Stresin doruk noktası düğün hazırlıklarında sevgili kalabilmek

“Sevmek, ne uzun kelime!” Cemal Süreya

Sen bunu yaptın, ben bunu yaptım… Sen benim istediklerimi yaptın, ben senin dediklerini yaparken benim gelinliğime bakmadın… Her şeyi ben mi düşüneceğim? Senin ailen bunu istedi, benim annem bunu dedi, senin baban bana şöyle yaptı, senin akrabaların burada kalacak, benimkiler nerede kalacak?

Sen dedin diye (bu cümleyi hala anlayamıyorum) ben bunu böyle yaptım, şimdi ne olacak? Aslında ben bu gelinliği almak istememiştim ama sırf senin için seçtim… O düğün yeri uygun değil burası olsun… O masa süsü güzel değil bu olsun… O davetiye tam değil bu olsun… O olsun da şu olmasın… Bu olsun da o olmasın…

Sadece bir paragraf olsa değil mi keşke… Ama işte günümüzde “düğün” dendiğinde hepimizin sanki bir açma kapama tuşumuza basılıyor… İçimizden bambaşka insanlar çıkıyor. Yıllardır tanıdığımızı düşündüğümüz sevgili kız veya erkek arkadaşlarımız, konu düğün yapmaya geldiğinde “bambaşka” bir insan oluveriyorlar…

Stresin doruk noktası düğün hazırlıklarında sevgili kalabilmek

Evet, hadi itiraf edelim ben yaptım sen yaptın kavgalarından, ben aldım sen aldın tartışmalarına, ailelerin dahil olduğu başının nereden başladığını bile hatırlayamadığımız çekişmelere kadar… Öyle ki yoruldukça ve yordukça düğün güzelliğinden uzaklaştığımız bir dönem…

Bazı çiftlerle konuştuğumda “hatırlamak bile istemiyorlar”… Düşünün nasıl bir durumdayız, düğün dendiğinde kaçmak için yer arıyoruz… O can-ımız olacak, hayat yoldaşımız olacak, o bizim her an her daim her durumda düştüğümüzde ve kalktığımızda “hastalıkta ve sağlıkta” yanımızda olacak kişi, konu bunu kutlayacağımız o sihirli organizasyona, yani düğüne geldiğinde adeta canavar kesiliveriyor…

Ben bu yazımda düğün stresi hakkında biraz olsun dertleşelim istiyorum. Onca koşuşturmanın onca yorgunluğun ve yoğunluğun içinde bizler neyi unutuyoruz, bu soruyu kendimize soralım… Biraz olsun durup düşünelim, gerçekten tüm bu yer, masa, süs, müzik seçimi, davetli listesi, kimin akrabasının daha kıymetli olup olmadığı tartışmaları arasında bizler neyi unutuveriyoruz? Aslında çok öncelerde başlayan o güzel hikayemize nasıl böyle “uygun olmayan” ruhuna aykırı konuşmalar tartışmalar ve suçlamalar ekleyebiliyoruz?

İşte cevabımız oldukça basit (ve bir o kadar endişe verici): Sevgili olmayı ve sevgili kalmayı unutuyoruz… Konu düğün olduğunda sevdiğimiz adamın sevdiği kadın gidiyor yerine bambaşka biri geliyor… Evet, karşımızda o sevdiğimiz kadını göremediğimizde o sevilen adam gidiyor (ve gördüğü kadın karşısında çılgına dönüyor) ve yerine bambaşka bir adam geliveriyor! Karşılıklı restleşmeler, senin istediğin benim istediğim diye sevgili olmaktan sevgiden apayrı konuşmalar… Sırf istediği olmadı diye surat yapamaya, kalp kırmaya başvuran “eş adayları”…

Bir düşünelim herhangi bir masa süsü mutluluktan ve sevmekten önemli olabilir mi? Herhangi bir düğün müziğinin seçilmesi seçilmemesi eğer bizlere dönüp baktığımızda “ne güzel de seçmişiz, ne güzel birbirimize bağlı stresten uzak tatlı tatlı organize etmişiz” dediğimiz bir düğün hatırasından daha kıymetli olabilir mi? Geriye dönüp hatırlamak bile istemeyeceğimiz bir düğün süreci yaşamak sizce mantık çerçevesine sığmakta mıdır?

Stresin doruk noktası düğün hazırlıklarında sevgili kalabilmek

Bu hayatımızın güzel bir tecrübesidir, tıpkı doğum günü kutlamak gibi, yüzmeyi öğrenmek gibi, ilk defa uçağa binmek gibi… Unutulmayacak, hep hatırlanacak ve sevgiyle hatırlanacak bir hatıradır… İşte bizler sevgili kalmayı, sevgili olmayı, birbirimize sevgiyle yaklaşabilmeyi “gelin” ve “damat” olmanın önüne koyamadığımızda apayrı yollara sapıveririz… Evet görüntüde ortada bir gelin vardır, evet görüntüde ortada bir damat da vardır; fakat görünen veya görünmeyen bir sevgi yoktur…

Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız, içinde bulunduğunuz düğün hazırlığı sürecinize bakmanızı diliyorum… Gerçek bir gelin olmak gerçek bir damat olmak ancak gerçek bir sevgili olmaktan ve bu süreçte her şeye rağmen gerçekten sevgili kalabilmekten geçer… Bu sevgili olmanın en zor gününde, iyi ve kötü zamanında “ölüm bizleri” ayırıncaya kadar elimizden gelenin en kalpten olanıdır…

Düğün, süs, masa, yer, müzik, davetliler hepsi bulunur ama bir ömür boyu elini tutmayı isteyeceğimiz bir adam veya kadın o kadar kolay (ve hiç de öyle kolay kolay) bulunmaz… Gelin biz sevdiğimizin elinden, sevgiyle, sevgili olarak, sevgili kalarak tutalım… Şimdiden kocaman mutluluklar…

 

İlginizi çekebilir: İlişki doktoru 2: Bu ilişkide sesimi duyan var mı?

Pınar Ulus
2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini ... Devam