Zihinden önce beden: Mantığın çözemediklerini beden nasıl bilebiliyor?
Hayatta önemli kararlar vermemiz gereken zamanlarda ilk önce zihnimize güvenir ve bir mantık oturtmaya çalışırız. Bunun için artı-eksi tabloları yapar, düşünce akışı yazıları yazar ve tek bir konu üzerine günlerce düşünürüz. Ama bazen bu kadar detaylı bir çalışma bile bizi istediğimiz sonuca götürmez. Hesaplamalara göre en mantıklı seçimi yaptığımıza ikna olsak da sanki en doğru yoldan gitmiyormuşuz gibi gelir. Çünkü ortada tam olarak adlandıramadığımız bir his vardır ve o bize bir şeylerin yanlış olduğunu söyler.
“Kalp mi beyin mi” sorusu da işte tam bu anda aklımıza gelir. Aslında modern nörobilim araştırmaları bize bunun doğrudan kalp olmadığını, bedenin bazı gerçekleri dışa vurumu olduğunu söylüyor. Ancak beden, yaşadığı tepkimeleri zihin gibi kelimelere dökemiyor. Fakat hücresel bazda da olsa bir yerlerde bu durumu derinden hissediyor ve erken sinyaller göndererek bizi uyarmaya çalışıyor. Yani bize sadece duymayı ve dinlemeyi öğrenmek kalıyor.
Bedendeki somatik işaretler

Nörobilimci Antonio Damasio’nun hipotezi; geçmiş deneyimlerin beden üzerinde kalıcı duygusal izler bıraktığını gösteriyor. Özellikle önemli bir karar aşamasındayken ya da hayatımıza yeni biri girdiği zaman beyin, eski anıları tarayarak bedene hızlıca sinyal gönderiyor. Bir anda kalp ritminin hızlanması, karında kelebekler uçuşması ve avuç içlerinin terlemesi gibi o çok bilindik semptomlar yaşanıyor. Zihnin hızlı bir iç tarama ve değerlendirme yaparak bedene yolladığı bu sinyaller, onun bizi koruma şekli olarak yorumlanıyor. Özellikle de geçmiş deneyimlerin yeterince iyi ve hoş olmadığı durumlarda, bu sinyaller bedenin farklı bölgelerinde ve oldukça farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. İşte bu durum “somatik işaretler”, yani zihin ve beden arası iletişim sonucu ortaya çıkan tepkiler olarak biliniyor.
Belirli senaryoları önceden test ederek gelecekteki sonuçları öğrenmek için kullanılan zihin ve beden sinyal ağı, bir nevi alarm zili görevi görüyor. Örneğin; zihin, bir durumu değerlendirirken yaptığı iç tarama sonucu gelecekte kötü sonuç oluşacağı kararı alırsa, bedene yansıyan sinyaller negatif şekilde gelişiyor. Elbette bunun son aşama yorumcusu biz olduğumuz için olayı istediğimiz gibi algılayabiliyor ve zihnin beden aracılığıyla gönderdiği uyarıları görmezden gelebiliyoruz.
Bedenimize güvenmek neden önemli?

Beden sadece tehlike anlarında değil, iyileşme süreçlerinde de bize rehberlik sağlayabiliyor. Bazı durumlara kendimizi zihnimiz aracılığıyla ikna ediyor olsak da bedenimiz kasılıp gerilerek bize işlerin aslında öyle olmadığını söylüyor. Örneğin; birine onu affettiğimizi ve her şeyin yolunda olduğunu söylediğimiz zamanlarda, bedenimiz adeta bize karşı çıkarak durumu onaylamadığını gösteriyor. Bu nedenle zihin onay verse bile beden bazen “hayır” diyor ve onu dinlemek gerçekten büyük önem taşıyor:
- Bedeni dinlemek, özellikle karmaşık sorunları çözmeye çalışırken karar verme hızını artırabilir. Önemli bir problemle boğuşurken bedeninizdeki huzur veya gerginlik sinyallerini takip etmeniz, mantıklı analizlerden çok daha isabetli sonuçlar doğurabilir.
- Bedeni dinlediğiniz zamanlarda, ikili ilişkilere daha kolay denge getirebilir ve sınırları daha hızlı çekebilirsiniz. Zihnin onay verdiği durumlarda bedeninizin tepkilerini ölçerek o kişinin gerçekten doğru insan olup olmadığını anlayabilirsiniz. Arkadaşlık ilişkilerinde ise zihnin “Ayıp olur” baskısıyla verdiği kararları, bedeninize bakarak kontrol altına alabilirsiniz.
- Bedeni dinlemek, bastırılmış duyguları ortaya çıkarmanıza yardımcı olabilir. Yaşanan duyguların izleri bedende görünür hale geldiğinden boyun ağrısı, mide krampları ve uykusuzluk gibi semptomları inceleyerek halının altına süpürdüğünüz gerçeklerle yüzleşebilirsiniz. Böylece ruhunuzun gerçekte neye ihtiyacı olduğunu anlayarak hareket edebilirsiniz.
Bedeninizin sesini dinlemeyi nasıl öğrenirsiniz?

Bedenimizle bağ kurmak, sinir sistemini yatıştırarak fiziksel sağlığı olumlu etkiler. Aynı zamanda bize hayatı daha otantik ve huzurlu yaşama fırsatı sunar. Bu nedenle bedeninize güvenmeyi öğrendiğiniz zaman “mantıklı” olarak adlandırdığınız, fakat size bir türlü aradığınız huzuru vermeyen karar baskısından kurtulmuş olursunuz. Bunu sağlamak ise ilk başta zor görünse de biraz emek ve sabır isteyen bir iştir. Aradaki güven dilini anlamak için atacağınız bazı adımlar bedenin sesini dinlemenizi kolaylaştırabilir:
Önemli anlarda zihni susturun.
Bir karar aşamasındayken ya da önemli bir anın içindeyken, zihin hemen duruma mantıklı açıklamalar getirmeye çalışır. Yaptığı hızlı analizlerle sizi belirli bir düşünceye sabitler. Bunu önlemek için bu tür anlarda zihninizi birkaç dakikalığına susturup bedeninizdeki semptomları izleyin. Örneğin; göğsünüzde sıkışma var mı, kalp atışınız hızlandı mı ya da karnınıza kramp girdi mi yakından bakın. Bu sinyalleri fark ettikten sonra ise durumu hemen mantığa başvurarak etiketlemeye çalışmayın.
Sessizlik anları yaratın.
Günlük yoğunluğunun getirdiği düşünce gürültüsünü kısmak için her gün sadece 5-10 dakikalık bile olsa sessizlik anları yaratmaya çalışın. Bu aralıkta dijital cihazları, alarma gibi uyaranları ve diğer dikkat dağıtıcıları ortamdan uzaklaştırın. Sadece nefesinize ve bedeninize odaklanarak yaşadığınız tepkileri kontrol edin.
“Evet-Hayır” pratikleri yapın.
Hayatta bazı şeylere “evet” veya “hayır” diyecek cesareti gösterememek, genellikle kararsızlıktan kaynaklanır. Karar verme zorluğunu ortadan kaldırmak için kendi içinizde belirli senaryolar üzerinden geçerek provalar yapın. Örneğin; istemediğiniz bir şeye “evet” dediğinizi düşünerek bedeninizde ortaya çıkan sinyallere göz atın. Tersi senaryolar için de benzer pratikler yaparak hisleriniz ve beden arası kişisel sözlüğünüzü oluşturun.
Kelimeler yerine hislere odaklanın.
Bazı durumlar karşısında kendinize “İyiyim” diyerek konuyu geçiştirmek yerine bedenin tepkilerine odaklanın. O an bedeniniz ağır, yorgun veya sıkıntılı tepkimeler veriyorsa duygularınızı bu fiziksel gerçeklerle tanımlayın.
Günlük hayatta veya önemli kararlar alırken bedenin size çok fazla şey anlatmaya çalıştığını göreceksiniz. Kendinize özel bir bedensel sözlük geliştirdikten ve zihin-beden arası kopukluğu giderdikten sonra gerçek iyileşme ve huzurla karşılabilirsiniz.
Kaynak: mindful, tinybuddha
İlginizi çekebilir: Zihin beden farkındalığı: Bedenin sana ne söylüyor?



