Alma-verme dengesini kurabilmeniz için 6 ipucu

Ne zamandır yazmak istediğim bir konu alma ve verme dengesi. Derya deniz bir konudur almak ve vermek. Yaşamın temeli, mutluluğun ve var olmanın sırrı tam da burada yatar. Hayat bize bütünüyle gelir. Peki biz onu nasıl karşılarız? Sadece verdiğimiz şeye odaklanırken, ne yazık ki aldıklarımızı “GÖR”müyoruz hayattan. Sadece almaya odaklanırken hayata zorla verdiğimiz şeylerden ötürü şikayet ediyoruz. Alma verme dengesi bozulduğunda hayatın terazisi devreye girer ve dengeler.

Hayata baksana zıddı olmayan bir şey görmezsin orada. Aydınlık- karanlık, sıcak- soğuk, iyi-kötü, ölüm-doğum…

Hayatına neleri kolaylıkla alıyorsun? Neleri almakta zorlanıyorsun? Belki de almakta zorlandığın yer sevgiyle yaklaşman ve bakış açını değiştirmen gereken yerdir. Alan tarafımız anne yanımızdır. Bedenin sol tarafıdır. Durabildiğimiz, hissedebildiğimiz, sevgiyle ve şefkatle yaklaştığımız yerdir.

Hayattan gelen deneyimleri nasıl alıyorsun? Öfkeyle mi, kızgınlıkla mı, neşeyle mi, şikayet ederek mi, yoksa eksik ve hatalı görerek mi? Eşinle olan ilişkine bak. Oradaki alma ve verme dengesine. Her ortaklık denge üzerine kuruludur. Bir taraf aşırı aldığında ve diğer taraf aşırı vermek zorunda olduğunda denge bozulur. Senin için almak mı vermek mi daha kolay?

Vermek eril yanımızdır. Yaşam enerjini ve potansiyellerini hayata nasıl aktarıyorsun? Ne veriyorsun hayata? Şikayet mi, çaba mı, endişe mi, tutku mu? Verirken nasılsın orada? Gerçekten içinden gelerek mi yapıyorsun bir şeyi yoksa sonunda bir şey alma arzusuyla mı?

Sürekli alma arzusu sende eksik olduğunu düşündüğün şeydir. Neden doymuyorsun? Neden aldığın şeyle beslenmiyorsun? Almadan verebilir misin? Hayır. Vermeden alabilir misin? Hayır. O zaman gör. ALMAK ve VERMEK birdir aslında. Bir eğitim alıyorsun ve karşılığında para veriyorsun. Burada almak mı vermek mi zorluyor seni? Bir evde oturuyorsun, sıcak bir yuva alıyorsun ve karşılığında kira ödüyorsun? Burada almak mı, vermek mi zorluyor seni?

1. Sürekli verdiğine odaklandığında evrenden aldıklarını görmüyorsun.

2. Sürekli almaya çalıştığında hep bir şeyleri vermek (kaybetmek) zorunda kalıyorsun. Bu içindeki güç olabilir, potansiyeli kullanmak olabilir, fikir, para olabilir, kendine duyduğun sevgi ve saygı olabilir.

3. Sürekli almaya çalıştığında daha çok eksiliyorsun. Çünkü mükemmelliğinden uzaklaşıyorsun. Eksik ve hatalı olduğunu düşünüyorsun.

4. Sürekli eğitim ve bilgi aldığında ve bunu kullanmadığında evrenden gelen saf bilgiyi kaçırıyorsun zihin doluluğundan.

5. Çok fazla verdiğinde ve yaşamda aşırı hızlandığında hastalanıyorsun. Ve sistem diyor ki alan tarafını aktive et. Sevgi-şefkat ve durma tarafını.

6. Veya çok durduğunda evren sana diyor ki “Haydi hareket et ve küçük bir yerden başla.

Kısacası hayat bize bütünüyle gelir. Onu nasıl karşıladığımızdır önemli olan.

İlginizi çekebilir: Kendinizle aranız nasıl: 9 adımda kendinize yaklaşın

Tuba Kaytaş
Türkiye’nin ilk nefes koçlarından olan Tuba Kaytaş, Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. İlk nefes eğitimini 2005 yılında Judith Kravitz’ten aldı. Nefesin hayatına ... Devam