Ardımızda bıraktığımız izler: Sizden geriye nasıl bir iz kalsın isterdiniz?

Sandığımızdan çok önce başlıyoruz hayatın anlamını sorgulamaya ve kovalıyoruz sürekli; neyi, neden kovaladığımızı bilmeden. Durup dinlediğimizde ise bazen bir çocuk neşesinde, bazen bir hastalık pençesinde buluyoruz o anlamı… Bütün sesler susuyor, hayat duruyor ve her şey önemini kaybediyor. Geriye sadece hayata bıraktığımız izler kalıyor. Sahi nasıl yaşıyoruz gerçekten bu hayatı? Anlamından bahsetmiyorum. Ardımızda, bizden sonra nasıl bir iz bırakmak isterdik acaba? Onu soruyorum. Yemeye, içmeye, öylesine bir hayat yaşamaya mı geldik sadece?

Van Gogh, hayatında tek bir şeyi sevmiş. Ve bu tutkusunu keşfedene kadar öylesine savrulmuş ki hayatında, onu bulunca son nefesine kadar, akıl hastanesinde bile resim yapmaya devam etmiş. Çocukluk yaşlarında yavaş anlamakla itham edilen ve yaşadığı sürece satın alınan tek eserinin de abisi tarafından alınmasına rağmen, kendi için sayısız iz bırakmış bu dünyaya. Üstelik değerinin anlaşılıp anlaşılmamasını düşünmeden. Dünya döndükçe yaşayacak türden… İşte biz de yaşamımızı daha iyi hale getirmeye çalışırken, nasıl bir iz bırakmak istediğimizi soralım kendimize. Bu kimi için hayallerini gerçek kılacak bir adımdır, kimi için kalplerde hep iyi anılmaktır. Başlı başına “insan olabilme”nin kendisi bile bir iz bırakmaktır bu dünyaya.

Fikirlerin, güzelliklerin, değerlerin ölmediği bir dünya var, görmediğimiz ama yaşadığımız. Bugün hayatımızın her alanında etkili keşifler sayesinde teknolojiden sanata bizden önce inşaa edilmiş bir medeniyetin keyfini sürüyoruz. Tam da bu sebeple kendimizi keşfetmeliyiz. Yeteneklerimizi, sevdiğimiz şeyleri, günlük rutin yaptığımız işleri bile “daha iyi nasıl yapabiliriz”i… Öte yandan ettiğimiz sohbetlerdeki içtenlik, verdiğimiz selamdaki samimiyet bile bir iz bırakmak bu hayata. Ama önce görmeli “kendini”… Kapasiteni… Neleri farkındalıkla daha iyi yapabileceğini… Ardında nasıl bir iz bırakmak istediğini… Ölümsüzlük şarabını hangi kaseden içmek istediğini… 

Bunların hiçbirini yapamıyorsan gel Şems’e kulak ver o zaman… Ne diyordu..?
Bir şey yap, güzel olsun! Çok mu zor? O vakit güzel bir şey söyle. Dilin mi dönmüyor? Öyleyse güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz. Beceremez misin? O zaman güzel bir şeye başla. Ama hep güzel şeyler olsun. Çünkü her insan ölecek yaşta.

İlginizi çekebilir: Yeni bir dünya inşa etme zamanı: Yeni dünyanızda nelere yer vereceksiniz?

Şeyma Gizem Taşar
Şeyma Gizem TAŞAR 1984 yılında İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Ortadoğu Koleji’nde tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği’nden mezun oldu. Yüksek lisans ... Devam