer ya da engelli bireyler gibi toplum tarafından dış görünüşleri nedeniyle ötekileştirilmiş olan gruplara karşı daha kapsayıcı, toplumsal yargıları sorgulayan ve güzellik kavramının tekrar tanımlanmasını sağlayan bir bakış açısını beraberinde getirdi.

Ancak bu hareket ivme kazandıkça, amacından saparak farklı bir yöne doğru evrilmeye başladı. Başlangıçta bedeni olduğu gibi kabul etme fikriyle yola çıkan beden olumlama hareketi, bir grup kadın tarafından ‘kendini sevme’ ve ‘bedenle kazanılan özgüven’ olarak benimsenerek bugünkü halini aldı.

Amacı bedeni olduğu gibi kabul etmek olan beden olumlama hareketi, ‘kendini sevme’ ve ‘bedenine güvenme’ söylemleriyle tanımlandığında, pek çok insan için yine marjinalleştirilmiş bir terim haline geldi. Kronik rahatsızlığı olanlar, yeme bozukluğuyla mücadele edenler, herhangi bir sakatlığı ya da engeli olanlar için ‘bedenini sevme’ fikri oldukça zor ve anlaşılması zor bir durum.

Sürekli olarak kendini sevmeyi öğütleyen bir toplumda sizde hiç olumlu duygular uyandırmayan bedeninizle huzurlu ve mutlu bir yaşam sürebilmeniz ne yazık ki mümkün değil. Bu nedenle de bedeniyle ilgili herhangi bir konuda iyi hissetmeyenler ve güzel anıları olmayanlar için pozitif bir beden imajına sahip olabilmek oldukça zorlayıcı ve sıkışmış hissettiren bir durum.

Beden Tarafsızlığı (Body Neutrality) ne demektir?

2015 yıllarında beden olumlama hareketinin amacından yavaş yavaş sapmaya başlaması ve başka bir yöne doğru evrilmesiyle ortaya çıkan beden tarafsızlığı hareketi; bedenimizi sevmek zorunda olmaksızın bedenimizle ilgili olumsuz düşüncelere ve duygulara sahip olmamak amacı taşıyor. Yani, bu hareket aslında bedenimizi sevmek zorunda olmasak da onu kabul ederek, zayıf ve güçlü yanlarını yargısızca kucaklayarak bedenimizle ilgili konularda tarafsız bir bakış açısına sahip olmamızı içeriyor.

‘Bedenimi sevmek ya da nefret etmek durumunda değilim ama onu olduğu gibi kabul etmek zorundayım.’ Bedeninize bu bakış açısıyla yaklaştığınızda, kendinizle ilgili sevmediğiniz şeyler olduğu halde seviyormuş gibi yapmak ya da eksiklikleriniz ve fazlalıklarınız olduğunu düşünerek kendinizi acımasızca yargılamak zorunda kalmayacaksınız.

Bedeninizle ilgili ‘tarafsız’ bir bakış açısı kazanmak için…

Herkesin kendi bedeniyle olan ilişkisi oldukça özgün, kimi zaman karmaşık, bazen de çok pozitif olabilir. Beden tarafsızlığı fikrini doğru şekilde benimseyebilmenin ilk adımı, bulunduğumuz yerden bir adım geri giderek bedenimizi dışarıdan gözlemlemek olacaktır. Kendimizi dışarıdan bir gözlemci gibi gözlemleyebilmenin yoluysa üstümüzde baskı yaratan çevresel faktörleri bir süreliğine de olsa görmezden gelerek sahip olduğumuz diğer özelliklere odaklanmak olabilir.

Beden olumlama konusunda yapılan en büyük yanlışlardan biri, sırf toplum baskısı ve çoğunluğun inancına uyum sağlayabilmek için ‘kendimi çok seviyorum, kendime güveniyorum’ gibi gerçek olmayan düşünce kalıpları geliştirerek yıllardır sevmediğimiz ve olumsuz ilişkimizin olduğu bedenlerimize karşı olumlu bir bakış açısı geliştirebilmek için kendimizi baskı altında hissetmemiz.

Bu nedenle bedeninizle ilgili tarafsız bir bakış açısı kazanabilmeniz için bedeninizi sevmek için kendinizi zorlamak yerine bedeninizi odağınızdan çıkarıp sahip olduğunuz tüm özelliklerin küçük bir parçası olarak görebilmeyi hedeflemelisiniz. Kendinizle ilgili gurur duyduğunuz, minnettar olduğunuz, şükrettiğiniz diğer şeyler neler?

Şekli, büyüklüğü, eksikliği, fazlalığı ne olursa olsun tüm bedenlerin eşit algılandığı bir dünya hepimizin hayali, ancak bu hayale erişmek için önümüzde oldukça uzun bir yol olduğunun da farkındayız. Beden olumlama hareketiyle birlikte pek çok hak kazanıldı, milyonlarca insan sahip olduğu bedenin içinde çok daha özgüvenli ve mutlu hissediyor. Ancak beden olumlamasının ve bedeninizle ilgili pozitif bir tutuma sahip olmanın sizi zorlamasının da oldukça normal olduğunu unutmamalısınız.

Hepimizin ‘Bedenimi çok seviyorum’ diyebileceğimiz noktaya ulaşması farklı deneyimler gerektiriyor. Bazılarımızın yolu çok uzun olabilirken bazılarımız bu noktaya çoktan erişmiş olabilir. Beden tarafsızlığı akımı da tam bu noktada arada bir yer bulabilmeyi hedefliyor. Bedenimizle mutsuz olup yıkıcı düşüncelerle kendimizi yıpratmak yerine bedenimize saygı duyabildiğimiz ve onu her şeyiyle kabul edebildiğimiz, kendimizi daha fazla evimizde gibi hissedebildiğimiz bir yer…

Kaynaklar: Suzanne Manser PhD, Bustle, Happiful, Huffpost.

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!