Aşk, Hayyam ile dile gelmeyi sever

Sevdiğini mertçe seven kişi, pervane gibi özler ateşi. Sevip de yanmaktan korkanın masal anlatmaktır bütün işi.” Ömer Hayyam

En zorudur aşkı dile getirmek. Nedense en zorlandığımız şeyler arasında gelir sevdiğimizi söylemek. Severiz, söylemek isteriz, dilimizin ucuna kadar gelir ama bir şey vardır işte o tek kelimeyi bir araya getirmemize engel olur… 

Bazen o kadar büyük olur ki bu sevmek hali bununla ne yapacağımızı şaşırırız.

Seviyorum” diyemeyiz. “Seviyorum” der içimizde bir yer, “çok ama çok seviyorum“… Bir veda vardır belki seviyor olsak da yaşamak durumunda olduğumuz, belki bir terk etmek durumu vardır… Her şeye rağmen hayat devam etmelidir. Biz devam etmeliyizdir. Kalbimizdekini bazen gömmek gerekir, bazen öylece uzay boşluğuna bırakır gibi bırakmak…

Kimseye göstermemek ve hatta gösterememek gerekir. Bazen o kadar büyük olur ki bu sevme hali bununla ne yapacağımızı şaşırırız. Nereye gitsek bizimle gelir, kiminle konuşsak yine içimizdedir. Bir türlü çıkartıp da yanımıza koyamayız. “Derinlere gömdük” deriz de gömemeyiz…

Ben bir keresinde (paylaşması her ne kadar zor olsa da) bir kumsal bulmuştum, her şeyi orada bırakmaya cesaret edebileceğim… Yıllar geçiyor, o kumsala her gittiğimde görüyorum ki bir şeyi bırakmak yok, o şey sadece bütün güzelliğiyle orada durmaya devam ediyor. Yapan kişi içine öyle bir duygu bırakmış ki onu öyle bir yaşatmış ki her gören yeniden büyüleniyor…

İşte o zaman anlıyorum aşk ile yapılmış bir heykelin büyüsünü…

Neden aşk ile yapılan her şey çok ama çok özel? Sorunun cevabını verebilmek için aşk ile yanmış olanlara sormak lazım… Aşka düşmekten korkmayanlara, aşkla yanıp da bir tek sefer şikâyet etmeyenlere… Hem de öyle illaki yanımda olsun diye değil, karşılıksız olsa da, bunu bilse de “ömrü bir kez dünya gözüyle yeniden görmeye yetecek mi?” diye düşünse de yine de aşka yürüyenlere…

O yüzden bu yazımda Ömer Hayyam bize aşkı anlatacak, aşk buradan, bu kelimelerin dilinden, bu dünyaya akacak… Siz bu kelimeleri okurken, ben bu cümleleri yazmak gücümü kendimde bulurken… İçimde bir zaman bıraktığım aşkı bir yana koymuşken ve şimdi bambaşka yerlere beni taşıyan bir aşk ile ne yapacağımı bulmaya çalışırken… Aşk ile yeniden yolumu bulmuşken ve aynı zamanda nasıl oluyor bilmeden daha da kaybolmuşken…

Ömer Hayyam bize anlatacak aşk ile nasıl yanılır?

Ama illaki aşk olacak bu yazının konusu, işte Ömer Hayyam bize anlatacak aşk ile nasıl yanılır, nasıl yanılır da sönülür, sönülür de nasıl kor olunur, kor olmakla nasıl bitmez, nasıl dünyaya karışılır, dumanı nasıl tüter insanın, kalbin rengine nasıl varılır?

Aşk ki gerçek değilse, tutkusu olmaz. Ateşi köze döner, kokusu olmaz.  Âşık olan gün, gece, ay ve yıl yanar; güneş, ışık, rahat ve uykusu olmaz.

Bir çember çizilse merkezinde ben, kenarında sen. Sen döndükçe beni; ben döndükçe seni görsem… Öyle bir an gelse ki; yarıçap sıfır olsa…

Ey sevginin sırlarından habersiz yaşayanlar, bilin ki tüm varlığın baş kaynağı sevgidir, sevgi.

Gören göze güzel, çirkin hepsi bir; aşıklara cennet, cehennem hepsi bir; ermiş ha çul giymiş, ha atlas; yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir…

Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz: İki başımız var, bir tek bedenimiz. Ne kadar dönersem döneyim çevrende: Er geç baş başa verecek değil miyiz?

Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin. Tekkede, manastırda eremezsin. Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada; cennetin cehennemin üstündesin.

Var mı daha ağır yük zamanı çekmek kadar. Yasama sebebimsin, şu kadar, ekmek kadar. Ayrılığın özlemin her şeyin bir hazzı var. Seni anlamak da güzel, seni beklemek kadar.

Bir kalp ki onun sevmesi, aldanması yok, tutkunluğu yok, bir güzele yanması yok, bin kez yazık olsun sevisiz yüreğe aşksız geçecek günlerin faydası yok…

Duru sudan daha temizdir benim sevgim; Sevgiyle bu oynayış da hakkımdır benim. Halden hale girer başkalarında sevgi: Neyse hep odur benim sevgim ve sevgilim.

Düşünce göklerinin baş konağı sevgidir sevgi; gençlik destanının baş yaprağı sevgidir sevgi; Ey sevginin sırlarından habersiz yaşayanlar, bilin ki tüm varlığın baş kaynağı sevgidir sevgi…

“Duru sudan daha temizdir benim sevgim”

Bugün bu yazımı okuyorsanız ve hala içinizde bir yerlerde “dile gelememiş” bir aşk varsa, yeniden düşünmenizi dilerim, yarın çok geç olabilir… Her nasıl ve ne olursa olsun aşk dünyada bize bahşedilmiş en özel ve en güzel duygudur. “Seviyorum” demek dünyanı en alçakgönüllü eylemidir. Korkmadan, çekinmeden, kaybederim endişesine bürünmeden ve sadece “olanı” koşulsuz kabul ederek “seviyorum” diyebilmek…

Ben bugün hepiniz için ve en çok da kendim için söylüyorum; seni seviyorum M.

 

İlginizi çekebilir: Sevgi vermek ve sevgi almak sandığımız kadar kolay mıdır?

Pınar Özeken (Ulus)
2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini ... Devam