Ayurveda’ya göre bedenimizi dengelemek için beslenmenin önemi

Antik şifa sistemi Ayurveda, her bireyin kendini iyileştirme gücü olduğuna inanır ve bize bu yönde rehberlik yapar. Bu rehberlik multi-disipliner bir yapıya sahiptir. Her bir disiplin kendi içinde, hem kendi başına iyileştirme gücüne sahiptir, hem de diğer disiplinlerle bütünseldir. Bu disiplinlerden nefesi geçen hafta anlattıktan sonra bu hafta kendi içinde kocaman bir dünyası olan Ayurveda’ya göre beslenmeden bahsedeceğiz.

Besinlerin de iki grup halinde 6 tane gunası bulunmakta.

Ayurveda’ya göre, bireyin sağlıklı bir hayat sürebilmesi için sağlam ve istikrarlı bir beslenme rutininin sürmesi esastır. Beslenme nefesin aksine her beden tipine göre farklılık göstermektedir. Tabii ki yine merkezinde benzerlikler ve zıtlıklar ilkesini alarak… Böyle bakınca aslında çok kolay, kendi beden tipinizdeki dosha oranlarını biliyorsanız, benzer ya da zıt özelliklerdeki yiyecekleri yiyerek dengelenmeyi sağlayabilirsiniz.

İşte tam bu noktada besinlerin tatları, gunaları, etkileri devreye giriyor ki bu temel ilkeyi doğru olarak uygulayabilelim. Ayurveda hepimizin bildiği acı, tatlı, ekşi, tuzlu tatların yanına, buruk, mayhoş ya da kekremsi ve keskin tatları ekleyerek 6 tür tat olduğunu söylemektedir. Buruk, mayhoş ya da kekremsi tatlara nar, nohut, bezelye, bamya, ceviz, bazen yoğurt, keçi sütünü örnek olarak verebiliriz. Bu tatlar birçok meyvede ve sebzede olgunlaşma durumuna göre bulunmaktadır. Mesela olgunlaşmamış muz ve elma buruk bir tada sahipken, börülce ve kereviz de mayhoş ya da tatlı olabilir.

Keskin tatlara bakacak olursak; roka, kinoa, çemen, soğan, patlıcan, turp ve kahveyi sayabiliriz. Bu tatları kendimize acı olarak kodlamış olabiliriz ama acı tatlar karabiber, kırmızı biber gibi tam olarak acı, yakıcı tatlardır. Hatırlarsanız elementlerin 20 farklı gunası vardı ve bunlar kendi içinde iki farklı gruba ayrılmıştı. Besinlerin de iki grup halinde 6 tane gunası bulunmakta:

1. Grup: ısıtıcı, kuru, hafif

2. Grup: serinletici, nemli/yağlı, ağır

Ayurveda hepimizin bildiği acı, tatlı, ekşi, tuzlu tatların yanına, buruk, mayhoş ya da kekremsi ve keskin tatları ekleyerek 6 tür tat olduğunu söylemektedir.

Bu özelliklere sahip besinlere örnekler verelim:

  • Isıtıcı besinler: baharatlar, ekşi meyveler, turp, sarımsak gibi tadı keskin ve acı sebzeler, kuzu ve dana eti.
  • Serinleticiler: kavun, karpuz, tatlı portakal ve mandalina, süt, peynir, yoğurt, salatalık, marul gibi su değeri yüksek meyve ve sebzeler.
  • Kuru besinler: nohut, fasulye, mercimek gibi baklagilleri, buğday, mısır, bulgur, pirinç gibi tahılları, kuru meyveleri sayabiliriz.
  • Nemli / yağlı yiyecekler: süt ürünleri, yağlar, kuru yemişler, salatalık, bamya, domates gibi sulu sebzeler, şeftali, karpuz, kavun, portakal gibi sulu meyvelerdir.
  • Hafif yiyecekler: elma, mısır, filizler.
  • Ağır yiyecekler: et, baklagiller.

Bu özellikler aynı zamanda yiyeceklerin beden üzerindeki etkilerini ifade eder. Yani ısıtıcı besinler bedendeki ısıyı arttırıcı özelliğe sahiptir, bedeninizde soğuma varsa tercih edilmelidir. Serinletici besinleri ise beden ısınız yüksekse tercih etmelisiniz. Eğer sindirim sisteminizde sorun varsa, zor çalışıyorsa nemli ve yağlı besinlerle sindirim sisteminizi dengeleyebilirsiniz. Beslenme seçiminde sadece beden tipinin özellikleriyle besinlerin nitelikleri ve tatlarını bilmek yetmez. Bedeninizin biyolojik ritmini, fizyolojisini bilmek, mevsim özelliklerini de göz önüne almak gerekir.

Beslenme seçiminde sadece beden tipinin özellikleriyle besinlerin nitelikleri ve tatlarını bilmek yetmez.

Özellikle dört mevsimi yaşayan ülkemizde mevsimlere göre beslenmeye, beden tipi özelliklerine göre bakalım:

Şu anda kış mevsimindeyiz henüz çok sert bir kışla karşılaşmamış olsak da kışın mevsimi Vata mevsimidir, yani Vata’mız yükselir. Bedenimizin kışın enerjiye daha fazla ihtiyacı olduğu için ağır, sıcak ve nemli besinlere ihtiyaç duyar. İlkbaharın gelmesiyle birlikte üzerimizdeki yağlanmayı, ağırlığı atmak isteriz bu nedenle Kapha azaltıcı, yeşil odaklı, yağsız yiyecekleri tercih ederiz. Zaten doğada bize kök ve yeşil sebzeleri, hafif meyveleri ilkbaharda cömertçe sunar. Yazın gelmesiyle birlikte bedenimizde Pitta etkili olmaya başlar. Pitta sıcak, hafif ve yağlı özelliklere sahip olduğu için serin, ağır ve kuru besinlere ihtiyaç duyarız. Yani ızgara, mangal sezonunu açar yanına yeşil salatamızı yapar, üzerine de tatlı niyetine kavun karpuzumuzu keyifle yeriz. Sonbahar rüzgarların ve soğumanın başladığı mevsim olduğu için Vata özelliklerine sahiptir.

Aslında bedenimizin ihtiyaç duyduğu her besini doğa ihtiyaç duyduğumuz zaman vererek bize kolaylık sağlamıştır. Ama artık gelişen teknoloji ve globalleşen dünya ile birlikte her istediğimizi istediğimiz zaman bulabiliyoruz. Durum böyle olunca da tek yapmamız gereken bedenimizi dinlemek, onun ritmine ve fizyolojisine uygun beslenme şeklini benimsemek kalıyor.

Beslenme tabii ki uzmanları tarafından daha derin anlatılacak bir konu. Ben burada sadece Ayurveda, bize beslenme konusunda hangi ipuçlarını veriyorsa onları size aktarıyorum. Eğer Ayurvedik bir detoks programı uygulamak isterseniz konusunda uzman kişilerden destek almanızı öneririz. Haftaya beden tiplerine göre beslenme çeşitliliğiyle bir araya gelene kadar dengede ve mutlu kalın.

 

İlginizi çekebilir: Ayurveda’ya göre beden tipiniz ve bilmeniz gereken özellikleriniz

Yazarın tüm yazıları için tıklayın.

Müge Murat
Tüm hikâye her beyaz yakalı gibi “İstanbul’dan gitmek istiyorum” ile başladı. Nereye giderimden önce “gitsem ne yaparım?” endişesi ile etrafı dinlemeye ve araştırmaya başladım. ... Devam