İlişkilerdeki korkak kadınlar

Kimler bu ilişkilerdeki korkak kadınlar? Tam yeni bir ilişkiye başlayacaklar iken kaçan, umursamaz tavırlara sığınan ve çoğu zaman o ilişkilere başlamamak adına birden fazla sorun bulan bu kadınları biraz tanıyalım ve daha önemlisi anlayalım. Aslına bakarsanız bu kadınlar bize yabancı değil, hepimiz hayatlarımızın bir anında ya da bir döneminde bu korkak kadınlardan oluvermedik mi? Neden kendi ilişkilerimizi baltaladık ve neden bu kadar korktuk biraz detaylarına inelim.

Geçmişteki hayal kırıklıkları

Her kadının geçmişinde, eğer ki ortalamanın üzerinde bir şansa sahip değilse, onu inciten ve bir şekilde beklentisini kıran bir erkek var olmuştur. Bu erkekte yaşadığı ya da yaşayamadığı her ne var ise bunu gelecekteki ilişkisine yansıtması ne yazık ki kaçınılmaz sonlardan biri. Hele ki aldatılma gibi bir insana en derin acıyı verebilecek olayı tecrübe etmişse bunu atlatması ve sonraki ilişkilerde bunun etkisini yok etmesi oldukça zaman alacaktır. Tüm bunları yaşayan ve tecrübelerine dayanarak geleceğini kendi ördüğü duvarlarla korumaya alan kadınlar korkak olarak adlandırdığımız kadınlar haline geliyorlar ne yazık ki. Savunma mekanizmaları, geçmişteki acıları ve tecrübeleri kendilerinden bir korkak yaratıyor.

Garanticilik

Çağımızın hastalıklarından biri adeta. Karşılığını görmeden, emin olmadan bir ilişkiye başlamama sendromu. Sonundaki daha fazla mutluluğu önceden bilmemenin yerine, hesap edilmiş daha az mutluluğu sahiplenme ve tercih etme olayı. Kendini asla bir ilişkiye lönk diye atamayan, uzaktan yapılan hesaplarla o ilişkinin SWOT’unu ve risk analizini yapan kadınların vazgeçilmezidir bu garanticilik hususu. Gördükleri en ufak riskte karşılarında umut vadeden bir ilişkinin kahramanını çat diye öldürürler beyinlerinde ve yollarına ardına bakmadan devam ederler. Biraz zalim ve daha çok bencil gibi görünse de bu kadınlar aslında içten içe korkaklardır. 100% emin olamadıkları ilişkinin yarın öbür gün kendilerini üzmesi, en önemlisi de yanıltmasını göze alamaz bu kadınlar. Haklı olmayı mutlu olmaya tercih ederler.

Gözü dışarıda olmak

Bütün bunların arasında sanırım korkaklıklarına en çok hak verdiklerim bu gruptaki kadınlar. Bu kadınların çoğu henüz gerçek aşkı tatmamış, bir insana tutkuyla bağlanmanın, her saniye özlemenin, yemeden içmeden kesilmenin ne demek olduğunu keşfedememiştir. Hep daha fazlasına, hep daha iyisine odaklanarak hayatlarındaki erkekleri tatmin edici bulmamışlardır. Kendilerini iyi tanır bu kadınlar. İlişkilerdeki mızıkçı, vazgeçen tarafın kendileri olduğunu çok iyi bilirler. O yüzden öyle büyük büyük ilişkilerin, vaatlerin içine pek atmazlar kendilerini. Bir kenarda, şöyle birazcık ucundan tutarak sürdürürler ilişkilerini.

Çevre faktörü

Gözü yaşlı en yakın arkadaş, aldatılmış kuzen ya da en yakınında gördüğü üzülmüş bir anne. Erkekler tarafından bir şekilde incitilmiş bütün o kadınlar bilinçaltına öyle bir yerleşiyor ki, karşılarına güvenilir bir erkek çıksa dahi bu kadınlar korkaklıklarını ikinci plana atamıyorlar. Çevresinde yaşanan bütün bu olaylar bilinçaltına yerleşiyor ve yaptıkları tüme varımlarla onları korkak birer kadın haline getiriyor. ‘Falancanın başına bu gelmişti kesin benim de başıma gelir’ sendromu yüzünden belki de hayatlarının en güzel anlarını yaşamalarına engel oluyorlar.

Yazımı biz kadınları en iyi şekilde anlayan, analiz eden ve destekleyen Nil’in sözleri ile tamamlamak istiyorum.

‘Korkmaktan korkma. Ödün bile kopsun. Sonra kapa gözünü bas karanlığına. Belki biri bir taş döşemiştir kim bilir.’

İlginizi çekebilecek yazı: Babasıyla sağlıklı iletişim kuramayan kadınların romantik ilişkilerinde en sık karşılaştıkları 5 problem

Merve Kesat
2010 yılında Koç Üniversitesi İşletme bölümden mezun oldu. Yaklaşık 6 senedir aktif bir şekilde iş hayatında. Çocukluğundan beri kitap tutkusuyla yaşıyor, kitap biriktiyor; en ... Devam