Bali Adası hikayeleri: Gördüklerimiz, yaşadıklarımız ve talihsizliklerimiz

Kader mi, düşünce gücü mü derken, nihayet geldik Bali’ye… 3 kişi, 3 büyük valiz ve tek yön aldığımız biletlerimizle yolculuk başlamıştı İstanbul’dan… Jakarta’daki arkadaşımızda 2 günlük dinlenme ile Bali’ye daha rahat bir başlangıç yaparız sanmıştık ancak Kuta’daki geçici konaklama mekanımızın aşırı merkezi olması bizi düşündüğümüzün tersine etkiledi..

Öncelikle gece boyu devam eden gürültü, odanın boyutundan kaynaklanan havasızlık ve sivrisinekler Jakarta’da hiç hissetmediğimiz jet-lag’e gecikmeli yakalanmamıza yol açtı. 6 gece o odada günde sadece 3 saat uyuyabildim… Normal şartlarda bile az uyuyan Tolga da -kendisi eşim olur- uykusuzluktan şikayetçiydi. Böyle olunca oğlumuz Deniz de bizden etkilendi. Ailece geçici insomnia yaşadık.

Genelde ilk kez gittiğim yerlerde, enerjim yüksek olur ve gün boyu büyük bir merakla, yürüyerek dolaşabilirim. Bali’de zamanımızın çok olmasından mıdır nedir bilmem, hiç de öyle olmadı. Uykusuzluğum, beni yorgun ve tahammülsüz birine dönüştürdü… Bir de etraftaki turist kalabalığı eklenince sinir sistemim sürekli alarm modundaydı.

Kuta, Temmuz ve Ağustos aylarında sörf yapan Avustralyalıların ziyaretinden dolayı çok kalabalık. Bu turistik kalabalığı aldatarak para kazanan bir kısım Endonezyalı keşfettik (Endonezyalı diyorum çünkü Balililer karma inanışlarından dolayı böyle bir döngüye girmekten kesinlikle kaçınıyorlar). Biz de bundan payımızı alıyorduk neredeyse… Neyse ki karmamız temizmiş.

Hikaye, elimizdeki bir kısım Doları, Endonezya Rupiah’sına çevirirken başladı. Kuta’da yürürken adım başı “money exchange” ofisleri görüyorsunuz. Hepsinin başında “yetkili” anlamına gelen “authorized” yazıyor ancak kurlar birbirinden çok farklı. Şöyle ki bir exchange ofiste 1 USD- 13.200 IDR iken diğerinde 13.699 IDR. Tabii ki herkes gibi biz de en iyi kurdan para bozdurma peşindeyiz. Sonuçta en yüksek gördüğümüz kurdan bir miktar para bozdurduk ve çok merak ettiğimiz Ubud’a doğru yola çıktık.

Bu arada Bali’de ulaşım ya taksi ya da scooter motorlarla sağlanıyor. Toplu taşıma diye bir şey görmedim, ama yerel halkın kullandığı çok seyrek otobüslerin olduğunu sonradan öğrendim. Taksimetre açan taksilere biniyorsanız, trafiğe takılmamak için yoğun olmayan saatlerde gezmek daha iyi bir seçenek. Yoksa çok pahalıya geliyor ulaşım. Biz 6 yaşında çocuğu olan 3 kişilik bir aile olduğumuz için araba kiralayana kadar taksiyi tercih ettik. İlk önce Uber kullandık, daha sonra bir arkadaşımızın tavsiyesiyle “go-jek” uygulaması indirip çok uygun fiyatlara gezebildik.

Bali / Ubud / Pirinç tarlaları

Ubud bize iyi geldi… Maymunların olduğu ormada gezip, yemek yedik ve hava kararmadan önce otele doğru yola çıktık. Deniz, odaya girer girmez yatağa girdi ve geldiğimizden beri ilk kez rahatça uykuya daldı. Biz de Tolga ile fiyatları anlamak açısından, gün içinde neye ne kadar harcamışız gibi hesaplamalara girdik. Zira Endonezya’da binler ve milyonları günlük hayatta kullanmak çok kafa karıştırıcı oluyor. Tolga sabah bozdurduğumuz para ile harcadıklarımız arasında büyük bir fark yakaladı. Yaklaşık 1,5 milyon IDR yani 100 dolardan daha fazla bir miktar ortada yoktu. Takside mi düşürdük, bir yere fazla mı verdik diye düşünürken, Tolga’nın aklına para bozdurduğumuz yerdeki adamın hızlı hareketleri geldi. Ben de bu düşüncesine kızdım… Bir şekilde ortadan kaybolan bir para vardı ama bunun için başkasını suçlamaya gerek yoktu.

İlginizi çekebilir: 

Her zamanki gibi uykusuz bir geceden sonra, günümüz başladı. Bütün gün Kuta’da okyanusun keyfini çıkardık bu sefer. Akşama doğru otele dönerken, Tolga aynı yerden tekrar para bozdurmaya karar verdi. O para bozdururken, ben de yanında Deniz’le oynuyordum. Bir ara Tolga benden bozuk para istedi, 13.699’u 13.700’e tamamlamak için. Bunu daha önce de istemişlerdi. Ben bozukluk ararken, birden Tolga’nın sinirli bir şekilde ofisteki adama “dün 1,5 milyonu sen aldın” dediğini fark ettim. Meğerse, istenilen bozuk parayı cüzdandan çıkarırken, içerdeki adam parayı tekrar sayıyormuş gibi yapıyor ve paranın bir kısmını hızlıca, önündeki masanın arkasına atıyormuş. Bu arada sen önceden saydığın için, bozuk parayı verip, masanın üstündeki parayı alıp gidiyorsun. Tolga, bunu fark edince, polisi çağırıyorum diye telefona sarıldı. Adam da panik bir şekilde patronumu arıyorum deyip telefonu aldı eline. Benim alarm vaziyetteki sinir sistemimin regülasyonu iyice bozuldu bu güvenlik sorunuyla birlikte, yanımda Deniz’in olduğunu unutup adama “hırsızsınız siz” diye bağırmaya başladım. Bir anda telefondaki patronla konuşurken buldum kendimi. Özür diliyor ve 1,5 milyon IDR’yi almamızı istiyor, bir yandan da ofisteki adam bir miktar parayı elime tutuşturdu. Tolga polis diye arkadaşıyla konuştuğu telefonu kapattı ve 1,5 milyon IDR’yi alıp otele döndük. Sonradan öğrendim ki, Tolga’nın bir süredir Endonezya’da yaşayan arkadaşı, polisin de bu işlerden haberdar olduğunu, eğer suçu kabul edip, geri veriyorsa, paramızı alıp daha fazla uzatmadan oradan uzaklaşmamızı tavsiye etmiş ve bu nedenle Tolga parayı alarak konuyu kapatmış.

Normal şartlarda, bir eşyamı kaybettiğimde -evrene hediye- diye düşünürüm, çok üzülmem. Bu düşünce, sahip olduklarıma çok bağlanmamam gerektiğini hatırlatır bana. Kayıplardan bazıları saatler, günler içinde geri döner, bazıları hiç dönmez. Bali’de de kaybettiğimiz para bize dönmüştü. Aslında mucize gibi bir şeydi… Eşyayı bulmak kolaydır ama az sayılmayacak bir paranın geri dönmesi gerçekten şaşırtıcı. Yine de yaşadığımız olay bir eşyayı kaybedip bulmak kadar basit değildi. Beni gerçekten üzdü ve “ne yapabilirim” diye düşündürdü. Birçok turistin buna maruz kalıyor olduğunu bilmek de rahatsızlığımı arttırıyor… Elimden gelen, bu hikayeyi mümkün olduğu kadar çok anlatıp, forumlara yazıp, Bali’de tatil yapanların dikkat etmesini sağlamak. Yoksa Bali’de yasal yollara başvurmak yıpratıcı ve faydasız. Bunu kabul etmek kolay değil benim için, ama bazen fazla aktivist davranmak sadece gerginliği yükseltiyor. 

Sonuç olarak bu hikaye de ders alıp yola devam edeceğimiz konulardan biri…

Not: Bali’deki hikayemiz biraz karışık başladıysa da devamında gayet iyi gidiyor. Bir sonraki yazımda, ev ve araba kiralama, Bali için çok önemli olan ancak çok zor bulunabilen cam sinekliğinin nereden alınacağına dair kullanışlı bilgiler vermeyi planlıyorum.

Sevgiyle kalın.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Azize Şahin
2006 yılında, Osho’nun meditasyonlarıyla yoga ve meditasyon öğrenciliğim başladı. Bu yolculukta bir workshop için gittiğim Hindistan’da eğitmen olmaya karar verdim ve ilk hocalık eğitimimi, ... Devam