Yaşamınızda dengeyi sağlamak için: Çakraları dengelemenin püf noktaları

Denge, kendini yaşamın (varoluşun) frekansına uydurmaktır. Yaşamın frekansı ile birlikte akmaktır. Böyle bir DENGE halinde işlerin yolunda gider, özünü gerçekleştirme amacıyla atarsın hayatında her bir adımı. Kolaylıkla ve üstelik bolluk, bereket ve sağlıkla ilerlersin yaşam yolculuğunda. Diğer türlüsü hem her bir çakrada ve buna bağlı olarak da her bir konuyla ilgili bir direnç yaratacaktır. Bizler aslında bu yaşam yolculuğumuzda bu dirençleri görerek ve tekrar tekrar görerek dengemizi bulmaya çalışırız.

Yaşadığımız tüm çatışmaların sebebi budur, henüz varoluş ile hizalanamamış olmak. Fakat yaşam boyu da o ilk halde bahsettiğim dengeye gelmeye doğru ilerleriz. (Muhtemelen oraya vardığımızda “Hayat ne kadar basitmiş!” diyeceğiz.) Çünkü şimdi ve her an yaşam, deneyimleri ile bizi dengeye getirmeye çalışır.

Anlarsın ya da anlamazsın… Anlamazsan, anlamadığın her seferde sağdan biraz daha itiyor, soldan biraz daha çekiyor ve sen “Hayır oraya gitmeyeceğim!”, “Hayır sabretmeyeceğim!”, “Hayır alttan almayacağım!”, “Saygılı olamam çünkü bence bazı insanlar hiç var olmamalı”, “Huzurlu olamam çünkü gelecek çok belirsiz”, “Hayır! Bir durup rahatlayamam, vakit yok, çalışmak zorundayım, mecburum”, “Hayır! Ondan vazgeçemem, başka bir alternatif yok!”, “Şansım yok! Kendi değerimin farkına kendi kendime varmak istemiyorum”, “Dışardan söylenmesi daha hoş, mutluluk dışarıdan gelsin, dışardan bekleyeceğim her şeyi”, dedikçe o seni bir yandan itip, bir yandan çekmeye devam ediyor ve edecek… Sen kendi özünle ve varoluşla hizalanıp içindeki hazineni keşfedene kadar!

Çünkü bu var… Çünkü senin bir özün, aslın var, yaşamın kendisiyle doğal olarak dengede olan… Gördüğünden öte, ben sandığın kişiden öte… Ona varman ve onu gerçekleştirmen bekleniyor senden yaşam (varoluş) tarafından. Aslında senden beklenen tek şey kendin olman. Başka hiçbir şey değil! Kendini zihnindeki bir kalıba sokman değil, sevilmek için şöyle olman, sosyal çevrenden takdir görmek için böyle olman değil! Senden beklenen ve sorumlusu olduğun tek şey kendini bulup ona nefes vermen, kendini bulup ona can vermen… Belki de tek şey mutlu olman… Kalben!

Şimdi yaşamda denge ile akmamızı sağlamamın en pratik yollarından birini paylaşayım sizinle: Çakraların dengelenmesi! Tıpkı bedende kanın dolaşımını sağlayan damar sistemi gibi, enerji bedenimizde de Prana’yı taşıyan enerji kanalları var ve buna Çakra sistemi deniyor. Temel olarak ise 7 büyük çakra olduğu biliniyor ve bu temel 7 çakra dengede ve aktif olduğunda diğer tüm kanallara ihtiyacı olan Parana akışı sağlanıyor. 7 temel çakrayı tanıyalım…

Kök çakra 

Rengi Kırmızı ve ilkel çakra olarak bilinir, iki bacağımızın arasından aşağı, Dünya ananın merkezine doğru uzanır, bizi dünyaya bağlar. İnsanın Dünya ile ilk temasını temsil eder; güvende hissetme, barınma, tokluk, doyum haz vb. maddi konular bu çakrayla ilgilidir.

Sakral çakra

Rengi turuncudur, cinsel çakra olarak da bilinir, kadınlarda rahim bölgesine denk gelir ve bu sebeple Yaratıcı Enerjinin de kaynağıdır. Özümüzle ilgili konuları, özümüze ait olan ilhamı temsil eder.

Mide çakra

Rengi sarıdır, diğer ismi Solar – plexus (Güneş sinirağı) demektir. Neşenin, mutluluğun, benlik ile ilgili tüm duyguların (özdeğer, özsaygı, özgüven…) merkezidir. 

Kalp çakra

Rengi pembe ve yeşildir. Hem sevginin, hem de şifanın merkezidir. Yaşamda Mutmayn olma seviyesi olarak da bilinir. 

Boğaz çakra

Rengi mavidir, ifade çakrasıdır. Yaşamda kendimizi olduğumuz gibi, doğru, dürüst ve samimiyetle ifade etmemizle ilgili alandır. Sadece sözel değil, davranışlarımız, duruşumuz, yaptığımız işler vb. olarak her türlü kendimizi dünyaya ifade bu çakranın konusudur.

3. Göz çakra

Rengi violet, mordur. Alnımızın ortasında epifiz bezinin olduğu bölgededir. Sezgilerimizin ve hayatı anlayışımızın merkezidir. Teslimiyet, varoluşa güven bu çakranın konularıdır. Bu seviyede olan kişi tedirgin, endişeli değildir, olan her şeyin hayır olduğunu bilmenin güveni ve rahatlığı ile yaşar.

Tepe çakra

Rengi bütün renklerim birleşimidir. Kök çakra gibi dikey ancak yukarı yönlüdür ve bizi ilahi olana bağlar. Yaşam enerjisine, Allah’ın idrakine, bilgisine, anlayışına ve sevgisine bağlı olduğumuz yerdir. 

Şimdi gelelim esas püf noktaya, bu çakraların nasıl dengelendiğine…

Kök çakra, 3. göz çakra ile dengelenir.

Meditasyonlarında bir elini iki bacağının arasına koyup diğer elini alnına (avuç için tam alnının ortasına gelecek şekilde) koyduğun an, bu merkezler dengelenmeye başlayacaktır. Bu, yaşamındaki madde ve mananın dengesidir. Özellikle spiritüel konularla ilgilenenlerin bu iki çakra üzerinde dengeleme yapması önemlidir. Çünkü bizler spiritüel varlıklar olduğumuz kadar insan olarak yaşamak için bir bedene ve Dünya’ya gönderildik. Tüm sistemimiz bu Dünya’da rahatça yaşabilmek üzerine kuruldu.

Toprak, mineraller, hava, rüzgar, atmosferin dengesi, sıcaklık, yiyecekler… Hepsini bir düşünün ve bir kenara atmayın. Spiritüel olarak gelişirken bedeninizi hor görmeyin. Özellikle tasavvuf ile ilgilenenler, evet bu Dünya boş bir hülya, ancak şimdi bu Dünya’dasın ve Allah’ın bedenine üflediği nurla, nefesle onunla bağlantıdasın. Ne bu Dünya’dan, ne de bedeninden kaçamazsın. O nedenle senin rahat ve sağlık içinde yaşaman için yaratılmış bu Dünya’yı boş verme! Dünya’da maddi olarak bolluk ve bereket içinde yaşayarak da tekamülünde ilerlemen mümkün. Doğa, bolluk ve bereketin, eğlence ve hareketin simgesidir. Dünya, ruhun için (bilincin için) bir tekamül alanıdır, ikisinin arasındaki dengeyi bul.

Mantran: Maddi ve manevi boyutlarımda dengedeyim !

Sakral çakra, boğaz çakra ile dengelenir.

Meditasyonlarında bir elini göbek deliğinin 2-3 parmak altına koyup diğer elini boğazına (yine avuç içleri tam orta noktalarına denk gelecek şekilde) koyduğun an, bu merkezler dengelenmeye başlayacaktır. Bu, kendini yaşamında olduğun gibi ifade etmenin dengesidir. Özüne ait olan ilhamı Dünya realitesinde hiç çekinmeden, samimiyetle ve özgüvenle ifade edebilmektir. Aslında olduğun kişi olmaktır, Dünya’ya asıl sunacağın katkıyı sunmaktır.

Arının bal yapmasındaki doğallık gibi, doğal olarak ifade bulmasıdır varlığının. Bu var olmanın en güzel yoludur. Kendin olmak ve kendini olduğun gibi ifade etmek. Bu kişiyi hiçbir stres durumunda tutmaz, dürtülerine dair suçluluk duygusu biriktirmez, söyleyemediği ve yuttuğu hiçbir şey yoktur, çünkü kendini en iyi, nazik ve işlevsel şekilde nasıl ifade edeceğini bilir. Yalan ve dedikoduya ihtiyacı yoktur. Kişi hiç kimse olmak çabasında değildir, sadece özünde olanı ifade eder ve mutludur.

Mantran: Kendimi, tüm boyutlarımı seviyorum ve kabul ediyorum. Kendimi en hayırlı ve yüce şekilde, olduğum gibi ifade etmekte özgürüm.

Mide çakra, kalp çakra ile dengelenir.

Meditasyonlarında bir elini midenin üzerine, diğer elini kalbine (yine avuç içleri tam orta noktalarına denk gelecek şekilde) koyduğun an, bu merkezler dengelenmeye başlayacaktır. Bu, yaşamındaki alma-verme dengesidir. Bu kendini bilmenin yeridir. Herhangi bir iş veya bir ilişki için ne kendinden çok fazla verdiğin, ne de haddinden fazlasını beklediğin alandır.

Haddinden fazla beklemediğinde, hayal kırıklığı da yaşamazsın, verebileceğinden fazlasını vermeye çalışmadığında da çaba ile yorulmaz, üzülmezsin. Yeteneklerini, kapasiteni bilir ve karşı taraftan da tam hakettiğini alırsın. Kimsede gönlün kalmaz, paran da… Bu alan alma-verme ile ilgili her şeyle ilgilidir. Para, sevgi, emek, hak, saygı, her şey… Alma-verme dengesinde olmak kişiyi yaşamda daima Mutmayn kılar. Bu da belki de mutlak huzurun ta kendisidir. 

Mantran: Sevgiyi almanın da vermenin de nasıl hissedildiğini biliyorum. Hayatımın tüm boyutlarında alma-verme dengesindeyim ! 

Tepe çakra, sağ ve sol beyin olarak dengelenir.

Meditasyonlarında sağ elini başının üst sağ kısmına, sol elini başının sol üst kısmına yerleştirdiğin anda bu merkezler dengelenmeye başlayacaktır. Bu, yaşamındaki ilham ve teknik bilginin dengelenmesidir. Var olmandaki esas şartlardan biri olan zihin açıklığı, pratik çözüm geliştirme, yaşamındaki her konu için, bu merkezlerin dengelenmesiyle mümkün olur. Pozitif düşünme, çıkış yollarını görebilme, bulabilme, umutlu olma, yine tepe çakrasının dengelenmesiyledir. Buradan Yaradan ile bağlantımız kurulur ve kendimizi güvende hissederiz. Her an sevildiğimizi ve her şeyin aslında iyiliğimiz için olmakta olduğunu hatırlarız.

Mantran: Tepe çakram Yaratıcı ile iletişime daima açık. Yaratıcı ile daima bağlantıdayım. Sağ ve sol beynim dengede.

Böylelikle tüm çakralarımız dengelenmiş olur ve yaşam hiç olmadığı kadar kolay ve keyifli gelmeye başlar. Sürprizler hiç olmadığı kadar aşikarlaşır ve yaşam tarafından desteklenmenin mutluluğunu hissederiz.

Meditasyon derslerine katılmak ve meditasyonu yaşamınızın bir parçası haline getirmek istiyorsanız bana www.creatingground.com adresinden, 0554 963 42 86 no’lu telefondan veya @creatingground Instagram adresinden ulaşabilirsiniz.

Her an varoluşun tüm hediyeleri ile uyumlu bir hayat sürmeyi diliyorum hepimize. “May the Balance be with you!

İlginizi çekebilir: Meditasyonlarınızın kalitesini yükseltmek “elinizde”: Mudraları keşfedin

Dilek Cantimur
Dilek Cantimur, 20 Kasım 1988, İstanbul doğumluyum. 2011 yılında Yeditepe Üniversitesi Uluslararası Finans bölümünü burslu okuyup onur derecesiyle mezun olduktan sonra 5 yıl finans ... Devam