Elmayla armudu karşılaştırmak eşittir kendi ayağına sıkmak

Kendimi birilerine ya da hayatımdaki insanları birbirine kıyaslamadan, hayatta ne noktada olduğumu ölçemez duruma gelmişim. Bu halim de zamanla kıskançlık ve yargı gibi minnoş hislerimi körüklemiş. Kendime kıyasla daha iyi olduğunu düşündüklerimi içten içe kıskanmış, kendimden aşağıda gördüklerimi fark etmeden yargılamışım.

Hepimizin başka kültürler, aileler, çevreler, şartlardan geldiğinin ve dolayısıyla aslında birbirimizle kıyaslanamayacağımızın bilincindeyim. Her birimiz eşsiz ve mükemmeliz. Üstelik birer mucizeyiz. Bu ezber cümlelerin hepsini ben de okudum kitaplarda. Ama karnımı doyurmuyorlar. Hatta kıyaslama halimi insanlarla paylaştığım zaman bu tarz yanıtlar duyduğumda içimden koca bir “yook yiaa” çekiyorum.

Dilerim çoğunuz zaman zaman kendini başkalarıyla karşılaştırıyordur ve hatta bu yüzden kıskançlık ve yargı gibi hislere düşüyordur da ben yalnız değilimdir. Derken bile kendimi sizinle karşılaştırarak, içimi rahatlatmaya çalışıyorum. Benden büyük bir kardeşle büyüyünce, ister istemez karşılaştırmışım kendimi. Hele bir de o uslu ve çalışkan, ben tembel ve yaramaz olunca.

Herhalde iki ve üzeri çocuklu ailelerde istem dışı olan bir şeydir bu. Ya da bendeki kıyaslama hali o kadar kalıplaşmış ki, aksinin mümkün olabileceğine inancımı kaybetmişim. Hoş tek çocuk olsan da bu sefer başkalarının çocuklarıyla karşılaştıracak ailen seni. Senin hareketlerin başkalarına kıyasla mükemmel ya da tu kaka olacak.

Çok istediğim bir talih kuşu, en yakın arkadaşımın omzuna konduğu zaman bile onun adına tüm kalbimle sevinemediğimi fark ediyorum. Benim omzumun nesi eksik diye geçiveriyor içimden. İstem dışı oluyor, engel olamıyorum. Ancak kendimin tam olduğunu düşündüğüm, kendime güvendiğim alanlarda yapmıyorum kıyaslama. E yeterli olduğumu hissettiğim alanların sayısı çok fazla olmayınca da, irili ufaklı bir kıyas girdabındayım.

Şimdi bu konunun üzerine eğildiğim için gün içinde çokça kez yakalar oldum kendimi. Bu halim illa da dış görünüşüm, kabiliyetlerim, farkındalık seviyem gibi şatafatlı konularda ortaya çıkmıyor. Öyle ki yoga yaparken ayaklarımın bakımsızlığına hayıflanırken, yanımdakinin ayağının benden daha bakımsız olduğunu fark edince rahatlayabiliyorum.

Aslen ne güzel hepimiz birbirimizden farklı yaratılmışız. Şahsımıza münhasır olabilecekken, çeşitli baskılarla sınırlandırılmış ve birbirimize benzetilmişiz. Bu durumu fark edenlerimiz, özünü bulma çabasında. Hal böyle olunca daha da farklılaşmaya başlıyoruz. Elmayla armut gittikçe ayrıştıkça, kendimizi başkalarına kıyaslamamız gittikçe mantıksızlaşmalı.

Mühim olan bu hislerle başa çıkabileceğimizi, hatta avantaja çevirebileceğimizi bilmek. Kıyaslama hissi çıkageldiğinde kendimizi döverek ya da överek, başkalarına söveceğimize derinlerde yatan ihtiyacımıza odaklanabiliriz. Gelin birlikte, gün içinde irili ufaklı kıyaslama yaptığımız durumların farkına varalım. Bir kenara yazalım. Ve gün bitiminde kendimize soralım: Bu hissimin altındaki ihtiyacım ne olabilir? Sen de ayaklarını bakımsız halleriyle başkalarınınkine kıyaslıyorsan, acaba daha bakımlı olmaya ihtiyacın olabilir mi?

İlginizi çekebilir: Sardı Yargılar, Gelecek Yıllar: Yargıladıklarınızın altında gizli ihtiyaçlarınız yatıyor olabilir mi?

Yasemin Yapanar
Yaşam yolculuğumun öyle çıplak bir noktasındayım ki, kendimi tanıtırken aldığım eğitimden, çalıştığım markalardan, bugüne kadarki başarılarımdan bahsedesim kaçtı. İnançlarım, alışkanlıklarım, sevdiklerim/sevmediklerim, hayatı yaşama biçimim, ... Devam