Hastalıklar zihinde başlıyor: Hangi duygu hangi hastalığa neden oluyor?

“Birden çok hastalığınız olabilir; fakat benim ilacım bir tanedir; meditasyon, tanık olma hali. Bu sizi tüm hastalıktan iyileştirir ve iyileşen her şey sevgi işlevini görür.”
Osho

Gelin bugün biraz da hastalıklar ve bu hastalıklara sebep olan bilinçaltı sebepleri masaya yatıralım. Malum hepimizin çokça merak ettiği alanların başında geliyor hastalıklar. Bu yazının amacı da sizlerin hastalıklara ait bakış açınızı değiştirmek, tüm gücün sizin elinizde ve kafanızda taşıdığınız 1,5 kg ağırlığındaki o mucizevi beyninizde saklı olduğunu göstermek..

Öncelikle şunu belirterek başlayalım. İnsan bedeni başından itibaren “sağlıklı” olmaya programlanmış mucize ötesi bir makine, hatta bir makineden çok daha fazlası. Peki o halde neden hasta oluruz? Ben hastalıkları “uzun süre alanımızda tutulan ve bize hizmet etmeyen enerjilerin bedenlenmiş hali” olarak tanımlıyorum. Yani tüm hastalıkların en temel kaynağı ruhumuza yerleşen ve bize hizmet etmeyen duygular (kızgınlık, kin, nefret vb.), kayıtlar ve travmalar… Bu nedenle bizler hastalanmadan çok önce “ruhsal bedenimiz” hastalanıyor, yaydığımız frekans düşüyor.

Hayatınızdaki bazı şeylerin kontrolden çıkmaya başladığı zamanları düşünün (sorunlu evlilik, yakınını kaybetmek, yoğun iş temposu vb.). İşte bu dönemlerde yavaş yavaş kendimizi halsiz, sinirli, mutsuz, stresli ya da tükenmiş hissetmeye başlıyoruz. İşte bunlar ruhumuzun çığlıkları.

Bizler bu çığlıkları duymazdan, görmezden geldikçe ruhumuzun sesi biraz daha fazla yükselmeye başlıyor, artık bize tepkisini bedenimiz üzerinden göstermeye başlıyor. Örneğin; bağışıklığımız düşüyor, devamlı grip/nezle olmaya başlıyoruz. Bağırsak düzenimiz alt üst oluyor. En olmadık semptomlarla baş etmeye çalışırken buluyoruz kendimizi. Yine mi duymadık? Bu sefer blokajlarımızın olduğu organlarımızda daha ciddi rahatsızlıklar yaşamaya başlıyoruz.

Gelin bedeninizde hastalıklara sebep olan bu blokajlara hep birlikte bakalım;

Hastalıklara sebep olan blokajlar

Acı & Ağrı: “Suçluluk duygusu”dur. Suçluluk duygusu daima ceza peşinden koşar.
Akne: Kendini kabullenememek, kendinden hoşlanmamak
Arpacık: Yaşama öfkeli gözlerle bakmak, birisine kızgınlık duymak. Neyi görmekten hoşlanmadınız?
Bereler, kesik ve yaralar: Kendine öfkelenmek ve suçluluk duygusu
Boğaz ağrısı: Kendini ifade edememek; öfkeli sözcükleri içinde tutmak
Burkulmalar: Öfke ve direnme; hayatta belli bir yöne gitmek istememek
Miyopluk: Gelecekten korkmak
Hipermetropluk: Şimdiden (yaşanan andan) korkmak
Dudaktaki uçuk: Kime neyi söylemek istemediniz/söyleyemediniz ?
Zararlı bakteriler: “Suçluluk” duygusuna bağlanırlar.
Zararlı virüsler: “Değersizlik” duygusuna bağlanırlar. 
Zararlı mantarlar & maya: “Kızgınlık/kırgınlık” duygularına bağlanırlar.
Ağır metaller: Toksik düşünceler (başkaları & hayata karşı)
Parazitler: Kendini başkalarına kullandırma, sömürülme, insanlara “hayır” diyememe

“Hastalıkları kendimize, aynı diğer insanları çektiğimiz gibi paralel inanç sistemleri aracılığıyla çekeriz. Bir virüs, bakteri, maya veya mantar bile, aynı inanç sistemine sahip olduğumuzda bize çekilecek ve bize bağlanacaktır. Kendimize dikkatlice bakalım. Parazit enerjilerin insan karşılıklarını çekiyor muyuz?”
Vianna Stibal- Thetahealing tekniğinin kurucusu

Ben uygulayıcısı ve eğitmeni olduğum Thetahealing yöntemine “Koruyucu Sağlık Sistemi” diyorum. Çünkü bizler bize hizmet etmeyen inançlarımızı temizledikçe, organlarımızda ve bedenimizdeki blokajları şifalandırdıkça -gelecek bedenlerimizdeki- hastalık olasılığını azaltıyor; daha mutlu, daha sağlıklı bir hayata “Merhaba” diyoruz. Ve bunları yapmak tahmin ettiğinizden çok daha kolay..

Thetahealing yöntemiyle ilgili ayrıntılı bilgiye ve eğitimlerin içeriğine www.esindemir.com sitesinden ulaşabilir; her türlü sorunuz için benimle Instagram hesabımdan ve [email protected] mail adresim üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Bir sonraki yazımda çağımızın önemli hastalıklarına yakından bakacak, onların bilinçaltı sebepleri üzerinde duracağız
O güne kadar sevgiyle kalın…

İlginizi çekebilir: Ruhunuzun yaşam enerjisine yol açın: Çakralar

Esin Demir
2010 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirdi. Spiritüel gelişim merakı 2009 yılında, Japonya’ya bir yaz stajı programı ile gittiğinde başladı. Bu ilginç ... Devam