Hep böyle kalmasını isteyeceğiniz bir rota: Kendi halinde Selimiye

Şimdi zamanın asla yelkovana ayak uyduramayacağı bir yerdeyiz. An orda duruyor, sen orda duruyorsun. Aklındaki dağınık tüm çekmeceler bir bir kapanıyor. “Hokus Pokus” diyorum Selimiye’de olmaya ben… Bazen gökyüzüne bakıp yıldız ararken oraya giderim. Orada olmak aslında zaten hep sihirdi, hep orada asılı kalacak gibiydi zaman. İnsanın bir yere bu kadar anlam yüklemesi iyi değil neden mi? Hayal kırıklığı sonu da ondan. Şimdi orada olmamak da kanıtı işte… Neyse biz oradaymış gibi yapacağız ama şimdi. Başlıyoruz.

“Hokus Pokus” diyorum Selimiye’de olmaya ben…

Bir bayramlara denk gelen tatil günleri denkleştirilip gidilen bu Selimiye turunda Dalaman’dan araç kiralama fikri tamam biraz tuzlu da olsa da iyi geldi. Burada yolculuk Dalaman’dan Selimiye’ye 2,5 saat sürecek nede olsa. Yol çok güzel; deniz kenarları, sıra dağlar ve uyuklamalar eşliğinde o saatler geçiveriyor. Bir de bir yere ilk kez gitme hevesi çok başka.

Burada yer araştırırken hep yaptığım, beni isme çeken otele yöneldim. Anlamsız olabilir; bir bağım çıkarım da yok. Selimiye Mavisi diyince adı bir denedim. Sonuç tam isabet. Artık hep burada kalırım net. Denize sıfır kendi iskelesi ve bol yıldızlı gecelerini unutmak ne mümkün. Hayatımın en çok yıldızını bir arada ve yakında gördüğüm yerdir kendileri. Değerlidir. Dileklerimi dilediğim bol yıldız kayan o geceleri… Gözlerimi kapadığımda oradayım dediğimiz kaç yer kaldı? Saysanıza… Hatırlasanıza… Hadi… Siz de oralara gidin. Birkaç saniye ruhumuzu dinleyelim.

Selimiye’de ilk gün hızlı başladı hemen yerleştik. Öğlen vardığımız için de yemek yedik. Denize attık kendimizi akabinde. Yaklaşmadan kendi iskelemiz var demiştim, orada takıldık işte. Akşamına da “Hidayet’in yeri meşhur” dediler, deniz kenarı sahilden yürüdük ve denedik. “Yemekleri çok beğendik” dersem yalan olur ama ortam ve birlikte olduğum arkadaşlarımla net her şey güzel geliyor. Pürüzler dağılıyor. Bir yemek sonrası Selimiye merkezde yürüdük. Tatlı mı tatlı bir sayfiye yeri -işte en sevdiğim kelimem-. Kendi halinde. Değişmesin tek dileğim… Bir Bodrum bir Çeşme olmasın. Oralara gidilsin, buralar böyle az ışıklı sade ve yıldızlı bırakılsın. Amin.

Tatlı mı tatlı bir sayfiye yeri -işte en sevdiğim kelimem-. Kendi halinde. Değişmesin tek dileğim…

İlk gecemiz böyle geçerken ertesi gün tekne turu yapmak için sözleşiyoruz. Burada koylar bakir ve mavi-yeşil her yer. Doğanın yeşili denize vurunca mavi yeşil olur bilir misiniz? Olur yani…

Tekne turunda tüm gün “dur, koyda yüz, ye, iç, dur, koyda yüz” şeklindedir değişmez. Akşam yine Selimiye’de bu sefer bir diğer deniz kenarı restoranı yakaladık ve bu tam piyango oldu. O kadar romantik, o kadar sevgilinle gel yeri ki- mesaj da vermedim demeyelim- “Üzüm Restaurant” Hem otel hem restoran. Otel olarak bilemedim ama yemekleri ve ambiyansıyla çok romantikti. Zaten ben de romantik bir insanim farkındaysanız (haha) bana güzel geldi.

Peki “İkinci gün bu kadar çabuk mu biter” derseniz işte öyle sanarak otele döndüğümüzde ışıkların iskeleyi aydınlatmadığını görene kadar derim. Hiç yazın en bulutsuz zamanında kapkaranlık kaldığınızda başınızı yukarı kaldırdınız mı? Tanrım hayatımda hiç bu kadar parlak, yakın yıldızlı bir gece yaşamadım. Ama önümdeki gecelerimde yaşamak için elinden geleni yapacağım. Yıldızlar diyorsunuz değil mi? Neden bu kadar önemli ya da anlamlı? Bildiğim, sadece ışıklar bizi yanıltıyorlar. Gökyüzü konuşuyor çünkü. Duymamak için her yeri, kendimizi sahte ışıklara boğuyoruz! O gece anladım aslında hala neden anladığımı geciktirsem de ben sahteliklere karşıyım. Varsın en doğalı olsun az olsun. Öz ama gerçek olsun. O gece en güzel gecelerden biriydi. Anısı hep baki bitse de…

Üçüncü ve maalesef son gecemizde bu kadar gelmişken Bozburun Yat Kulübü’ne geçmeden dönemezdik değil mi? Onun için bir taksi, kıyıdan da yat kulübünün ayarladığı zodyaklar şart. İşte bu kısım için biraz telefondu, rezervasyondu lazım. Doğaçlama burada olamayabilir. Not edilsin.

Bu gecenin finali de güzel oldu. Yine otelimizde şezlonglarda yatarak gökyüzüne bakmak…

Peki değer mi? Değer. Farklı bir aura dediğimiz yerlerden. Yine çok çok üzgünüm sevmeyenler için ama romantik bir yer. Haha ne yapayım öyle. Burada da geçen zaman deniz kenarıydı. Selimiye’de her yer denize sıfır. Denizle mesafe sevmeyenlerdenseniz ne ala! Doğru adres!

Son geceydi. Bu gecenin finali de güzel oldu. Yine otelimizde şezlonglarda yatarak gökyüzüne bakmak… Bunu yapabilmek ne lüks şu an farkında mısınız? Fark edin ya da. Belki hiç sevmiyorsunuz, umurunuz bile değil. O kişiler dışında kalan bizler için asıl zenginlik öyle yaşayabilmek. İnsan çok az yere oraya aitmiş gibi hemen alışır. Benim 4 yerim var; işte biri de burası. Diğerlerinden ikisini yazdım size (Dalyan ve Bodrum). Geriye bir yer kaldı o da çok yakında yazılacak. Sürpriz olsun.

Selimiye yazısı da burada biter arkadaşlar. Akılda kalanla kalpte kalan aynı yerlerden bol yıldızlı geceleriyle bir gün, bir süre yaşayacağım o yere Selam olsun…

Görsel Kaynakları:
Marmaris Gezi Rehberi
Küçük Oteller
Ayağımın Tozuyla

 

İlginizi çekebilir: Dalyan’a 30 saatlik bir “Sonsuz Yaz” ziyareti: Deniz, kum, güneş, farkındalık

İlginizi çekebilir: Akılda kalan eski Bodrum’a, çocukluğuma ve canım arkadaşlarıma selam olsun!

Pınar Cengizoğlu
Selamlar,Pınar ben. Bu portalin bir okuruyken ve herkes blog yaz derken kendimi burada bulma anıma Eureka diyebilir miyim? İşte yazıyorum. Finans sektöründe hala aktif ... Devam