Semmelweis refleksi: Gerçek yüzümüze çarptığında neden gözlerimizi kapatırız?

Değer verdiğiniz bir dostunuz karşınızda ve duymaktan pek hoşlanmayacağınız bir gözlemini paylaşıyor:  “Bu ilişki sana zarar veriyor, fark etmiyor musun?” ya da “Mevcut kariyerinde potansiyelini kullanamıyorsun.”

O anda ortaya çıkan ilk tepki genellikle nedir? Teşekkür etmek mi, yoksa hızla bir savunma duvarı örmek mi?  Çoğu zaman, söylenenlerde bir doğruluk payı olduğunu içten içe bilsek bile, ilk refleksimiz reddetmek olur. “Durum göründüğü gibi değil” ya da “Abartıyorsun” diyerek konuyu kapatma eğilimi gösteririz.

Semmelweis refleksi nedir?

Bu kavram, 19. yüzyılda meslektaşlarına “Ellerinizi yıkarsanız hastaların hayatını kurtarırsınız” dediği için dışlanan Dr. Ignaz Semmelweis’ten gelir. O dönemde birçok doktor, mikrop gerçeğiyle ve kendi hatalarıyla yüzleşmek yerine, bu bilgiyi dile getiren kişiyi görmezden gelmeyi tercih etmişti. Çünkü gerçeği kabul etmek, yıllardır doğru kabul edilen varsayımların çökmesi anlamına geliyordu.

Semmelweis Refleksi kısaca şudur: Mevcut inançlarımıza, alışkanlıklarımıza ya da yerleşik düzenimize ters düşen yeni bir bilgiyi, yeterince değerlendirmeden otomatik olarak reddetme eğilimi.

Hayatımızdaki “yıkanmamış eller”

Bugün cerrah olmasak da hepimizin hayatında yüzleşmekten kaçındığı, metaforik olarak “yıkamayı reddettiği eller” vardır. Bu refleks, modern yaşamda çoğu zaman egonun koruyucu bir mekanizması gibi çalışır:

Uzun süredir devam eden beslenme alışkanlıklarının yanlış olduğunun söylenmesi, iş hayatında yönetim tarzımıza dair yapıcı bir eleştiri almak veya yakın ilişkilerde sorumluluğun bir kısmının bize ait olduğunu fark etmek…

Bu tür durumlarda zihin, tutarlılığı korumaya çalışır. “Yanılmışım” diyebilmek ego için zorlayıcıdır. Bu nedenle zihin, değişimin getireceği belirsizlikle uğraşmak yerine gerçeği reddetmeyi seçebilir. Kısa vadede bu daha güvenli hissettirir.

Savunma duvarını indirmek

Bir dahaki sefere rahatsız edici ya da ezber bozan bir fikirle karşılaştığınızda, içinizde aniden yükselen itiraz duygusunu fark etmeye çalışmak etkili bir başlangıç olabilir. Tepkinin kendisi çoğu zaman içeriğin doğruluğu hakkında değil, mevcut inançların tehdit altında hissedilmesiyle ilgilidir.

İlginizi çekebilir: Ringelmann etkisi: Halat çekme yarışında kişi sayısı arttıkça bireysel çaba neden azalır?

Mustafa Direk Blog Yazarı
Merhaba, ben Mustafa. Şu anda İstanbul Üniversitesi Marka İletişimi bölümünde öğrenciyim. 10 yıllık eczane tecrübem sayesinde insanlarla iletişim kurma ve problem çözme becerilerimi geliştirdim. ... Devam