Kaygıdan arınmış, güvenli bir alan yaratmak için: Tadasana duruşu

Kötü bir şey olacak diyerek korkuyu, iyi bir şey olacak diyerek güveni yaşamımıza davet ediyoruz” diyor Aklın Bilimi felsefesinin yaratıcısı Ernest Holmes. Korku, yaşamda varoluşumuzun doğal ve bir o kadar da gerekli olan duygusu aslında. Yaşayan her canlı bunu deneyimler, “ben buradayım” ve “dünya dışarıda”. Bu ayrım duygusu ile dışarıdakinden zarar göreceğimizi varsayarız. Çünkü dışarıdaki zarar verirse, içerideki “ben ölür”.

Mağara döneminden beri insanoğlu için korku onun aracıydı. Mağarasından dışarı çıktığında saldırabilecek hayvanlara karşı kendini korudu, onun sayesinde ateşi yaktı, ama elini ateşe sokmadı. Genetik programlarımız sayesinde yaşama devam edebilmemiz için, zarar görmememiz için, herhangi bir tehlike anında kendimizi korumak için korku bize hep yardımcı oldu. Önünüze ani çıkan bir arabayı görünce frene basmamızı, kalbimizde sıkışma olduğunda yardım istememizi sağlayan, binanın 30. katına çıkıp aşağıya atlamaktan, ormanda yılanı görünce ona dokunmaktan bizi alıkoyan korkularımız.

Korku, gerektiğinde bizim yaşam varlığımızı sürdürmemiz için aniden ortaya çıkıveren bir tehlikeye, yaşamlarımızı tehdit eden bir duruma karşı reaksiyondur. Bu tehlike gerçek veya kişinin algıladığı bir tehlike olabilir. Korku ile baş etmek için ortaya konan davranışlar mantıksal olmaktan ziyade, daha çok refleksif tepkilerdir. Kaçarız veya savaşırız; iyi ki de bu tepkileri bedenimizle gerçekleştiririz ki uçurumun kenarında dururken bir adım geri gideriz veya aslan gördüğümüzde kaçar veya bize saldıran biri olduğunda kendimizi korumak için savaşırız.

Korkunun yaşamsal tehditlere karşı bizi korumasının daha ötesine geçmiş bir toplumda yaşıyoruz. Artık mağaralar veya etrafımızda gezinen aslanlar yok. Eski zamanlara göre kaçmamızı veya savaşmamızı fiziksel olarak gerektirecek fazla durum yok gibi görünürken korku ile beraber, gelecekle ilgili endişelerin harmanından oluşan kaygılar yakamızı bir türlü bırakmaz.

Şimdi durup yaşamınızı geriye sarın, o korku ve endişe dolu zamanlarınızı hatırlayabilir misiniz? Belki bir sınav öncesi, belki ilk buluşmanız, belki ilk araba kullandığınız, belki ailenize haber vermeden eve geç geldiğiniz bir gece, belki insanların önüne, hatta sahneye ilk çıktığınız an, belki sınav sonuçlarının açıklandığı gün, belki de işe yetişmeye çalıştığınız o sabah veya işten çıkarıldığınız o gün; korkuların tetiklediği endişelerle nasıl kıvrandınız, hatta acı çektiniz. Uykusuz geceler, stresli günler, gün içinde düzensiz nefes alış verişleri ile beraber fiziksel rahatsızlıklar yakanızı bırakmadı.

Yaşamım boyunca bayağı kötü şeylerin üstesinden geldim, bunların bazıları da aslında hiç olmadı” diyor Mark Twain. Twain, korkulara yenik düşmenin ötesinde, onlara gerektiğinden fazla anlam yüklemekle aslında olmayan bir şeyleri var ederek duygusal olarak kaygı, endişe yaşadığımızı söylüyor. Kötü bir şey olacak duygu durumu ile yaşamlarımızı sürdürmekle güven arayışlarımızın arasında kaldığımız zamanları hatırlatıyor.

Bakın şimdi o geçmişte, şu andan önce yaşadığınız korku ve endişe durumlarına… Trafikte kaldığınız anlarda randevunuza yetişememe endişesinden başlayın, o kadar çalışmanıza rağmen acaba sınavda başarılı olur muyum sorusuna doğru yol alın. Eşim, sevgilim beni terk eder mi sorusunun yarattığı etkilere göz atarken, işten atılır mıyım endişesi ile neler olduğuna bakın. Bunların bazıları gerçek olmuş olabilir, sonrasında ne oldu? Korkularla, hatta kaygılarla yaşamak size ne kazandırdı?

Korku varoluşumuzun devamlılığı için gerekli. Kendimizi korumak için gerekli olan korku duygusunun, olması gerektiğinden fazlası olursa ne olur? Uzmanlar beyin kimyası ve genetik faktörlerin korku ve endişe hallerinin oluşmasına temel yaratan faktörler olduğunu söylüyorlar. Ve bunlar sosyal durumlarla besleniyor, örneğin terör saldırıları, ani kayıplar, deprem, belirsizlik, devlet yönetimi, savaşlar, işsizlik oranlarının artışı, ekonomik dalgalanmalar gibi…

Holmes’un altını çizdiği o güven ve korku arasındaki dengeyi bir yol ayrımı olarak hayal ederseniz, “iyi bir şeyler olacak” yönünü seçmek için bize gereken şey aslında güven. Fiziksel olarak güveni bedenimizde hissettiğimizde, içsel olarak da güven gelişmeye başlıyor.

Yogada “köklendiren” diye nitelendirdiğimiz temel pozlar var. Ayakta yapılan pozlar arasında basit görünen, fakat köklendirmeyi bedene ve beraberinde zihne ve tabii ki hislerimize hatırlatan Tadasana, yani dağ duruşu. Dağ kadar sağlam olabilmeyi hatırlatıyorsun bedene. O sağlamlığın için köklenmiş, havada değil, yeryüzü ile bağlantıda olman gerekiyor. Hemen deneyebilirsiniz.

  • Ayağa kalkıp bir duvara gidin ve bedeninizi duvara en yakın pozisyona getirin ve sırtınızı da dayayabiliyorsanız dayayın. İçinizden sayarak 5 kez nefes alıp verin. Ve sonra oturun.
  • Nasıl hissettiğinize bir bakın. Omurganın formunu en iyi sağlayan bu pozla aslında ayaklar sadece yere köklenmekle, yani yeryüzü ile birebir ilişkiye girmekle kalmıyor, enerji bedeninizde aşağı ve yukarı hareket etmeye başlıyor. Kaygılı bir anda iseniz, yine bu poza girin ve bu sefer nefes alırken ayaklardan başınızın tepesine doğru yükselen nefesi, nefes verdiğinizde de başınız tepesinden ayaklarınıza doğru inen nefesi izleyin. Yine 5 veya 10 kez yapabilirsiniz.
  • Pozdan çıkıp duygu durumunuza bakın. Acaba o korku veya kaygı hissiniz halen gerçekliğini koruyor mu? Gözlerinizi kapatabiliyorsanız, duruş esnasında özellikle nefes alıp verirken kapatmanızı öneririm. Eğer kapatmak zor geliyorsa o zaman tek bir yere bakmaya özen göstererek kalın lütfen.

Zihnin ürettiği hikayelerin sonu gelmez, olabilecek kötü şeyleri hatırlatıp durur ve onlardan korunmak için stratejiler yaratmamızı sağlar. Korku filmleri ve kitapları nasıl yapılıyor sizce? Sonu gelmez bu hikayelere karşı tek yapılması gereken kendimize şefkat gösterip cesaretle yol almak ve güvenmek.

Özellikle zihinsel bir gerginlik yaşıyorsan, kaygı durumunda artış varsa, linkteki meditasyondan da yararlanabilirsin. Özellikle zihinsel durumları rahatlatan ve stresi azaltmaya yarayan meditasyona, yaşamında günlük 5 dakika bile olsa alan yaratman çok şeyi değiştirebilir. 

Korku ve kaygılı durumlara özel podcast için tıkla.

Okyanusun dalgalarından korkmak yerine sen okyanus olduğunu fark et.

İlginizi çekebilir: Hız yok, mücadele yok: Yaşamdan daha fazla zevk almak var

Meltem Fakabasmaz
İstanbul’da doğdum. Anaokulundan lise sona kadar okuduğum FMV Işık Lisesi’ni tamamlayarak Endüstri mühendisliği okumak için rotamı Kıbrıs’a çevirdim. 4 sene sonunda okul ikincisi olarak ... Devam