Hofstadter yasası: Planlarımız neden her zaman beklenenden uzun sürer?
Hafta sonu için yapılacaklar listesi hazırladığınız o anları hatırlayın. Zihninizde her şey ne kadar da net ve organize, değil mi?
“Sabah 10.00’da raporu bitiririm, 12.00’de alışverişi hallederim, öğleden sonra da o çok istediğim kitabı okumaya başlarım.”
Kağıt üzerinde her şey mükemmel görünür. Ancak Pazar akşamı olduğunda, genellikle rapor henüz bitmemiştir, alışveriş yarım kalmıştır ve o kitabın kapağı dahi açılmamıştır. Üstelik bu gecikme, tembellikten değil; aksine, sürekli bir koşturmaca halinden kaynaklanmıştır.
Kendi kendini doğrulayan döngü
Bilişsel bilimci Douglas Hofstadter, 1979 yılında yazdığı ödüllü eseri Gödel, Escher, Bach kitabında bu durumu şöyle formüle eder:
“Bir iş, Hofstadter Yasası’nı hesaba katsanız bile, her zaman tahmin ettiğinizden daha uzun sürer.”
Neden sürekli yanılıyoruz?
Bir işi planlarken, beynimiz genellikle “ideal senaryoyu” baz alır. Örneğin, “Odayı boyamak” projesini düşünelim. Zihnimiz sadece fırçayı duvara sürme eylemini canlandırır. Ancak; boya bandı çekmeyi, damlayan boyaları temizlemeyi, mobilyaları çekmeyi, kuruması için beklemeyi ve nalbura eksik malzeme için gitmeyi hesaba katmaz. Büyük resme odaklanırken, o resmi oluşturan görünmez detayları (ve o detaylarda çıkabilecek aksilikleri) gözden kaçırırız.
Yazılım projelerinden ev tadilatına

Bu yasa, sadece kişisel hayatımızda değil, büyük projelerde de kendini gösteriyor. Sydney Opera Binası’nın 1963’te tamamlanması ve 7 milyon dolara mal olması planlanmıştı. Ancak bina 1973’te, yani 10 yıl gecikmeli olarak ve 102 milyon dolara tamamlanabildi. Teslim tarihi “kesin” denilen yazılım projelerinin aylar, hatta yıllar sürmesi sektörün değişmez bir kuralı gibidir. Çünkü işin içine girdikçe, işin karmaşıklığı artar. Her çözüm, çözülmesi gereken yeni bir sorunu doğurur.
Bu yasayla nasıl başa çıkabiliriz?
Tampon süreler eklemek: Bir işin ne kadar süreceğini tahmin ettiğinizde, bu süreyi belirli bir yüzdelik olarak artırın.
Parçalara bölmek: “Rapor yazmak” devasa ve belirsiz bir iştir. Ancak “Verileri toplamak”, “Taslağı oluşturmak” ve “Düzenlemek” ölçülebilir adımlardır. Detaylara indikçe, gizli zaman tuzaklarını fark etmek kolaylaşır.
Süreç odaklı olmak: Bitiş çizgisine odaklanmak stresi artırır ve aceleyle hata yapılmasına neden olur. Bunun yerine sürece odaklanmak, karşılaşılan engelleri “gecikme nedeni” olarak değil, “çözülmesi gereken olağan bir adım” olarak görmenizi sağlar.
İlginizi çekebilir: Semmelweis refleksi: Gerçek yüzümüze çarptığında neden gözlerimizi kapatırız?

