Çık aklımdan takıntı!

Düşünmek istemesek de, saçma da bulsak, tekrar tekrar aklımıza gelen ve kendimizi düşünmekten alıkoyamadığımız düşüncelere takıntı diyoruz.

Kişinin, tekrarlayan düşüncesinin saçma olduğunu bilse de, kendisini bir türlü “o” düşünceden uzaklaştıramama halidir takıntı. Takıntılara çok yoğun bir endişe ve kaygı duygusu eşlik eder. 

Takıntıları bu kadar güçlü kılan şey “güvende” hissetme ihtiyacımızdır. Kapı kilidi tekrar tekrar kontrol edilirse, sevdiklerimizin başına bir şey gelmesin diye dua edilirse (kaygılı bir biçimde), her şey çok düzenli tutulursa “güvende” hissederiz. Sanki bu takıntılı düşünceler ve davranışlar işe yarıyormuş, bizi tehlikelerden koruyormuş gibi hissederiz. Oysa bu gerçek değildir. Asıl olan takıntılarımızın esiri olup, kendimiz için tedbir aldığımızı sandığımız davranışların bizi daha olumsuz etkilemesidir.  Bu davranışlar güvende olmamızı sağlasaydı bu kadar huzursuz hisseder miydiniz?

Takıntıları olan kişi düşüncelerinin esiri olduğunda olayları olduğunda daha tehlikeli algılar. Risk algısı çok yüksek olur.

Takıntılarla ilgili yanlış bilinen bazı bilgiler
  • Takıntılar kişinin isteyerek düşündüğü şeyler değildir, düşünmek istememesine rağmen aklına gelen şeylerdir. Bu nedenle kişi kolayca bu süreçten kendi kendine çıkamaz. ‘Artık düşünme, bu davranışları artık yapma’ diyerek kişi bu süreçten çıkamaz.
  • Herkesin zaman zaman zihnini yoran olumsuz düşünceleri vardır. Buna takıntı denmez. Bir düşünce sıklığıyla, yarattığı olumsuz duyguyla, kişinin hayatının işlevselliğini bozmasıyla takıntı olarak tanımlanabilir.
  • Takıntılı olmak bir kişilik bozukluğu değildir. Bir tür kaygı bozukluğudur. Kişilikle ilgili olmadığı için de terapilerle geçmesi mümkündür.
Obesesif- kompulsif bozukluğun tedavisi

Obesesif-kompulsif bozukluğun tedavisinde kişinin kaygı uyandıran tekrarlayıcı düşünceleri ve kaçınma davranışları ve ele alınır. Bilişsel-davranışçı tedavide kişinin kaçındığı durumlar ele alınarak, adım adım o durumlar içinde bulunularak kaygının azaltılması hedeflenir. Kişiyi kaygılandıran düşünceler (oturduğum yerden bana mikrop bulaşır, kapıyı kilitlemiş miydim gibi) üzerinde çalıştırılır ve bu düşünceler sorgulanarak daha gerçekçi bir düşünce yapısı oluşması için çalışılır. Terapideki amaç kişinin kaygılarını ortadan kaldırmak ve daha huzurlu ve kaliteli bir yaşam sürmesini sağlamaktır.

Uzman Klinik Psikolog Romina Kuyumcuoğlu Psikolog
Romina Kuyumcuoğlu // Uzman Klinik Psikolog - Haliç Üniversitesi Psikoloji lisans eğitiminin ardından aynı üniversitede Klinik (Uygulamalı) Psikoloji yüksek lisansı yaparak uzmanlık eğitimini tamamladı. Akademik eğitimlerin yanı sıra çeşitli kurum ve enstitülerden mesleki eğitimler aldı. Bunlar arasında Bilişsel Davranışçı Terapi, Aile ve Çift Terapisi eğitimleri bulunmakta. Kuyumcuoğlu, bireysel psikoterapilerin yanı sıra çeşitli grup çalışmalarında yardımcı terapistlik yapmaktadır. Türk Psikologlar Derneği üyesidir. http://www.rominakuyumcuoglu.com/