Özgüveni yüksek çocuklar yetiştirebilmek için ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktalar

Montessori Eğitim Yaklaşımı’nın yaratıcısı Mama Montessori, “Bir çocuğa kendi başına yapabileceği bir şey için asla yardım etmeyin.” der.

Çocukların keşfederek, yaşayarak, hata yaparak öğrenmelerine izin verin. Doğruyu kendilerinin aramasına ve bulmasına yardımcı olun. Yol gösterin, yardımcı olun fakat bir şeyleri onların yerine siz yapmayın. Yemek yemek, ayakkabı bağlamak, giyinmek veya günlük birçok işi çoğunlukla farkında olmadan zaman kaybetmemek adına onlar adına biz yapabiliyoruz; fakat bu noktada öğrenme fırsatlarını da ellerinden almış oluyoruz. Unutmayın, “Ağaç yaşken eğilir.” Varsın geç giyinsin, yemeğini yerken üzerini kirletsin ama bırakın bunu kendisi deneyimlesin. Özgüven, geliştirebilir bir duygudur ve küçük yaştan itibaren çocuklarda bu duygunun desteklenmesi çok önemlidir. Küçük yaşta elde edilen deneyimler ileriki yaşantıların da hatlarını oluşturur. Bugün özgüveni zedelenen, desteklenmeyen çocuklar, yarın da bu duyguyla başa çıkmakta zorluk yaşayabilirler.

Başarısızlığı deneyimlemelerine izin verin

Oynadığınız her oyunu onun kazanmasını sağlamaktan kaçının. Ebeveynlerin en sık karşılaştığı durumlardan biri çocuklarıyla oyun oynarken üzülmesinler, ağlamasınlar veya sinirlenmesinler diye her oyunu kazanmalarına izin vermek. Bu durum, çocuklarda kaybetme duygusunun yaşanılmasına engel olur ve gerçekçi olmayan beklentilere girmelerine sebep olur; sürekli kazandığını deneyimledikçe kaybedeceğini, başarısız olacağını düşünmez ve aksi bir deneyim ile yüzleştiğinde zorluk yaşar.

İlgi alanlarını keşfetmelerine yardımcı olun

Çocukların kendilerini tanımaları özgüven geliştirme konusunda oldukça önemli bir husustur. Zevk aldıkları, eğlendikleri, yetenekli oldukları alanları bulmalarına fırsat yaratın. Denesinler, kendileri yaparak, yanılarak öğrensinler. Hangi alanlarda kendilerini iyi hissediyorlar, neleri yapmaktan keyif duyuyorlar bulmaları için fırsat sunun.

Kendilerini ifade etmelerine alan tanıyın

İyi bir dinleyici olun. Gerçek bir “dinleyici” olmak, sadece duymaktan çok daha fazlasını ifade eder. Çoğu zaman farkında olmadan çocuklar konuşurken istemsizce ilgimizi başka bir şeylere verebiliyoruz. Belki yemek yaparken veya telefona bakarken dikkatimizi tam anlamıyla onların anlattıklarına odaklayamayabiliyoruz. Bu gibi durumların farkında olarak çocuklara gerçekten o an onları dinlediğinizi hissettirin. Anlatmalarına, durumları kendi cümleleriyle tanımlamalarına yardım edin ama onların cümlelerini tamamlamayın.

Destekleyici ve cesaretlendirici olun

 “Ay dur ben yaparım, sen yapamazsın…”vb. yorumlarda bulunmayın. Kendi deneyimlerinizi düşünün; her başarınızı ilk denemenizde elde edebildiniz mi? Deneye yanıla, düşe kalka başarıya ulaşmaları için destek olun. Başarıya giden yollar her zaman çiçeklerle çevrili değildir; engeller, taşlar, yokuşlar da o yolun bir parçasıdır. Yola çıkmalarına destek olun ama o yolda atacakları adımları kendilerinin belirlemesine izin verin. Bu, bazen bir çatalı yanlış tutmak; dolu bir sürahiden bardağa su koymak veya eldivenin parmaklarını doğru geçirememek bile olabilir. İzin verin nasıl doğru yapıldığını yanlış yaparak keşfetsinler. Thomas J. Watson’ın da dediği gibi: “Başarı, küçük hataların ve başarısızlıkların biraz ilerisinde duran şeydir.” 

Kendi deneyimlerinizden örnekler verin

Çocuklar genellikle ebeveynlerinin kusursuz olduklarını, her zaman mükemmel sonuçlara eriştiklerini, hata yapmadan başarılar elde ettiklerini düşünürler ve onları gözlerinde kahraman olarak canlandırırlar. Yetişkin olarak sizlerin de zaman zaman hatalar yaptığınızı, her zaman başarıyı elde edemediğinizi anlatın. Denediğiniz, istediğiniz bir şeyin olmadığından veya arkadaşlarınızla oynadığınız bir oyunu kaybettiğinizden bahsedin. Sizi hayretle, ama gözlerinde büyük bir ışıltı ile dinleyeceklerdir.

Sürekli övgü dolu sözler sarf etmeyin

Çocukları desteklemek, yaptıkları işleri fark etmek, başarılarını takdir etmek özgüven duygusunu pekiştirmek için oldukça önemlidir fakat tüm bunlar dozunda yapıldığında olumlu bir anlam ifade eder. Sürekli övgü ile yetiştirilmiş çocuklar gerçekçi olmayan bir benlik algısına bürünerek uyum problemleri yaşayabilirler. Bu noktada, çocuğun başarılarını takdir ederek yüreklendirmek kadar yersiz övgülerden kaçınmak da dikkat edilmesi gereken bir durumdur.

İlginizi çekebilir: Harvard’dan sağlıklı çocuklar yetiştirme rehberi

Ecem Şenyurd Efecan
Selam, ben Ecem! Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra çeşitli özel kurumlarda çalışıp akademi özlemiyle soluğu yine üniversitede aldım, daha öğrenilecek çok şey var! :) ... Devam