Susmak ne geveze bir eylem
Susmak sessizlik sanılır çoğu zaman. Oysa ne çok konuşur insanın içi susmayı seçtiğinde… Bazen de seçmez. Mecbur olur durumlar. Tek yönlü bir yol gibi mecburi olarak bu istikameti takip eder.
Sus deyince susulur mu? Sus sözü bir emir gibi gelince mesela. Şişşt!.. sözüyle parmaklar girse mesela devreye, susar mı insan? Dışarıdan engellenen bir hâl olunca ya da… Kurallarla göz korkutulsa, yasaklarla men edilmeye çalışılsa…
Bir düşün… Sus!.. Konuşma ile eşdeğer gibi ama işin gerçeği öyle değil. Sus, ister içerden ister dışarıdan gelsin değişmiyor hissi… Daha çok konuşmak istiyorsun. Anlatmak, duyurmak… Tahterevallinin denge arayışında buluyorsun kendini. Çocukluğundan hatırla, parkla ilgili anılarını. Hep havada kalmak olmaz, hep bacaklar bükük aşağıdan çaresizce yukarı bakmak olmaz… Denge lazım en güzelinden.

“Sen sus da gözlerin konuşsun” diye bir söz bile var, hatırla. Sen sussan gözün, o bakmasa dilin, o konuşmasa davranışların harekete geçer. Tavrınla buz bile kestirebilirsin yaz gününü. Sakince dursan mimiklerin, jestlerin ayan eder gerçeği. Kaşın kalkıverir, dudağının o köşesi nazlanır ya da küser bir çocuk gibi. Hele bir de dudaklar büzüldü mü onu bir de gözyaşı takip eder… Devir daim olur o duygu içinde, döner durur. Öyle bir döner ki tüm tellere vurur. Bam telini de es geçmez tabii.. Titreşir durur… Beden, aura ne varsa dökmek için can atar, içine attıklarını… Ah bir çıkış yolu lazımdır…
Susmak ne geveze bir eylemdir… Tek başına bir gevezelik, tek kişilik bir tiyatro oyunu kadar zor ve meşakkatlidir. Sahne ister, dinleyen ister… Kulak da yetmez hatta, kalp de lazım gelir. Performansı sonrasında desteklenmek ister. Susmayı seçen geveze bir zihin akıtmak ister içindekileri filtresiz, adressiz ve bazen de hadsiz…
Susan birini görürsen, anlatamadıklarını sezmeye çalış… Eylemine katılıp destekle… Kimbilir belki birlikte yapılan bir susma eylemi, daha gevezedir. Sevgilerimle,
İlginizi çekebilir: Giden geminin ardından kendini seçenler

