Senin hayatın senin hayallerin: “Diğerlerinin” olmadığı her şey üzerine

Yazılarımı devamlı okuyorsanız başlıktan anlayabileceğiniz üzere, bu yazımız yine derin konuları ele alacağımız bir yazı olarak gerçekleşecek; –ki başlığı oluşturmak bile yaklaşık iki günlük düşünme süreci- okuduğum ve birazdan sizlerle de paylaşacağım bir söz ertesinde hissettiklerim, belki biraz kendi tecrübelerim, belki biraz etrafımda gördüğüm bireyler ve işte tüm bunların toplamından oluşuyor. Eğer ilk okuduğunuz yazım bu ise, zorlu bir maceraya hoş geldiniz, çünkü birazdan okuyacaklarınız hazır değilseniz canınızı sıkabilir veya sevinerek söyleyebilirim ki sizi “hayatınızda” bazı şeyleri sorgulamaya yöneltebilir…

Şimdi gelin en baştan başlayalım; şu andayız, koltuğunuzda oturmuş bu yazımı okuyorsunuz, ben karşınızda duruyorum, sesli olarak size soruyorum, bugün şu anda şimdi nefes alırken neyin hayalini kurmaktasınız, kurduğunuz hayale ulaşmak için ne kadar çaba harcıyorsunuz, bu hayale uygun mu yaşıyorsunuz veya “hayat” ellerimin arasından kaydı gitti, bir kere bu noktaya böyle geldik böyle gider, ne yapabilirim değiştirmek elimde değil, benim gücüm bu değişikliğe yetmez mi diyorsunuz? Peki biraz daha ileri gidelim, bu kurduğunuz hayal “sadece” sizi mi içeriyor, yani bu hayalin sonucunda hayata, dünyaya, başka insanlara belki “ihtiyaç sahibi” olanlara ne katmaktasınız? Ve hatta dozu bir basamak daha arttırıyorum, bu hayaliniz “gerçek” olduğunda ne hissedeceksiniz, yani hayatta ne noktaya ulaşmak istiyorsunuz ve “olmadığı” durumda çabalamaya devam edecek misiniz, eğer bu hayaliniz gerçek olmazsa “hayatınızın anlamı” kalır mı, neleri vermeye hazırsınız, yani bu hayalin “gerçek” olması size tam olarak ne hissettiriyor?

Bizler işte hayatımızda genel olarak “kendi” hayallerimizi değil, “genel” toplumun dayatmalarını yaşamaya son derece gönüllüyüzdür. Örneğin bir üniversite okumak, mutlaka tanımlanmış bir mesleğe sahip olmak; bir öğretmen, bir doktor, bir mühendis olmak mesela. Kendimize sorduk mu “gerçekten” hayalim doktor olmak mı diye yoksa anne babamızın memnuniyeti midir izlediğimiz yol? Sonra ne gelmektedir, tabi ki “aile kurmak” ve evlenmek. İşte bu noktada kendimizi belki bizi en derinden anlayabilecek, hayatımıza gerçekten eşlik edebilecek veya ruhumuzun ötesini görebilecek bir eşten çok “evli olmak” kavramının yanına “yapıldı” yazmayı sağlayacak evliliklerin içinde buluveririz. Peki yaşadığımız kimin hayatıdır, biz kimin “hayallerini” gerçekleştirmekteyizdir? Yine aynı nokta, anne babamızı memnun etmek “benim yaşımdaki herkes evleniyordu” diye kendimizi gerçekten hayallerimizi ifade etmeyen bir akış içerisinde bulmak…

Bundan sonra ne gelir dersiniz, tabi ki hepimizin “hayalimdeki iş bu değildi” diye tekrar tekrar şikayet ettiğimiz fakat ömrümüzün en uzun zamanını harcadığımızın da farkında olmadığımız sadece diğerlerinin gönlü olsun diye her gün orada çalışıyor olduğumuz “iş” kavramı. Bu sabah ve her sabah geldiğiniz ofis, saatler geçirdiğiniz masanız, emek verdiğiniz hesaplarınız veya saatlerinizi verdiğiniz toplantılar sizi “gerçekten” ifade ediyor mu, gerçek hayalinizi mi yaşıyorsunuz, ya da eşinizi, kız arkadaşınızı belki anne babanızı memnun etmeye gayret mi ediyorsunuz?

İşte bizler “insanları” yani diğerlerini takip ettiğimizde hayatımız adeta “elimizde” olmayan iplerle yönetilmektedir. Çünkü “hayallerimizi” bir kenara bıraktığımız her seçim veya hayatımızın her alanı “başkalarını” takip ederek yaşamakta olduğumuz, “kendimizi olduğumuz gibi ifade edemediğimiz” ve can-ım hayatımızın son derece kıymetli olan her gününün “öylesine” geçmesine izin verdiğimiz bir akış olarak gerçekleşir. Bu yüzden “hayal etmek” son derece kıymetli bir meziyettir.

Tam olarak şu anda neleri hayal ediyorsunuz?

Şimdi samimiyetle sizlere sorduğum sorulara geri dönelim, ben sizler için cevaplamaya çalışayım, bugün neyi hayal ediyorum: tek başıma seyahat etmek tutkunu olarak son birkaç yıldır birçok kez gitmeye niyetlenip bir türlü gidemediğim Nepal-Hindistan-Çin turumu 2017 yılı bitmeden mutlaka gerçekleştirmeyi hayal ediyorum. Özellikle Nepal’de bulunmanın hayatımda mutlaka yapmam gereken, beni çok güçlü bir çekim gücü ile çağıran bir tecrübe olduğunu hissediyorum; çoğu insan “tek başına” oralara gidilir mi diye soruyor; fakat ben gerçekten bunu tek başıma gerçekleştirmeyi hayal ediyorum. Yorumlara aldırmadan, bir diğer kişiyi beklemeden, takdir edilmeye veya “onaylanmaya” ihtiyaç duymadan, sadece “benim hayalim” olduğu için bugün bu yazının bir parçası oluyor…

Bu hayal beni daha fazla hayal etmeye yönlendiriyor, bundan sonra beni çağıracak dünya üzerindeki muhteşem lokasyonlara ve hatta 35 yaşıma girecek olduğum sonraki yılın içerisinde kendimi daha da aşmak üzere hangi noktaya “tek başıma” korkmadan, çekinmeden, sonumu düşünmeden, sadece dünyayı olduğu gibi hissetmek, yağmurunda ıslanmak ve güneşinde yanmak üzere gideceğimi hayal etmeye devam ediyorum. Belki o farklı bir yazının konusu olacak ama şu an içimden geçen Kuzey Kutup Noktası…

İşte hayallerimiz böylesine “sihirli” dokunuşlardır hayatımızda. Belki siz bu soruya güzel bir evlilik gerçekleştirmek olarak cevap vereceksiniz, ya da tatlı bir bebek, veya bir ev almak olarak. Biraz daha kolaylaştıralım sabah sevdiğiniz bir dostunuzla kahvaltı keyfi yapmak da olabilir, huzur bulduğunuz bir orman yürüyüşü veya çok merak ettiğiniz yeni bir filmi izlemek… İçeriği ne kadar büyük veya küçük olursa olsun “hayaller” ertesi günü “enerji” ile beklemenizi sağlayan, yaşama “kendinizce” bakmanızı ve bizlere tanınmış bu muhteşem hayat sürecimizde “kendimizi” ifade etmenize yardımcı olan aracılardır.

Eğer bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız, içinizden bir an bile geçirdiğiniz “herkes” yapıyor ben neden istemiyorum dediğiniz bir şey var ise veya bugüne kadar “ben gerçekten böyle hayal etmemiştim” dediğiniz her ne var ise yeniden düşünün, kendinize sorun, hayal kurun, hayallerinizi gerçekleştirmek için adımlar atın, deneyin, hayal ettiklerinizi devam ettirin, insanları değil hayallerinizi izleyin… Evet istediğiniz şeyler diğerleri tarafından garip görülebilir, tasvip edilmeyebilir veya benim örneğimde olduğu gibi “kaç yaşına geldin hala tek başına seyahat derdinde misin artık evlenmelisin” gibi yorumlara da maruz kalabilir, fakat bu “sizin” biricik, muhteşem, eşi ve benzeri olmayan “hayalinizdir”. İşte bu yüzden gerçekleşmeyi de hak eder, ifade edilmeyi de, inanılmayı da ve bu hayat akışında en azından denenmiş olmayı da…

Bu yazıya esin kaynağı olan deyiş, bu anınızdan sonra size diliyorum ki muhteşem başlangıçlar getirir:

“Chase dreams, not people”

“İnsanları değil hayalleri takip edin” (Anonim)

Pınar Ulus
2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini ... Devam