X

Aşk, doğru insanı bulmakla mı alakalıdır?

Hayatımız boyunca ailemizden, çevremizden ve tabii ki popüler kültür ürünlerinden, aşkın gerçekte ne olduğuna dair bazı fikirler ediniriz. Popüler kültür bize ilişkinin iki insan arasındaki en mükemmel şey, hikayenin son noktası olduğunu ve sonsuza kadar mutlu mesut devam ettiğini söylerken gerçek hayatta gördüğümüz aşk hikayeleri, durumun pek de öyle olmayabileceğinin ispatı gibi durur önümüzde.

Bu iki model arasındaki uçurumun yalnızca “gerçek aşk”la giderilebileceğini düşünürüz. Aşk, sanki bir anda gelen ve her şeyi aniden kolay, doyurucu, eksiksiz hale getiren bir büyüdür. Aşkın, sonsuza dek iyileştiren sihirli bir ilacı olduğu hissine kapılırız.

Bazı insanlar için gerçekten de böyle olabilir. Ancak Neil Strauss, kesinlikle kendisi için durumun böyle böyle olmadığını söylüyor ve bir ilişkiyi geride bırakırken gerçek aşkı aramaya karar veriyor. İşte Strauss’a göre “Gerçek aşk nedir, ne değildir” kılavuzu.

İlişkilerdeki tüm sorunlar tarihseldir

Asıl sorun bir insanı değil, aşkı bulabilmektir. İçimizdeki sevgi kapasitesini yeterince kullanabiliyor muyuz? Bu sorunun cevabını veren Strauss, ilişkilerindeki asıl sorunun sevgi kapasitesini kullanmak yerine, geçmişin yüklerini yeni ilişkiye taşımak olduğunu söylüyor. İlişkilerdeki tüm sorunlar aslında tarihseldir. Bu sorunların nedeni partnerlerden birinin ya da her ikisinin, geçmişteki ilişkilerinin açtığı yaraları, yeni ilişkiye de taşıması nedeniyle ortaya çıkar.

Sorun bazen, çocukken annesi tarafından terk edilmiş olan ve kız arkadaşına, bir daha asla terk edilmemeyi garantilemek için sıkı sıkı tutunan, böylece de sevilebilir olmadığı korkusunu tekrar tekrar yaşayan sevgilidir.

Bazen de annesi tarafından kısıtlanan ve aşırı biçimde kontrol edilen, bu nedenle de kız arkadaşının kendisine yakın olmasını benzer bir kontrol korkusuyla reddeden, kız arkadaşının tıpkı annesi gibi hayatını çekilmez kılacağını düşünüp ona öfkelenen erkektir.

Yani aslında temel sorun, aşk başlar başlamaz orada kök salmak için karşımızdaki insana yüklediğimiz korkular, kompleksler ve korumacılıktır.

Bir genelleme yapmak gerekirse, örneğin heteroseksüel bir ilişkide çiftlerin birbirlerini nereye koyduklarını anlamak için, sevgilinin kendi cinsiyetinden olmayan ebeveyniyle olan ilişkisine; homoseksüel ilişkilerde ise sevgilinin kendi cinsiyetinden olan ebeveyniyle ilişkisine bakmak yeterlidir.

Aşk öğrenilebilen bir şey değildir

Tüm bunların sorunların temelindeki neden; aşkın, sevginin öğrenilebilen bir şey olmadığı gerçeğidir. Sevgi, zaten içimizde olan bir duygudur ve belki de ironik olsa da, aslında sevgiye ulaşmak için öğrendiğimiz sevgiyi unutmamız gerekir. Amaç? Tıpkı şair ve şarkıcı Patti Smith’in bir röportajda söylediği gibi, “çocukken olduğum gibi temiz bir insan olmak”.

Böyle bakarsak, birçok insanın hayatları boyunca inandığının aksine, aşkın aslında doğru insanı bulmakla bir ilgisi olmadığını görebiliriz. Aşk, içimizdeki doğru sevme yöntemini bulmakla ilgilidir. Öğrendiğimiz ve aslında geçmişteki olumsuz tecrübelerle kirlenip bozduğumuz sevgi ve bağlılık anlayışımızı değiştirdiğimizde; ‘doğru insan’ı değil ‘doğru aşk’ı bulduğumuzu da fark edeceğiz.

Kaynak

Mind Body Green

 

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale