Su kirliliği nedir, su kirliliğinin etkileri nelerdir?

Üç tarafı denizlerle çevrili cennet gibi bir ülkede yaşıyoruz. Her yıl sadece denizlerimize girmek için birçok yerli ve yabancı turist sahillere akın etmekte. Ayrıca ülkemizde sayısız göller, şelaleler, nehirler, ırmaklar, çağlayanlar, çaylar ve dereler var. Su yönünden çok şanslı bir ülkeyiz gerçekten de.

Ülke olarak iyi yağış alıyoruz. Kurak olarak kabul edilebilecek az bölge çok az bölge var. Bu sayede tarım için gerekli suyu da rahatlıkla karşılayabilmekteyiz. Ayrıca suda yaşayan canlı türleri de oldukça çeşitlilik gösteriyor. Bol miktarda tatlı ve tuzlu su balığı sofralarımızda yerini alıyor. Hemen hemen her eve temiz su ulaşıyor; şehir şebeke suyunun ulaşmadığı evlerin yakınlarında çeşmeler veya kuyular var.

Günümüzde su kaynaklı hastalıklar son derece az rastlanılan hastalıklardır. Atık sular hastalık yaymadan etkili bir şekilde ortamdan uzaklaştırılıyor, arıtılıyor.

Ülkemizde birçok su kaynağı elektrik enerjisine dönüştürülmektedir. Bu sayede temiz enerji kaynaklarımız oluşmaktadır.

Su yönünden zengin bir ülke olunca, su sporları da gündeme gelmektedir. Yüzme, dalma, su kayağı, sörf, aqua gym gibi birçok faaliyet yapılabilmektedir.

Ülkemizdeki su kaynakları teknelere, yatlara ve gemilere de ev sahipliği yapıyor. Denizcilik, önemli gelir ve eğlence kaynağı oluşturmaktadır.

Su kirliliği ne anlama geliyor?

Yukarıda özet olarak ülkemizin su yönünden ne kadar şanslı olduğunu bir kez daha anlamış olduk. Ancak ne var ki, su kaynaklarımızı doğru kullanmadığımız gerçeği yüzünden günden güne kirlenen sularımız, azalan deniz canlılarımız ve içme kalitesindeki temiz su kaynaklarımız azalmakta. Su kirliliği, suyun fiziksel, biyolojik ve kimyasal olarak kirlenmesi demektir. Su kirliliğine birçok kaynak neden olabilmektedir. Ayrıca havanın ve toprağın da kirlenmesi, suyun dolaylı yoldan kirlenmesine neden olur.

Su kirliliği evsel ve endüstriyel olarak iki grupta toplanabilir. Evsel atık, biz ev halkının ve suyu üretimde kullanmayan tüm iş yerlerinin ürettiği atık sudur. Su kirliliği denilince çoğu zaman akla önce endüstriyel kirlilik gelmektedir. Gözümüzün önüne derelere pis su deşarj eden fabrikalar gelmektedir. Ancak, evsel atık olarak nitelendirilen atıkların da su kirliliğinde rolü büyüktür.

Genel olarak aslında su tüketimine (tasarrufuna) dikkat etmediğimiz gibi maalesef kirlenmesinde de önemli bir rol oynamaktayız. Özellikle fazla fazla kullanılan deterjanlar, sabunlar, agresif temizlik malzemeleri, yanmış yağlar, kontrolsüz atık (araçlarının yağlarının değiştirildikten sonra bulunduğu yere boşaltılması gibi) deşarjları gibi etkenler evsel atığın temelini oluşturur ve su kaynaklarımızı kirletmektedir.

Kirlenen sular kötü kokuya ve görüntüye neden olmaktadır. Birçoğumuz Haliç’ten yükselen kötü kokuları hatırlar. Günümüzde bu problem artık yok ama hala olduğunu düşünelim. Hatta biraz abartalım, Türkiye’deki tüm su kaynaklarının kirli olduğunu, koktuğunu ve hastalık saçtığını hayal edelim. Koku ve görüntüden daha önemlisi su kirliliği nedeni ile suda yaşayan canlıların oksijensizlikten veya kirlilikten zehirlenerek ölmesi hatta nesillerinin tükenmesidir. Suda yaşayan besin zincirinden mahrum kalırız. Denizde değil yüzmek, su sporları yapmak, üzerinde tekne bile gezdirmek imkansızlaşır.

Kirlenen denizlerde azalan oksijen ve ölü hayvan leşleri nedeni ile koku ve kirlilik her saniye artacaktır. Soluduğumuz oksijenin %70’ini suda yaşayan planktonlar üretir. Su kirliliği arttıkça sudan gelecek oksijen miktarı da kısıtlanacaktır. Bu nedenle havada ve karada yaşayan insanlar da dahil tüm canlıların oksijensizlikle yüzleşmesi gerekmektedir.

İlgili yazı: İçtiğimiz suyu tanıyalım: Canlı su ve ölü su nedir? 

Oksijensiz ortamda yaşayamayız. Temiz su bulamazsak yine yaşayamayız. Yani yukarıdaki tablo bir anda gerçekleşirse, hepimiz ölürüz. Hepimiz aniden böyle bir durumda kalmayacağımızı biliyoruz. Tabii ki de sadece su kirliliğinin önemine dikkat çekmek adına böyle bir tablo çizdim. Bir çevre mühendisi, su uzmanı ve bu dünyada yaşayan bir insan olarak suyun temiz kalması ve ülkemizin ilk başta anlattığımız tablodaki gibi güzel bir ülke olarak kalmaya devam etmesini isterim. Bu nedenle, sahip olduğumuz güzelliklere sahip çıkmamızı, bilinçlenmemizi ve çevremizdekileri de bilinçlendirmemiz gerektiğine inanıyorum.

Oya Milli Sülün
Sulak bir ülke olan Hollanda'da doğup, büyümeme rağmen, kendimi bildim bileli bir bardak su içmez, üniversite yıllarında okurken de içme suyu ile ilgili hiçbir çalışma yapmak istemezken, yaşam beni "canlı su" uzmanı yaparak hayatın ne kadar ironik olduğunu kanıtladı. Ben de hayatın bana verdiği cevaba karşılık, suyun bilinmeyenlerinde önce bir güzel kayboldum sonra da kendimi de bulup çıktım… Siz de su deyip geçmeyin, çünkü SU: aşktır, sanattır, sevgidir, barıştır, bununla birlikte aynı zamanda şifadır, enerjidir, yakıttır, güçtür, bazen de afettir, seldir, çığdır...