Doğal antibiyotik olan tarçını neden, nasıl, ne zaman tüketmeliyiz?

Yemekleri lezzetli hale getirmek ve tatlı ihtiyacımızı gidermek amaçlı yaygın olarak kullanılan tarçın; yüzyıllardır “doğal bir antibiyotik” olarak bilinir. Vücudumuzun birçok bakteri ve virüslerle mücadele etmesinde rolü olan tarçının zengin besin lifi sayesinde sindirimi kolaylaştırması ve kan şekeri dengelerini korumasının yanında birçok faydası mevcuttur.

Bu faydalarını inceleyecek olursak eğer:
  1. İstenmeyen kan pıhtılaşmalarının önüne geçerek damar tıkanıklıklarını önler,
  2. Gıdalarda bakteri üretimini önler dolayısıyla besinlerin kullanım tarihlerinin uzamasında yardımcı olur,
  3. Kan şekerini dengeler,
  4. Kötü kolestrolü düşürür,
  5. Lösemi gibi kanser hücrelerinin çoğalmasını önler,
  6. Hafızayı güçlendirir,
  7. Adet öncesi sendromuna iyi gelir.

Doğal antibiyotik olan tarçını neden, nasıl, ne zaman tüketmeliyiz?

Tarçını nasıl tüketmeliyiz?

Bahsetmiş olduğumuz özelliği olan “kan şekeri dengelerini koruyucu” etkisini gösterebilmesi adına tarçını toz halinde meyvelerin üzerine serpiştirerek tüketebilirsiniz. Bu sayede meyve tüketimi esnasında ani kan şekeri yükselmelerini engelleyerek, çabuk acıkmalarınıza engel olacaktır. Dolayısıyla, uzun süreli tokluk sağlayacağı için kilo kontrolü veya kilo vermenizde yardımcı olacaktır. İkinci bir önerim ise; tarçın tozunu yeşil çayınızın içine 1 tatlı kaşığı olacak şekilde dökmeniz olacaktır. Bu sayede metabolizmanızı hızlandırarak, yeşil çayın bazı vücutlar üzerinde yarattığı “kan şekeri düşmesinin” önüne geçecektir.

Tarçını ne zaman tüketmemeliyiz?

Doğal bir antibiyotik olarak adlandırılan tarçın; gerçek anlamda vücudumuza antibiyotik etkisi yarattığı için hasta olduğunuz ve suni bir antibiyotik kullandığınız dönemlerde tüketilmemesi önerilmektedir. Yapılan araştırmalara göre bu tip ilaçlarla tüketimi vücutta istenmeyen yan etkilere neden olabilir.

 

İlginizi çekebilir: Rafine şekerden uzak sağlıklı atıştırmalık: Ev yapımı şekersiz granola tarifi

Melisa Darmar
İstanbul’da doğdum. Küçüklüğümden beri hedefim olan Koç Okulunda okumayı; ilköğretimden üniversite hayatımı kapsayacak şekilde hiç bırakmadım. Eğitimim ile paralel olan, 10 yaşımda başladığım “voleybol” ... Devam