Ruhu beslemenin formülü: Daha az alışveriş daha çok tatil!

Geçen zamanla birlikte hayatımızda önem verdiğimiz ya da alışkanlık edindiğimiz birçok şey değişiyor. Güzel bir çanta almanın verdiği geçici mutluluğun yerini, yeni yerler görerek ömür boyu ruhumuza katacağımız “hayatı deneyimleme” alıyor.

Yeni yerler görmenin verdiği haz adeta ruhumuzu besliyor.

Paris’te gün batımında içilecek bir kadeh şarap ya da Budapeşte’de gece dinlenecek canlı gitar solo performansı alacağımız onca ayakkabının, çantanın önüne geçmiş durumda. Deneyimlemenin verdiği haz sonraki süreçte ruhumuzu öyle güzel besliyor ki, yeni yerler görmeye başlamak ve bu deneyimlere yenisini eklemek vazgeçilmesi oldukça zor bir tutkuya dönüşüyor.

İlginizi çekebilir: Seyahat etme algınızı değiştirecek 4 strateji

Eskisi gibi alışveriş merkezlerinde, mağazalarda vakit harcamak ruhumuza bir kütle gibi otururken, yeni bir şehre bilet aldığımızda yaşadığımız hazzın tanımını yapamaz oluyoruz. Ruhumuzun beslenmesi için özgürlüğe ihtiyacımızın olduğunu sanırım en çok seyahat ettiğimizde hissediyoruz.

Yeni insanlarla tanışma fırsatı, yeni binalar, tarihi kiliseler, katedrallar, camiler, yüzyıllar öncesinde orada yaşayan, farklı onlarca hikayesi olan insanlarla bağ kurmamızı sağlıyor. 500 yıl önce Dante ile Beatrice Floransa’da neler yaşamış, neler hissetmiş tüm o yapılara dokunarak hissediyoruz biraz da olsa ilham alıyoruz.

Ruhumuzun beslenmesi için özgürlüğe ihtiyacımızın olduğunu sanırım en çok seyahat ettiğimizde hissediyoruz.

Etrafımızdaki birçok insanın en heyecanlı yer olarak tanımladıkları havaalanlarının dış hatlar terminallerinde hangi maceraya koşacağımızın hissi adeta bağımlılık gibi. Var olan rutinden uzaklaşmanın, ruhumuzu özgürleştirmenin, yeni yerleri görecek olmanın verdiği heyecanını başka hiçbir şeye değişmez oluyoruz. Tıka basa dolu dolaplardaki cansız cisimler, anılarımızın bize hissettirdiklerinin yanında önemsiz fazlalıklar olarak kalıyorlar.

Ryu Murakami’nin de dediği gibi:

“Dünyadaki yüz bin şehrin her birinde güneş benzersiz şekilde batıyor. Sadece bir defa buna şahit olmak için seyahat etmeye değer.”

İlginizi çekebilir: Seyahate çıkmadan önce kurtulmanız gereken 5 ön yargı 

Merve Kesat
2010 yılında Koç Üniversitesi İşletme bölümden mezun oldu. Yaklaşık 6 senedir aktif bir şekilde iş hayatında. Çocukluğundan beri kitap tutkusuyla yaşıyor, kitap biriktiyor; en ... Devam