Yaratım üzerine düşünceler 1: Kim olduğunu hatırlamak

Önce “Yaratmak Allah’a mahsustur” cümlesiyle büyüdüm. Zaten aklımda “Yaratan kim ve nasıl biri!?” diye bir soru da yoktu, çocuktum… Ama çocukken hani belki olur da bilmek isterim diye anlatılıyordu herhalde: “Cennet var, bak Cehennem var, sevap/günah var, şelaleler ve ateş var ve tüm yaşam seçimlerin seni bu ikisinden birine götürecek.” Yani Allah seni ya sevecek ya da kızıp, sinirlenip, ateşlere atacak…. İşte Yaratıcı böyledir…

20’li yaşlarımda Burak Özdemir ile bu kavramların biraz daha doğru halleri ile bir aydınlanma (kavrayış) yaşamıştım… “Aman Tanrım seni bayağı yanlış anlamış ve şuncacık çocuğa da yanlış öğretmişler… ki zaten pek de ikna edememişlerdi” demiştim. Sonraları Meditasyon ile birlikte hayatıma giren Neale Donald Walsch, Louise Hay, Joseph Murphy, Steve Rother&Group gibi kitaplarda da “Yaratıcı sensin, yaşamının kaderini sen her an özgür iradenle seçtiğin varoluş halinle yaratıyorsun, varoluş halin ise düşüncelerinin ve hissettiklerinin bütünüdür ve bunlar da aslında senin bilinçaltında kabul ettiğin inançlardır. Yani neye inanıyorsan, onu yaşarsın” diyordu. Ardından tasavvufun tam ortasında bulmuştum kendimi ve bu kez de Dergah’ta söylenenleri dinledim. Orada ilk başta duyduğum o “Yaratmak Allaha mahsustur” görüşünün daha da olgunlaştırılmış haliydi; “Yapan yaptıran O’dur, senin, bir kul olarak “olan”da hiçbir iraden yok. Her şey O’nun nasibidir ya da değildir” deniyordu…

Sonra tüm fikirler hakikaten de sanki mağarama çekilmişim gibi geçirdiğim bir dönemimde, sosyal hayatımdan çok uzakta bir yere taşındığım ve 1 yılımı geçirdiğim o evde, sakin sıradan bir hayat yaşamaya başladığımda demlendi. Anlamak için ne kadar ağladım, ne kadar bir süre kalp ağrıları yaşadım bilmiyorum, kim haklıydı, hangisi doğru yoldu, hayata karşı nasıl düşüneceğimi bilemiyordum… Halimi düşünsenize… Neyse ki kan, ter ve gözyaşı neticesini verdi ve tüm ama tümmm bu öğretilenler zihnimde ve dahi gönlümde, yüzümde huzurlu bir gülümsemeyle netleşti. (Ve ardından yaşamımda teker teker hayallerimin tezahürüne şahit olduğum bir süreç başladı… İleride anlatılacaktır.)

Nihayetinde anladım ki; tüm görüşler doğruydu, yalnızca birleştirilmeleri gerekiyordu. Ve evet ben her an düşüncelerimle, sözlerimle, davranışlarımla, hislerimle, yani inançlarımla VE AYNI ZAMANDA varolma halimin bir özelliği olarak her an Yaratan (Allah) ile birlikte olma halimle yaratıyorum. Yaşam diye görünen bu gerçekliği şekillendiriyorum.

Evet yapan, yaptıran O’dur, tüm irade ondadır, peki ya O nerede? O her yerde ve her şeyde; O her an benimle ve benim içimde; böylelikle ben her an O’nunla birlikte yaratmaktayım. Ve bunu her an alıp verdiğim nefesle yapıyorum. Aramızdaki o bağ: Nefes… Yaratan bana her an saf, temiz, işlenmemiş bir nefes (enerji) veriyor ve ben onu düşüncelerim ve hislerimle doldurup geri veriyorum bu kainat yüzeyine. Ve kainat da bana, ben ona ne ilettiysem onu yansıtıyor. Ve böylece anladım ki kainat dediğimiz düzlem de yalnızca benden bana yansıyan ayna. O, bana beni bildiren…

Çünkü sistemin amacı bu. Sistem benim kendimi bilmemi istiyor. Kendimi tanımamı… Başka hiçbir şey değil. Başıma gelen olaylara baktığımda kainatın bana garezi vs yok. Olan neyse benden bana yansıyandır. Eğer hayallerin gerçekleşmiyorsa, o hayalinin gerçekleşmesinin MÜMKÜN olmadığına inanıyor olabilir misin? Peki diyelim mümkün olduğunu hissediyorsun. Peki bilinçaltın o hayalinin gerçekleşmesinin GÜVENLİ olduğuna inanıyor mu? Ya o şey olursa yalnız kalırım diye inanıyorsa, ya o şey olursa kaybetme korkusu gelir içime diyorsa, ya o şey olursa, problem yaratacak bir olayın gerçekleşeceğine inanıyorsa? Peki diyelim hem mümkün, hem de güvenli olduğuna inanıyorsun, peki kendini bu hayalin içinde olmaya LAYIK görüyor musun? Suçlulukların veya yetersizlik duyguların var mı? “Ben bunu haketmiyorum” diyen ufacık bir yanın? … O halde aynadan sana yansıyan da hayalinin sana verilmemesi oluyor.

Bizler Theta Healing uygulayıcıları olarak kişinin bilinçaltına yeni bir deneyimin tohumlarını atarken her zaman mümkün olduğunu, güvenli olduğunu ve layık olduğunu yükleriz. Ha bir de mutlaka o şeyin nasıl bir his olduğunu. Bunu bilmek, bunu yaymak için önemlidir. Daha önce söyledim mi bilmiyorum ama çok sevdiğim bir başka Kızılderili atasözü ise şudur: “Yaşamında ne istiyorsan, o ol !” işte bu hissin yüklenmesi işlemi bizim hayal ettiğimiz şeyi olmamız içindir… Hayaline layıksın, o mümkün, güvenli ve ona nasıl kavuşacağını biliyorsun. Bunu tüm inanç sisteminde, DNA’nda ve tüm hücrelerinde hissediyorsun. Öyleyse sen yaşamında istediğin şeyin frekansını yayıyorsun.

Hatırla. Yaşamında olan her şey senin içinin bir yansıması. O nedenle uyanık ol! Dergah’ta agah olmak derlerdi; agah ol. Mindfullness’ta da farkındalık deniyor; farkında ol tüm yaşam deneyimlerindeki ince detayların. Zihninden geçenin, hissettiğinin ve karşında gördüklerinin… Hepsinin sana bir mesajı var. Önce gör ki, sonra bilinçli seçiminle onu değiştirebilesin. Hatırla! Sen özgür iradeye sahip bir Yaratıcısın.

Bu bilgi bize edep getirir. Ne düşündüğüne, ne hissettiğine, ne söylediğine veya nasıl davrandığına daha dikkat edersin. Başkalarına karşı eleştirel sözler dökülüyorsa dilinden hemen bir dur; bu aslında kendini beğenmiyor, olduğun halini kabul edemiyor olmanın, kendini yetersiz veya eksik hissetmenin bir dışavurumu olabilir mi? Bir düşün! Eğer iyi şeyler yaratmak istiyorsan iyi şeyler söylemeli ve düşünmelisin! Evet, hangi düşüncenin geleceğini kontrol edemezsin ancak hangisinin kalıcı olacağına sen karar verirsin. Hangi düşüncelerin kalıcı olmasını seçtiğine dikkat et. Hangi düşünceleri tutup onları söze veya davranışa dönüştürdüğüne dikkat et, çünkü bunlar kaderini belirliyor olacak.

Çok sevdiğim bir söz: “Geleceği tahmin etmenin en kolay yolu bugün ne yaptığına ve ne hissettiğine bakmaktır. Geleceği bilmenin en iyi yolu ise onu yaratmaktır!

Evet sayın yaratıcılar! Maddi dünya senin içindekilerin bir yansımasıdır. Güzel bir oyun olsun, güzel bir hikayeniz olsun.
Eğer yaşamınızda gerçekleştirmek istediğiniz hayalleriniz var ve buna neyin engel olduğunu anlayamıyorsanız gelin Theta Healing tekniği ile onu birlikte bulalım ve temizleyelim! Eğer uplifers.com’daki yazınız üzerine sizi buldum diyerek telefonda belirtirseniz %20 indirim de sizin! 0554 963 4286 telefonum ve Instagram adresimden bana kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Duygusal olarak özgürleşmenin tek yolu: Beklentisiz olmak

Dilek Cantimur
Dilek Cantimur, 20 Kasım 1988, İstanbul doğumluyum. 2011 yılında Yeditepe Üniversitesi Uluslararası Finans bölümünü burslu okuyup onur derecesiyle mezun olduktan sonra 5 yıl finans ... Devam