Yeşil ışık terapisi nedir ve hangi faydaları sunar?
Son birkaç yılda daha genç ve sağlıklı bir cilt için kırmızı ışık terapisi popülarite kazandı. Ancak, yeşil ışık terapisi olarak bilinen yeni bir seçenek de gündeme gelmiş durumda. Bu yazımızda, yeşil ışık terapisinin ne olduğunu sizler için kaleme aldık.
Yeşil ışık terapisi nedir?

Kırmızı ışık terapisine benzer şekilde, yeşil ışık terapisi özel bir cihaz aracılığıyla cildi yeşil ışık ışınlarına maruz bırakıyor. İki uygulama arasındaki temel fark ise yeşil ışığın 625-750 nanometre arasında bir dalga boyuna ve kırmızı ışığın ise 590-700 nanometre arası bir dalga boyuna sahip olması. Kısacası, yeşil ışık terapisi daha kısa dalga boyu ile ön plana çıkıyor.
İnsan cildi, dışarıdan içe doğru epidermis, dermis ve hipodermis olmak üzere üç katmandan oluşuyor. Yeşil ışık terapisi, temelde cildin en dış katmanı olan epidermisteki sorunların tedavisine yoğunlaşıyor. Kırmızı ışık ise daha derine nüfuz etme kapasitesine sahip.
Yeşil ışık terapisinin potansiyel faydaları

Yeşil ışık terapisi, son dönemlerde koyu lekeler ve eşit olmayan cilt tonuyla mücadelede tercih ediliyor. Güncel bir çalışma, 505 nanometre dalga boyundaki yeşil ışık terapisinin melanin üretimini azaltabileceğini gösteriyor. Melanosit tarafından üretilen melanin, cilde rengini veriyor. Melanositler, epidermisin en alt katmanında bulunuyor ve yeşil ışık bu derinliğe ulaşabiliyor. Bu çalışma doğrultusunda, yeşil ışığın yüzdeki pigmentasyonu azaltmada etkili olduğu belirtiliyor.
Bir diğer yandan, yeşil ışık terapisinin hiperpigmentasyona yani koyulaşmanın artmasına neden olabileceğine dair kanıtlar da bulunuyor. Bu nedenle, bu uygulamaya başvurmadan önce kişisel riskleri bir dermatologla konuşmak önem taşıyor.
Yeşil ışık terapisinin iltihabı azaltmada ve yaraların iyileşmesinde de etkili olabildiği vurgulanıyor. Bir araştırmaya göre, bu uygulama yanık yaralarının iyileşmesini destekleyebiliyor. Bu terapi, vücudun yeni ve küçük kan damarları oluşturmasını teşvik ediyor. Bu teşvik de iyileşme ve doku onarımına yardımcı olabiliyor. Bu doğrultuda, yeşil ışık terapisi sivilce problemini çözmek için kullanılabiliyor.
Pek çok yeşil ışık terapi cihazı, günümüzde cilt kızarıklığı, rozasea (gül hastalığı) ve kılcal damar çatlamaları tedavisi iddiasıyla pazarlanıyor. Bir diğer yandan, bu iddianın tam anlamıyla doğru olduğunu söylemek için yeterli kanıt bulunmuyor.
Sonuç almak için yeşil ışık terapisi ne sıklıkla kullanılmalı?

Çoğu dermatolog, günümüzde yeşil ışık terapisi sunmuyor. Bu nedenle, bu uygulamaya başvurmak isteyenler genellikle evde kullanılabilen terapi araçlarına yöneliyor. Tabii, istenilen sonuçlara ulaşmak için ilgili sağlık kurumlarından onay almış cihazları satın almak büyük bir önem taşıyor.
Bu uygulama için ‘’haftada bu kadar gün’’ diye kesin bir kullanım talimatı bulunmuyor. Bu doğrultuda, ev tipi bir cihaz için en mantıklı olan cihazın üreticisinin önerdiği seans süresi ve sıklığına uyum sağlamak. Uzmanlar, cihaz gözlerin üzerine uzanıyorsa koruyucu bir gözlük kullanmayı tavsiye ediyor.
Işık terapisi invaziv olmayan ve çoğu zaman güvenli kabul edilen bir uygulama olsa da bazı insanların bu terapiden uzak durması daha iyi olabiliyor. Örneğin, kelebek hastalığı olarak bilinen lupusa sahip kişilerin yeşil ışık terapisinden kaçınması öneriliyor. Ayrıca, ışıkla tetiklenen diğer sağlık durumları söz konusuysa yine bu uygulamadan uzak durmak gerekiyor.
Işık hassasiyetine neden olan ilaçları kullanan kişilerin de bu uygulamaya başvurmadan önce bir sağlık profesyoneline danışması öneriliyor. Bunlara ek olarak, retinopati ve makula dejenerasyonu gibi göz rahatsızlıkları olanların da yeşil ışık terapisinden uzak durması gerekebilir. Eğer yeşil ışık terapisi uygulamak istiyorsanız ilk önce bir dermatologla görüşmenizi öneriyoruz.
İlginizi çekebilir: Kırmızı ışık terapisi cilt sağlığını nasıl destekliyor?