Kendine iyi davrandığında hayatın ne kadar kolaylaştığını görmeye hazır mısın?

Ne de komik gelirdi bana bu laf birkaç sene evveline kadar. “Kendine iyi davran!” ay ne saçma, ne demekti ki o şimdi? Bir insan neden kendisine kötü davransın? Öyle bir şey olabilir miydi? Ancak başkasına iyi ya da kötü davranabilir. Deli mi kendisine kötü davranacak? 

Evet! Hepimiz deliyiz eğer öyle bakarsak. Çünkü hepimizin en acımasız davrandığı kişi yine kendimiziz, ben bunu gördüm. Kendimizi yargıladığımız kadar, küçümsediğimiz, öfkelendiğimiz, dövdüğümüz kadar kimseye hiçbir şey yapmıyoruz. 

Herkes kendini biraz uzaktan izleyebilse zaten yakalayacak çok anı olacaktır eminim. Sınavda kötü not mu aldın? Çok hazırlandığın bir iş başvurusunda neler diyeceğini mi unuttun? Hemen kız kendine! Ben nasıl bunu yaparım, nasıl unuturum, ben aptalım vb. Hiç sonu gelmez bir de. Kızdıkça daha da kabarır o öfke.

Yeni evlendin ve ilk defa bir yemek deniyorsun ve tutmadı, olmadı diyelim. Hemen “beceriksizim” sıfatını yapıştırırsın değil mi kendine? Bir dakika bile düşünmeden… Ailendeki tüm insanlar çok güzel resimler yapıyor ve sen çöp adam çizemiyorsun. Şimdi de hemen kendin için “yeteneksiz” oldun değil mi? İş yerinde senden yapman beklenilen bir tabloyu yapamıyorsun; şimdi de başarısız diyeceksin kendine eminim. 

Kendimizi yargıladığımız kadar, küçümsediğimiz, öfkelendiğimiz, dövdüğümüz kadar kimseye hiçbir şey yapmıyoruz. 

Neden? Bu kadar kolay mı bu ana kadar yetiştirdiğimiz, getirdiğimiz kendimizi bir olayla ya da durumla böyle acımasızca yargılamak? Aynı şeylerin kardeşinizin ya da en yakın arkadaşınızın başına geldiğini düşünün bir de şimdi. İşler değişti değil mi hemen? Yumuşadınız. 

“Sonuçta insanlık hali, olabilir, hemen kızmaya gerek yok. Bu defa olmaması bir daha olmayacak anlamına gelmez. Hem belki başka konularda yetenekleri vardır. Neden bir resim yapamadı diğerleri gibi yeteneksiz olsun ki? Yemek yapmayı ilk defa denedi sonuçta. Kendisine zaman versin değil mi? Herkes hemen her şeyi bilemiyor”. 

Aynen böyle yaklaşırdınız başkası olsa değil mi? Peki bunun aynısını neden hiçbirimiz kendimize yapamıyoruz? Kendi geçtiğimiz zorlu yolları en iyi biz biliyoruz yine. E yumuşaklığı, şefkati en çok biz hak etmiyor muyuz yine kendimize karşı?

Kendimize de en yakınlarımıza yaklaştığımız gibi sevgi ve şefkatle yaklaşmayı denesek artık? Bir şeyi yapamadığımızda kızmak yerine kendimize: “Tamam bunu yapamamış olabilirsin ama elinden geleni yaptın aferin Gamze. Bir dahakine daha iyi yapacaksındır. O defa da yapamayabilirsin, unutma; hiç problem değil. Belki bu konuda değil de başka bir konuda iyisindir. Deneyip görelim bakalım” gibi bir anlayışla yaklaşsak kendimize mesela?

O zaman daha iyi hissetmez miyiz? O zaman hayata motivasyonumuz daha yüksek olmaz mı? Kendimize akıttığımız sevgi ve şefkatle yapmak istediklerimiz hayata daha rahat ve hafif akmaz mı? 

İlk önce özür dileyin kendinizden. O özrü o kadar çok hak ediyorsunuz ki.

O başınızda hep konuşan ve asla susmayan, sizi hep başkalarıyla kıyaslayan, sizi direk kalıplara sokmaya çalışan şeyin adı EGO. Hani hep duyuyoruz ya. Ama bugüne kadar öğretilenin aksine ben egonun korkunç bir şey olmadığını söyleyeceğim şimdi aslında. O ‘ben’ denen şeyi korumaya çalışıyor sadece. Ama tabi kendi bildiği yollarla. Gücü ona verirsek hiç sınır falan tanımıyor. Karşınızda güçlü bir komutan gibi size kızıyor ve emirler yağdırıyor. Ve karşısında küçük bir çocuk gibi küçülüyor da küçülüyor insan. 

Halbuki işbirliğine girsek o egoyla nasıl olur sizce? “Sevgili ego, biliyorum ki ‘ben’i korumaya çalışıyorsun. Seni fark ediyorum ve duyuyorum ama ben şu an bunu/şunu yapamadığım diye panikleyecek bir durum yok. Sakin ol” gibi bir konuşma yapsak ona? Görüldüğünü bildiği için rahatlasa ve söylenmeyi kesse? Çok rahat etmez misiniz? Artık hayatta daha rahat nefes almaya başlamış olmaz mısınız? Gördünüz onu, aldınız kalbinize ve sarıp sarmaladınız. Artık o da mutlu, siz de…

Kendinize çok kızdığınızı, aşağıladığınızı, küçümsediğinizi yakaladığınız an DURUN! İlk önce özür dileyin kendinizden. O özrü o kadar çok hak ediyorsunuz ki. Hak ediyoruz her birimiz. Sonra da anlamaya çalışın. Yumuşayın. Sevgi ve şefkat ışıltılarıyla donatın kendinizi kendinize saplayıp durduğunuz kılıç, kalkan yerine. 

Yani özetle, kendinize iyi davranın. 

İlginizi çekebilir: Ruhunuzu beslemek ve kendinizi iyi hissetmek için uygulayabileceğiniz 7 adım

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Gamze Baytan
Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar ... Devam