Her şey mümkün: Sonsuz olasılıklar içinden yalnızca birini yaşıyoruz

Her şey mümkün. Her birimiz sonsuz olasılıkların içerisinde, o olasılıklardan aynı anda sadece birini yaşıyoruz. Verdiğimiz kararlar, aldığımız yollar, dönüştürücü ve eğitici tecrübeler bizi içerisinde yaşadığımız olasılığa kadar getirdi. Belki bazılarımız özel çaba göstermeden bulunduğu olasılığa geldi. Mühim değil. Önemli olan sonsuz olasılıklarla çevrili olduğumuzu fark etmek. Eğer bunu fark edersek dönüştürücü gücümüzü de kendi içimizde bulabiliriz.

Evrende hiçbir şey sabit değil. Her şey hareket halinde. Her türlü enerji boyut ve biçim değiştirir ve bu tamamen zamansal bir olgudur. Örneğin, zaman içerisinde önceden bir insana hissettiklerinizin artık eskisi gibi olmadığını fark ederseniz, bu, aslında yalnızca sizin değişiminizden kaynaklı değil, o insanın da enerjisinin değişmesinden kaynaklı. Enerji değişir derken, sadece bizim enerjimiz ya da çevremizdeki enerjiden bahsetmiyorum, evrenin enerjisinden bahsediyorum, bir de bütünleşen enerji, tek olan enerji.

Evrenin enerjisine Chi denir. Chi, Japonya’da 3000 yıldır şifa tekniği olarak uygulanmaktadır. Tekniğin amacı evrende sürekli hareket halinde olan pozitif Chi enerjisini şifa alanına yönlendirmektir. Bedenimizdeki Chi enerji noktamız göbek deliğimizin altında bulunmaktadır ve bu noktayı aktive etmek için bir dizi meditasyon, diyet ve bedensel farkındalık egzersizi (yoga, nefes egzersizleri vb.) yapılmaktadır.

Burada diyet derken, yalnızca bedenimize aldığımız gıda değil, duygusal ve psikolojik diyetten de bahsediliyor. Enerjimizi ve fiziksel bedenimizi sağlıklı tutmak için yiyecek seçimlerimiz kadar, sosyal veya çevresel seçimlerimiz de çok önemli. Akşam yemeği üstüne yediğimiz ağır tatlı bedenimize uzun vadede nasıl zarar veriyorsa, üzerimize aldığımız duygusal yükler ya da enerji vampirleri dolayısıyla maruz kaldığımız psikolojik travmalar da aynı ölçüde zarar veriyor. Hatta sosyal seçimlerimiz hayatımızın gidişatını belirliyor.

Hangi yola girecek olursak olalım, adım atmadan önce benliğimizi, özgün taraflarımızı, varlığımızın önemini ve sebebini iyi düşünmeliyiz. Asla başkasının yolundan yürümenin kolaylığına aldanmamalı, asıl baki olanın kendi yolumuzu bulmak olduğunu ve bunun bir süreç olduğunu kabul edip, bu süreçteki tutumumuzun ise o yolun haritası olduğunu fark etmeliyiz. Bu sürecin, herkesin cesaret edemediği zor ama aydınlatıcı bir süreç olduğunu, kendi çabamız olmadan kimsenin bize istediklerimizi ve arzuladıklarımızı veremeyeceğini kabul etmeliyiz.

Bu yolda etrafımızdaki herkese, başta kendimize olan hoşgörülü tutumumuzu kaybetmememizi ve evrendeki milyonlarca olasılıktan biri olduğumuzu tekrar tekrar hatırlamamızı dilerim.

Sevgiler…

İlginizi çekebilir: Hayatı kaçırmamak için: Akışta olmanın mucizesi

Gizem Demirci
Ben Gizem Demirci, Hemşirelik okulunu bitirip çalıştıktan sonra sanata olan yakınlığım vesilesiyle, Mimar olmak üzere Türkiye’de başlayıp, İspanya’da devam edecek olan eğitimimi başarıyla tamamladım. ... Devam