Evlilikte cinsellik: Dengeler nasıl sağlanır?

Çok sevdiğim bir sözü paylaşarak bu konuyu anlatmak istiyorum. Der ki “evlilik erkeklerin cinsellik adına, cinsellik kadınların evlilik adına ödedikleri bedeldir” der. Tabii iş bedel ödemeye gelince de ne evliliğin ne cinselliğin tadı tuzu kalmamaktadır. Kadınlar sinirlendiklerinde eşlerini cinsellik ile cezalandırmakta, erkekler de bu cezayı sineye çekip başka konularda eşinden intikam almaktadır. Halbuki cinsellik evliliği diğer bütün ilişkilerden ayıran yegane ilişkidir. Bu yüzden iyi yaşandığı durumlarda evliliği daha iyiye götürürken, sorunlar olduğunda, evlilikte problemlere neden olmaktadır.

Cinsellik iki insanın yaşadığı en mahrem şeydir. Bu hayat bir tarafın fedakarlığı ile olmamalıdır. Evlilikten önce bütün hayatı boyunca cinselliğin kötü gösterildiği, cinselliğe giren kadının damgalandığı durumlarda cinselliğin iki kişi arasında sağlıklı yaşanmasını beklemek çok gerçekçi değildir. Evliliğin başı ile birlikte başlayan vaginismus problemi kadınların duyduğu korku ve endişe ile ilişkili olmaktadır. Çok acı çeker “ölür müyüm, kan kaybından hastahanelik olur muyum” korkuları kadınların ilk gece yaşadıkları korkunun temel bileşenleridir. Vaginusmus atlatılsa bile evlilikte cinsellik kadınlar için sıkıntı verici bir yaşantıysa bu baştan itibaren böyle başlayıp böyle gitmektedir. Cinselliği eşi istediği için istemekte daha doğrusu hayır dememektedir. Onun bu davranışlarını farketmeyen eşi ise bir şeylerin yolunda gitmediğini hissetmekte ama bunu bir türlü adlandıramamaktadır.

Sonuçta cinsellik konusunda sıkıntı yaşayan bir kadın çeşitli bahanelerle cinsellikten uzak durmaktaya çalışmaktadır. Eş anlayışlı ise başlarda problem olmamakta ama bir süre sonra iğnelemeler, serzenişler, hatta tehditler işin içine girmekte ve evlilik yara almaya başlamaktadır. Sevmediği yaşantıya bu şekilde katlanmak zorunda kalan kadınlar ise cinsellik yaşayacakları zamanlar tartışmalara daha yatkın olmakta sonra da zaten tartışıp nasıl yatağa gireceğiz diyerek bundan hoşnutsuzluğunu dile getirmektedir.

Evlilikte cinsellik aslında her iki taraf içinde beyinde başlayıp beyinde bitmektedir. Mutlu bir birlikteliği olmayan eşler cinsellikten de haz almamaktadır. Başlarda kavgalar gürültüler cinsellik ile sona erse de bir süre sonra cinsellik bitmekte kavgalar devam etmektedir. Bu yüzden cinsellik tek başına evliliği bozmadığı gibi aslında düzeltmemektedir. İyi giden bir evliliği daha iyiye, kötü giden bir evliliği ise daha kötüye götürmektedir. Bir yerde mihenk taşı görevi görmektedir.

Cinselliğe ara vermenin eşleri cinsellikten ve birbirlerinden soğuttuğunu da unutmamak gerekir. Hamilelik dönemlerinde birbirlerinden uzak kalan çiftler doğum sonrasında birbirlerine tekrar ısınamamakta ve cinselliğe bıraktıkları yerden devam edememektedirler. Bu nedenle gerek hamilelik gerekse başka nedenlerle cinselliğe ara vermemek gerekir. İlla hamilelikte cinsel ilişki yaşanmasa da eşlerin birbirilerine dokunmaları, bedenlerine uzak kalmamaları onların birbirlerinden uzaklaşmalarını engelleyecektir.

Eskilerin deyimiyle kavgalar akşam yatağa girdiğinde bitse bir sürü konu daha kolay halledebilecekken iş kan davasına döndüğünde daha zor toparlanmaktadır. Eşlerin birbirlerine yakın olmaları, ortak noktalarda buluşmaları , birbirlerini anlamaya çalışmaları, birbirlerini cinsellikle cezalandırmamaları gerekmektedir. Sonuçta kadınlar gibi erkekler de eşlerine kızdıkları zaman dokunmamakta, uzak durmakta, onun ilgi ve istek çağrılarına kulaklarını kapatmakta böyle olunca birbirlerinden uzaklaşmaktadırlar. Her iki taraf için de bu davranışı önermiyorum. Birbirimize karşı atacağımız adım bizleri birbirimize yakınlaştıracakken, sırtımızı dönüp attığımız adımlar uzaklaşmamıza neden olacaktır. Birbirinizden uzaklaşmayın. Dokunun ve sarılın. Bir sürü sorunun daha rahat hallolduğunu göreceksiniz.

İlginizi çekebilir: Çiftler arasında rol dağılımının eşit olması cinsel ilişkinin kalitesini düşürüyor mu?

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Uzman Psikolog Sabri Yurdakul
Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu, 1992 yılında ise Ankara Numune Hastanesi'nden "Psikiyatri Uzmanlığı" diplomasını aldı. Uzmanlık eğitimi sırasında Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma ... Devam