Biten ilişkinin ardındaki gerçekler: Yoğun duygularla başlayan büyük bir aşkın sonunda, nasıl “iki yabancı” olunur?

Aşkla başladık ama bitti diyorsanız…

Bazı duygular zaman içinde tükendiyse, yerini yalnızlık ve hüzün fazlasıyla aldıysa…
Ve bunun sebeplerini merak ediyorsanız…

Eşiniz ve siz yoğun duygular hissettiniz aranızda adeta müthiş bir çekim vardı. Büyük aşktı. Bir araya geldiniz, evlendiniz veya birlikte yaşamaya başladınız ya da ilişkiniz bir şekilde devam ediyor. Ama eskisi gibi değil!

İki yabancı oldunuz birbirinize…

Çünkü;
Birbirinizi içten içe suçlamaya başladınız.
Kızdınız, kırıldınız, yok bir şeylerle hislerinizi geçiştirdiniz.
İçinizdeki çocuk ona küsmeye başladı.
Gerçek duygularınızı sakladınız.
Onu hiç dinlemediniz.
Belki haberli belki habersiz kürtaj bebeklerinizi yok saydığınız için aranıza buzlar girdi.
Belki de düşük bebekler, ölü doğanlar ya da doğup küçük yaşta ölenlerin yaşanmamış yası aranıza girdi. Duygularınızı ifade etmediniz, edemediniz…
Birbirinizi suçlamaktan, kederinizi yok saymaktan yasınızı birlikte yaşayamadınız…

Farkında mısınız?

Tükenen ilişkinizin ardında bambaşka gerçekler olabilir. Örttüğünüz, gömdüğünüz, yüzleşmekten kaçtığınız, sorumluluk almayı reddettiğiniz ne varsa ilişkinizi ve varsa çocuklarınızı derinden etkiliyor. Kendinizin ve çocuklarınızın bununla ilgili ödediği bir bedel var. Ağır bir bedel, hem enerji alanında hem de yaşamında…

Çocuklarınız sizin adınıza sizin yüklerinizi taşıyor olabilir mi?

Pek çok kişi aidiyet ihtiyacı ve ebeveynine olan kör sevgisinden dolayı kurtarıcı olacağını zannediyor. Hatta hayatta herkesi kurtarabileceğini, herkese yardım edebileceğini zannediyor. Bunun sonucu olarak; kendi hayatına gidemiyor, fazla yük taşıyor. Bilinçaltında ve enerji boyutunda başkaları için yaşıyor.

Hatta içindeki çocuk yetişkin olmasına rağmen annesi, babası, eşi, sevgilisi için kendini feda ediyor. Evlat bazen hastalıkları alıyor, hatta bazen yaşamından vazgeçiyor. Tüm bunların ardındaki dinamikler çok farklı… Hiçbir şey sebepsiz, durduk yere olmuyor.

Peki çaresi var mı?

Elbette var! Sağlıklı ilişkiler, samimi bir iletişimle sürüyor. İletişimin dili sevgi!

Bu dil zaten bildiğiniz bir dil, sadece konuşmadıkça unutulabiliyor. Bu dili konuşmaya bazen ego engel olabiliyor, bazen de ifade edilmemiş duyguların bloklayan enerjisi…

Gelin hep birlikte konuşalım, dinleyelim, algılayalım. İletişimin dili SEVGİ üzerine sohbetim 13 Şubat Çarşamba Maslak 42’de Ambar Dreamstalk’ta 19.45’te başlıyor…

Görüşmek dileğiyle, sevgilerimle…
NOT yanınızda sözlük getirmenize gerek yok 🙂
Sevgilerimle…

Hande Akın
5 Şubat 1977 İstanbul doğumluyum. Şişli Terakki Lisesi’nde okudum. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV Sinema Bölümü’nden mezun oldum. 15 yıl reklam sektöründe prodüksiyon ve ... Devam